İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2025 raporuna göre, Kürtlerin yoğunlukta yaşadıkları kentlerde insan hakları ihlalleri münferit olmaktan çıkarak sistematik bir nitelik kazandı. Raporda, en az 2 bin 671 ihlal tespit edildiği açıklandı.
İhlaller “süreklilik ve sistematiklik” gösteriyor
İHD, “2025 yılı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi İnsan Hakları İhlalleri Raporu”nu Diyarbakır’da kamuoyuyla paylaştı.
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, raporun şubelere yapılan başvurular, sahadaki izleme faaliyetleri ve basına yansıyan bilgiler doğrultusunda hazırlandığını belirtti.
Yılmaz, bölgede yaşanan ihlallerin artık münferit olaylar olmaktan çıktığını vurgulayarak, “Hak ihlallerinin belirli alanlarda yoğunlaşarak süreklilik gösterdiği ve sistematik bir hal aldığı görülmektedir” dedi.
Güvenlik merkezli politikalar ve ayrımcı söylemlerin, özellikle bölge halkı üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekildi.
Toplantı ve ifade özgürlüğüne müdahale
Raporda, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının idari kararlarla sınırlandırıldığı, muhalif siyasetçiler ve hak savunucularına yönelik soruşturma ve tutuklamaların sürdüğü belirtildi.
Yurttaşların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken faaliyetleri nedeniyle soruşturmalara maruz kaldığı, basın kuruluşları ve derneklere yönelik baskınların da bu tabloyu güçlendirdiği ifade edildi.
Ayrıca özellikle Kürtçe kullanımına yönelik ihlallerin devam ettiği vurgulandı.
Yaşam hakkı ihlalleri farklı biçimlerde sürüyor
İHD’ye göre 2025 yılı boyunca yaşam hakkına yönelik ihlaller farklı kategorilerde devam etti.
Yargısız infaz iddiaları, hapishanelerde yaşanan ölümler ve ihmal sonucu meydana gelen ölümler raporda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Bunun yanı sıra kuşkulu ölümler ve intihar iddialarında artış yaşandığı belirtilirken, bu vakaların etkin biçimde soruşturulması gerektiği vurgulandı.
Raporda ayrıca iş kazaları sonucu meydana gelen ölümler ve yaralanmaların da devletin yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekildi.
İşkence ve kötü muamele iddiaları
Raporda, işkence ve kötü muamele vakalarının 2025 yılında da sürdüğü kaydedildi.
İHD, kamu görevlileri tarafından gözaltı merkezlerinde, hapishanelerde ve gözaltı dışı alanlarda kötü muamele ve onur kırıcı davranışların tespit edildiğini açıkladı.
Ayrıca bazı yurttaşların kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırıldığı, tehdit edildiği ve ajanlık dayatmasıyla karşı karşıya kaldığına dair iddialar da raporda yer aldı.
En az 588 gözaltı, 81 tutuklama
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelik ihlaller kapsamında, bölge genelinde en az 588 kişinin gözaltına alındığı, bunlardan en az 81’inin tutuklandığı belirtildi.
Çok sayıda ev baskını gerçekleştirildiği ve soruşturmalar kapsamında birçok kişinin özgürlüğünün kısıtlandığı ifade edildi.
Yargılama süreçlerinin bazı durumlarda “cezalandırma aracı” gibi işletildiği değerlendirmesi raporda dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı.
Cezaevlerinde ihlaller arttı
Raporda cezaevlerindeki hak ihlallerinin artarak sürdüğü ifade edildi.
Mahpusların rızaları dışında başka hapishanelere sevk edilmesi, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar, haberleşme ve sosyal etkinlik haklarının engellenmesi başlıca ihlaller arasında sıralandı.
Yeni tip hapishanelerle birlikte tecrit ve izolasyon uygulamalarının yaygınlaştığı, bunun da mahpusların ruhsal sağlığını olumsuz etkilediği belirtildi.
Kadınlar ve çocuklar da raporda
İHD, kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin 2025 yılında da sürdüğünü açıkladı.
Rapora göre, çok sayıda kadın aile içi şiddet sonucu hayatını kaybetti veya yaralandı.
Çocuklara yönelik istismar ve şiddet vakalarının da devam ettiği belirtilirken, bu durumun toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve yetersiz koruma politikalarıyla bağlantılı olduğu vurgulandı.
“Köklü ve yapısal sorunlar devam ediyor”
Raporun sonuç bölümünde, bölgede en az 2 bin 671 insan hakları ihlalinin tespit edildiği tekrarlandı.
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, ortaya çıkan tablonun hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin “köklü ve yapısal sorunların” devam ettiğini gösterdiğini ifade etti.
Yaşam hakkından ifade özgürlüğüne kadar geniş bir alanda ihlallerin sürmesinin, kamu gücünü elinde bulunduranların insan haklarına yaklaşımını ortaya koyduğu belirtildi.







