Başkan Mesud Barzani, Cizre’de düzenlenen 4. Uluslararası Melayê Cizîrî Sempozyumu’na katıldı. Başkan Barzani büyük bir coşkuyla karşılandı.
Sempozyumda konuşma yapan Başkan Barzani, Melayê Cizîrî’nin divanından şiirler okundu.
Başkan Barzani konuşmasının sonunda “barış sürecine” dair mesajlar vererek şunları dile getirdi:
“Bölgede büyük bir değişime değinmek istiyorum: barış sürecine. Bu süreç başladığı için çok mutlu olduk
Gördüğünüz gibi bu sefer süreç çok daha düzenli başladı, çünkü halk, meclis ve partiler devleti destekliyor.
Barışa kapı açtıkları için buradan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye devletine, Türkiye Parlamentosu’na, Türkiye halkına teşekkürü borç biliyorum.
Aynı zamanda Sayın Öcalan’a attığı olumlu adımlar için teşekkür ediyorum.
Buradan şunu açıkça ilan ederim ki biz de bütün gücümüzle bu süreci destekliyoruz, bizden ne istenirse ve elimizden ne gelirse yapmaya hazırız.
Ve inşallah süreç çok iyi bir sonuca ulaşır; hepimiz için hayır ve esenlik getirir.”
Başkan Barzani’nin sempozyumda yaptığı konuşmanın tamamı şöyle:
“Bismillahirrahmanirahim
Bu coşkulu karşılama için çok teşekkür ederim.
Bugün benim için çok güzel bir gün. Bizim için bir kutup yıldızı olan Melayê Cizîrî adına düzenlenen sempozyuma katılmak büyük bir onur.
Sayın İçişleri Bakanı’na, Şırnak Valisi’ne, Şırnak’taki tüm devlet kurum ve kuruluşlarına teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekillerine, bölge halkına teşekkürler; bu sıcak karşılama için hepinize teşekkür ediyorum.
Melayê Cizîrî, hiçbir zaman batmayan parlak bir yıldızdır.
Hak yolunun aşıklarının kervanbaşıdır.
Cizîrî’nin şiirleri hiçbir zaman eskimez.
İnsan her defasında onların yeni söylendiğini, taze sunulduğunu zanneder.
Cizîrî’nin şiirlerinin içine ne kadar derinden girerseniz, Cizîrî’ye o kadar yakınlaşır ve ona o kadar hayran kalırsınız.
“Barzan Tekkesi’nde Cizîrî’nin şiirleri okunurdu”
Barzan Tekkesi’nde, Mevlana Şeyh Ahmed Barzani’nin huzurunda daima Cizîrî’nin şiirleri okunurdu.
Ve aralarında nasıl ruhani bir yakınlık olduğunu anladık.
Çünkü hak ve hakikat yolu birdir; nitekim Cizîrî’nin de buyurduğu gibi:
“Di esil da hemî av e, çi av û çi cemed.”
Ulağtığımız araştırmalara göre, Cizîrî’nin 1570 yılında dünyaya geldiği ve 1640 yılında Hakk’ın rahmetine kavuştuğu anlaşılmaktadır.
Yani yetmiş yıl yaşadı.
Ama çok hayır ve bereket dolu yetmiş yıl.
Çok marifet ve ilim dolu yetmiş yıl.
Cizîrî’nin şiirlerinde, onun Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Farsça dillerine çok hakim ve usta olduğu bellidir.
İlim ve irfan için çok gezdiği de bellidir; bize ulaşan bilgilere göre Amêdiye’ye kadar da ziyaret etmiştir.
Bütün bu alimlerin, uzmanların, araştırmacıların ve akademisyenlerin huzurunda, benim Cizîrî’nin teferruatına girmem zordur, çünkü sizler daha iyi bilirsiniz.
“Fenafillah mertebesine ulaşmıştı”
Fakat, kendi mütevazı görüşümle, Melayê Cizîrî hakkında birkaç hususu belirtmek isterim.
Tasavvuf alanında Cizîrî çok ama çok yüksek bir makamda olmuştur.
“Fenafillah” mertebesine ulaşmıştı.
Allah’ın birliğini bizlere açık bir dille anlatmış ve şöyle buyurmuştur:
“Wehdetê mutleq mela nûr e di qelban jela.
Zûra divê meselê, ehlê dilan şubhe ma.”
Melayê Cizîrî’nin azameti şu birkaç beyitte ortaya çıkıyor:
“Sirrê wehdet j’ezel, girtiye heta bi ebed.
Wahidek ferde bi zatî xu bibînin çi eded.
Yek e derya tu bizan, qend û çi mewc û çi hubab.
Di esil da hemî av e, çi av û çi cemed.”
Çok büyük bir manadır.
Sadece Melayê Cizîrî bu tabiri yapabilirdi; bir daha tekrar edeceğine, birisinin bu tabiri söyleyebileceğine inanmıyorum.
Felsefe alanında, felsefe meydanının süvarisi olmuştur.
İki dizeyle, insanlığın hayatını en iyi şekilde tabir ederek şöyle der:
“Bê ne û mahê new û destê qezayê hey hey.
Ne li zer’ê felekê, belkî li umrê me ye das.”
Melayê Cizîrî’den başka kim bu tabiri kullanabilir?
“Melayê Cizîrî hakkında ne kadar söylesek azdır”
Realizm -gerçekçilik- alanında, Mela’nın ne kadar gerçekçi ve bilge olduğu yine bu birkaç beyitte bizim için ortaya çıkıyor:
“Kes bi dadê me nepirsît, gile û dad çi ket.
Te nebît daderesek, bêhûde feryad çi ket.
Her giluseng dibit zêr, bi tedbîra hekîm.
Qabiliyet ku nebît, hîkmetê ustad çi ket.
Kan bi gewher çi biket, gewher eger pak nebît.
Tu besîret te nebît, sîretê ejdad çi ket.”
Yine, bu bize Mela’nın ne kadar bilge ve ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Melayê Cizîrî hakkında ne kadar söylesek azdır.
Onu vasfedemeyiz, hakkını veremeyiz.
Fakat Şırnak Üniversitesi’nin bu kongreyi yıllık bir gelenek olarak başlatması takdire şayandır.
Bu takdire şayan bir durumdur ve kendilerini tebrik ediyoruz.
Fakat Mela bizzat kendisini vasfeder ve şöyle der:
“Bi dil ateş ji ceger buryan im.
Lew perîşan û pir êşan im.
Aşiqê nazik û mehbûban im.
Tu mebîn bêser û bêsaman im.
Gulbaxê Îremê Botan im.
Şevçiraxê şevê Kurdistan im.”
Ve yerinde olarak, büyük Xani’ye şöyle der:
“Xanê rabe bîne ber ruhê Meleyê Cizîrî.
Pêheyî bike Elî Herîrî.
Keyfekê bide Feqiyê Teyran.
Heta bi ebed bimîne heyran.”
Biz de büyük şeyh Melayê Cizîrî’ye diyeceğiz:
“Dest her nagirim ji teleb.
Germ e di rê çît ser û tişt.
Pişt nadim du hezar xençer û tîr û rim û xişt.
Me serê daniye rê û bi Xwedê bestiye pişt.”
Allah bu bölgede size büyük bir lütufta bulunmuştur.
Cizîrî buradan çıkmıştır.
Ve tarih burada bir kez daha yazılmıştır, çünkü Allah Teala’nın Kuran’da da buyurduğu gibi: ” Westewet ‘elel Cûdîyyî (Gemi) Cudi’ye oturdu”.
Nuh’un Gemisi buraya indi.
Bu, sizin için ve hepimiz için büyük bir onur kaynağıdır.
Barış sürecine yönelik mesajlar
Son olarak bölgede büyük bir değişime değinmek istiyorum: barış sürecine. Bu süreç başladığı için çok mutlu olduk
Gördüğünüz gibi bu sefer süreç çok daha düzenli başladı, çünkü halk, meclis ve partiler devleti destekliyor.
Barışa kapı açtıkları için buradan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye devletine, Türkiye Parlamentosu’na, Türkiye halkına teşekkürü borç biliyorum.
Aynı zamanda Sayın Öcalan’a attığı olumlu adımlar için teşekkür ediyorum.
Buradan şunu açıkça ilan ederim ki biz de bütün gücümüzle bu süreci destekliyoruz, bizden ne istenirse ve elimizden ne gelirse yapmaya hazırız.
Ve inşallah süreç çok iyi bir sonuca ulaşır; hepimiz için hayır ve esenlik getirir.
Ve selamun aleyküm.”
Kaynak: Rudaw







