Batman Demokratik Kurumlar Platformu, Rojava’da son günlerde artan saldırıların durdurulması çağrısıyla basın açıklaması düzenledi. Yılmaz Güney Sergi Salonu’nda gerçekleştirilen açıklamaya, DEM Parti ve DBP il teşkilatları ile çok sayıda vatandaş katıldı. Basın metnini DEM Parti gençlik üyesi Emir Taynan okudu.
Açıklamada, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik devam eden saldırıların “açık bir insanlık suçu” olduğu belirtildi. Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların ağır silahlarla doğrudan sivilleri hedef aldığı ifade edilirken, çocukların da yaşamını yitirdiği saldırılarda yerleşim alanlarının bilinçli biçimde savaş alanına çevrildiği vurgulandı.
Saldırıların, Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye ordusuna entegrasyonu ve siyasi çözüm arayışlarının gündemde olduğu bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekilen açıklamada, “Bu saldırılar çözüm sürecini sabote etmeyi amaçlayan odaklar tarafından bilinçli biçimde kışkırtılıyor” denildi. Yaşananların yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de tehlikeye attığı kaydedildi.
Taynan, saldırıların Türkiye’deki barış ve demokratik toplum sürecini de olumsuz etkileyebileceğini belirterek, “Rojava’ya yönelik düşmanca tutum, bölgesel barış ihtimalini zayıflatıyor” ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıların, daha önce Süveyda’daki Dürzi ve Alevi yerleşimlerine gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğinde olduğu belirtilerek, Suriye’nin çok kimlikli yapısını hedef alan “karanlık bir aklın” devrede olduğu vurgulandı.
Türkiye’nin Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile kurduğu ilişkilerin bu saldırılarda etkili olduğu iddia edilirken, SDG’nin diplomasi ve diyalog girişimlerinin engellenmesinin “savaşta ısrar” anlamına geldiği ifade edildi.
“Rojava’ya sahip çıkmak insanlığa sahip çıkmaktır” mesajının verildiği açıklamada, Kürt halkının yalnız olmadığı, Kobanê direnişinde ortaya çıkan iradenin bugün de sürdüğü dile getirildi. Uluslararası kurumlar ve Birleşmiş Milletler, sivillerin korunması için acil sorumluluk almaya çağrıldı.
Son olarak dünya kamuoyuna ve demokratik çevrelere dayanışma çağrısı yapılarak, “Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de direnen halkla dayanışmayı büyütün. Sessizlik bu suça ortak olmaktır” denildi.








