Batmanlı gazeteci ve kamuoyunda “Balıkçı” lakabıyla tanınan İlhami Işık, Kürtlerin son 14 yılda yaşanan büyük siyasal kırılmalar karşısında yeterli siyasal inisiyatif alamadığını vurguladı.
Işık’a göre, Suriye’deki Kürtler, uzun bir zaman dilimine yayılmış olmasına rağmen bölgesel ve küresel koşulların köklü biçimde değiştiğini öngöremedi. Özellikle 7 Ekim 2024 Hamas saldırısıyla başlayan ikinci büyük kırılmanın, tüm dengeleri altüst etmesine rağmen Kürtlerin bu süreci doğru okuyamadığını ifade etti.
Yazıda, Kürtlerin IŞİD’e karşı mücadelede büyük bedeller ödediği, binlerce insanını kaybettiği ve bu süreçte bir kahramanlık destanı yazdığı hatırlatıldı. Ancak bu fedakârlığın, siyaset ve siyasal çıkarlar açısından kalıcı ve ömür boyu sürecek bir sermaye olarak görülemeyeceği vurgulandı.
İlhami Işık, Türkiye’nin yeni uluslararası sürece hızla adapte olduğunu, buna karşın Kürtlerin olağanüstü bir siyasal kırılma yaşanmamış gibi davrandığını belirtti. Bölgeye yeni aktörlerin girdiği, dengelerin değiştiği bir dönemde Kürtlerin, bu kırılmanın geçici olduğu varsayımıyla hareket ettiğini ve davranış kodlarını harekete geçirecek bir siyasal inisiyatif geliştiremediğini ifade etti.
Yeni Şam yönetiminin her geçen gün meşruiyetini artırmaya çalıştığını belirten Işık, Kürtlerin ise birinci siyasal kırılmada elde ettikleri kazanımlara yatırım yapmayı sürdürdüğünü, ancak bunun artık mümkün olmadığını dile getirdi. Bu durumun, 30 Ocak’ta yapılan anlaşma ile açık biçimde ortaya çıktığını kaydetti.
Yazıda ayrıca, Kürtlerin birinci kırılma döneminde elde ettikleri ve kendilerine ait olmayan bazı kazanımları, kendilerine ait olan kazanımları korumak adına daha erken ve güçlü diplomatik hamlelerle değerlendirebilecekleri ifade edildi. Özellikle Halep’te bulunan iki mahallenin, çatışmalar yaşanmadan önce diplomatik yollarla çözüme kavuşturulmasının mümkün olduğu belirtildi.
İlhami Işık, Kürtlerin Fırat’ın batısından çekilmeyi zamanında bir fırsata dönüştürebilmesi halinde, bugün elde edilen kazanımlardan çok daha fazla siyasal meşruiyet sağlayabileceklerini ve mevcut sorunların büyük bölümünün yaşanmayacağını vurgulayarak değerlendirmesini tamamladı.








