Gazeteci Cemile Bayraktar, Kürtlerin millet olarak, Kürtçe’nin ise bir dil olarak varlığının inkârının Türkiye’de yeni olmadığını; bu yaklaşımın uzun yıllardır resmî asimilasyon politikaları ve ideolojik tarih anlatılarıyla desteklenerek adeta rutin hâle getirildiğini vurguladı.
Elips Haber’de yer alan değerlendirmesinde Bayraktar, bilginin tarihsel süreçte şifahi aktarımın ötesine geçerek modern dönemde akademik araştırmalar ve belgelere dayalı biçimde üretildiğini belirtti. Buna rağmen, “inkâr kültürü”nün hâkim olduğu zeminlerde hem sözlü anlatımın hem de belgeli bilginin görmezden gelindiğini ifade etti. “Kürt yok, Kürtçe yok” şeklindeki söylemlerin bu nedenle bilimsel değil, ideolojik safsatalar olduğunu dile getirdi.
Bayraktar, Kürtlerin tarihine dair çok sayıda akademik kaynağın bulunduğunu; bu kaynakların, Kürtlerin milattan önceki dönemlere uzanan varlığına işaret ettiğini aktardı. Antik ve Orta Çağ metinlerinden modern tarih ve dilbilim çalışmalarına kadar geniş bir literatürün, Kürtlerin tarihsel sürekliliğini ortaya koyduğunu belirtti. Bu kadar zengin bir birikimin yok sayılmasının, bilimsel bir tutumdan ziyade açık bir inkâr anlamına geldiğini söyledi.
Kürtçenin kökenine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bayraktar, Kürtçenin başka dillerden türemiş bir lehçe olmadığını; çok eski dönemlerden itibaren bağımsız bir gelişim süreci izleyen bir dil olduğunu belirten akademik görüşlere dikkat çekti. Dilbilimsel, arkeolojik ve genetik bulguların, Kürtlerin ve Kürtçenin milattan önce de var olduğuna işaret ettiğini aktardı.
Kürtlerin inanç tarihine de değinen Bayraktar, İslamiyet öncesinde farklı inanç sistemleriyle temas hâlinde olan Kürtlerin, özellikle Zerdüştlük başta olmak üzere çeşitli inançları benimsediklerini; Hz. Ömer döneminde ise toplu hâlde İslamiyet’le tanıştıklarını hatırlattı. İslam tarihi kaynaklarında Kürtlerin yaşadığı coğrafyaların ve Kürt adının açık biçimde geçtiğini, “Bilâd’ül Ekrad” ve “Kürdistan” gibi kavramların tarihsel metinlerde yer aldığını ifade etti.
Son olarak Bayraktar, Kürtlerin tarih, dil ve kültürüne dair bu denli güçlü akademik veriler ortadayken, varlığı inkâr etmenin gerçeklikle bağdaşmadığını vurguladı. Türkiye’den Irak’a, Suriye’den İran’a uzanan coğrafyada Kürtlerin asırlardır yaşadığını belirterek, günümüzde tartışılması gerekenin inkâr değil; eşit vatandaşlık temelinde hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi olduğunu söyledi.








