TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda görüşlerini dile getiren eski TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Ademi merkeziyet olarak da tanımlanan bu yapı sadece idari bir yapılanmadır. Siyasi ve federal düşüncelere tamamen kapalıdır. Kaynakları ve yetkileri arttırılmış belediyeler, milletin ihtiyaçlarını daha hızlı ve kolay bir şekilde karşılar, ayrışmayı değil, bütünleşmeyi daha da arttırır. Bu adımlar ayrıştırıcı değil bilakis tarihin bize yüklediği sorumluluğa uygun bütünleştirici adımlardır” ifadelerini kullandı.
Komisyon, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.
Komisyonun 7’nci toplantısının ikinci oturumunda söz alan 28. TBMM Başkanı Yıldırım, TBMM çatısı altında, yürütülen sürecin tarihin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu kaydetti.
“Sadece PKK’nın değil, bütün silahlı uzantıları da silah bırakmalı”
Yıldırım, yapılan çağrıların ardından PKK’nin silahlarını yaktığını anımsatarak “Bu başlangıç için iyi bir adımdır. Elbette biliyoruz ki terörün kalıcı olarak sona ermesi yalnızca beyanatla olmaz. Bu sürecin sahaya tam yansıması, sadece PKK’nın değil, bütün silahlı uzantılarının da silah bırakmasıyla ancak mümkün olacaktır” diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla sürecin başladığını belirten Yıldırım, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hiçbir sabotaj, hiçbir tuzak Türkiye’yi bu tarihi yoldan geri döndüremez” açıklaması da hatırlattı.
Özgür Özel’e ve DEM Parti’ye teşekkür
Bu çağrıların “sürecin milli zemine oturmasını ve tarihi bir dönemeç olarak kayda geçmesini sağladığına” işaret eden Yıldırım, komisyon üyesi milletvekillerine, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, DEM Parti Eş başkanları ve diğer siyasi parti genel başkanlarına teşekkür etti.
“Cumhuriyetin ve devletin kırmızı çizgileri tartışmaya kapalı”
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun önemine işaret eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu masa milletin masasıdır. Bu irade devletiyle milletiyle 86 milyonun iradesidir. Buradaki temsil oranı yüzde 95’in üzerindedir. Bu sürece umutlu ve olumlu bakıyoruz. Bir hakikatin altını işin başında çizmekte fayda var.
Büyük bedellerle kurduğumuz Cumhuriyetin ve devletin kırmızı çizgileri tartışmaya kapalıdır. Vatanın sınırları, devletimizin üniter yapısı, Cumhuriyetin temel esasları, müzakere konusu değildir. Anayasanın ilk dört maddesi milletimizin ortak emaneti ve istikbalimizin teminatıdır.”
“Vatandaşlık tanımı gözden geçirilmeli”
“Her vatandaşının etnik kökeni, dili veya mezhebi ne olursa olsun eşit yurttaş olduğunu” ifade eden Yıldırım, “Vatandaşlık tanımının kapsayıcı bir şekilde gözden geçirilmesi, güncellenmesi bütün unsurları kapsaması önemlidir. Etnik kimlik esasında değil, anayasal vatandaşlık vazgeçilmez bir hakikattir. Bu hakikat asla üniter devlet yapımızla, Anayasamızın ilk 4 maddesiyle çelişmemelidir, çelişemez. Bilakis o temeller üzerinde daha da güçlenir” dedi.
“Ademi merkeziyet sadece idari bir yapılanmadır, üniter devlete tehdit değil”
Eski TBMM Başkanı Yıldırım, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin, üniter devleti tehdit değil, hizmetlerin daha etkin yürütülmesi için bir fırsat olduğunu dile getirerek, “Ademi merkeziyet olarak da tanımlanan bu yapı sadece idari bir yapılanmadır. Siyasi ve federal düşüncelere tamamen kapalıdır. Kaynakları ve yetkileri arttırılmış belediyeler, milletin ihtiyaçlarını daha hızlı ve kolay bir şekilde karşılar, ayrışmayı değil, bütünleşmeyi daha da arttırır. Bu adımlar ayrıştırıcı değil bilakis tarihin bize yüklediği sorumluluğa uygun bütünleştirici adımlardır” ifadelerini kullandı.
AK Parti hükümetlerinin attığı adımları anlatan Yıldırım, iktidarları döneminde “yasakları kaldırdıklarını, TRT Kurdi’nin yayın hayatına girdiğini, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açıldığını, Kürtçenin okullarda seçmeli ders olarak okutulmaya başlandığını” aktardı.
“Hedefimiz hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış hissetmeyeceği bir Türkiye’yi inşa etmek”
Türklerin ve Kürtlerin bu milletin asli unsuru olduğunu ifade eden Yıldırım, “Türklerin de Kürtlerin de tek bir sorunu var, terör. Terör, sadece Kürtlerin, Türklerin sorunu değil, milletimizin sorunudur. Cumhuriyet nasıl birlikte kurduk, bugünlere taşıdıysak, nasıl aynı bayrak altında omuz omuza verdiysek, bugün de hedefimiz hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış hissetmeyeceği, herkesin eşit vatandaşlık temelinde güvenle geleceğe baktığı bir Türkiye’yi inşa etmek olacaktır” dedi.
Yeni, sivil, katılımcı bir anayasanın öneminin altını çizen Yıldırım, bu parlamentonun gereken düzenlemeleri yapabilecek kabiliyete ve imkana sahip olduğunu belirtti.
Yıldırım, “Yolumuz çok açıktır. Birlik, beraberlik, kardeşlik için her şeyi yaparız. Ayrışmaya ise asla müsaade etmeyiz” ifadelerini kullandı.
Yıldırım, “Her ne kadar PKK terör örgütü kendini feshedeceğini ifade etmişse de bunun sembolik düzeyde kalmaması ve bu komisyonun çalışmalarının sonlanmasını da beklememesi ve fesih yönündeki adımları hayatı geçirmesi, sürecin başarısı açısından hayatı öneme sahiptir. Meseleyi sadece Irak sahasında görmek, tarihi bir yanılgı olur” diye konuştu.
“Çağrı PKK ile ilintili tüm silahlı unsurları kapsamalıdır”
Eski TBMM Başkanı Yıldırım, silah bırakma ve fesih çağrısının yalnızca PKK ile sınırlı olmadığını ifade ederek, “Onunla ilintili tüm silahlı unsurları kapsamalıdır. Terörün kökten sona ermesi, bütün bu yapılar sahneden çekildiğinde mümkün olacaktır. Bu yüzden bir yandan silah bırakma çağrısının konuşulması diğer yandan da aynı unsurların Suriye’de özerklik hayaliyle desteklenmesi kökten bir çelişkidir. Terörsüz Türkiye’de hedefi ancak bu senaryoları boşa çıkarmakla mümkündür” değerlendirmesinde bulundu.