“Kardeşlik söylemi çöktü: “Kürtler toplu hedef haline mi getiriliyor?”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Orhan Miroğlu’nun son açıklamaları kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Miroğlu’nun, “Kuzey Irak’taki bölgesel yönetim saçmalığına da son verilmeli. Irak üniter devlet olmalı” sözleri ile “Barzani uyarılmalı” ve “Geçen yüzyılda Osmanlı topraklarının bölünmesine karşı koyamadık ama bu yüzyılda daha küçük parçalara bölünmesine izin vermeyeceğiz” ifadeleri, Kürt meselesi ve bölgesel siyaset bağlamında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.

“Bu tür söylemler artık normalleşiyor”

Söz konusu açıklamaların yalnızca bir görüş beyanı olarak kalmadığı, devlet nezdinde “teklif” olarak da sunulabildiği bir siyasi iklimin oluştuğuna dikkat çekiliyor. Bu durumun, yeryüzündeki bütün Kürtleri Türkiye’nin düşmanı gibi konumlandıran bir anlayışı beslediği eleştirileri yükseliyor.

“Kardeşlik söylemi artık yetmiyor”

Eleştirilerde, Kürt aydınlarından önce Türk aydınlarının ve devleti yönetenlerin sorumluluğuna vurgu yapılıyor. Yaklaşık elli yıldır tekrar edilen ancak içeriği doldurulamadığı için toplumsal sorunlara çare olamayan “kardeşlik” söyleminin ötesine geçilmesi gerektiği ifade ediliyor.

“Ulusal bir ittifakla yürüyen Kürt karşıtlığı”

Kürt karşıtı kampanyaların adeta ulusal bir mutabakatla sürdürülmesinin son derece yıkıcı olduğu belirtiliyor. Bu yaklaşımın, toplumu bir arada tutan ortak değerlerin altına “dinamit koymakla” eşdeğer olduğu vurgulanıyor.

“Hesabı Kürtler yapmalı ama…”

PKK ve SDG’nin izlediği stratejilerin doğurduğu siyasi sonuçların muhasebesinin Kürtler tarafından yapılması gerektiği kabul edilirken, mevcut tabloda bunun ötesine geçilerek Kürtlerin yaşadığı her coğrafyaya “inkâr sancağı” dikilmek istendiği eleştirisi dile getiriliyor. Böyle bir siyasi iklimin bilinçli olarak üretildiği görüşü paylaşılıyor.

“Günah keçisi Kürtler”

Metinde, İslam dünyası ile Batı arasında yüzyıllara dayanan tarihsel mücadelenin tüm bedelinin, PKK gerekçe gösterilerek Kürtlerin omuzlarına yüklenmeye çalışıldığı savunuluyor. Bunun yeni bir ırkçı dalgayı beslediği uyarısı yapılıyor.

“Bu dalga nerede duracak?”

İnkâr ve dışlama siyasetinin Kuzey Irak’la sınırlı kalmayacağı, dünyanın herhangi bir yerinde –hatta Tokyo’da yaşayan bir Kürde kadar– uzanabileceği endişesi dile getiriliyor. Hayatı boyunca yüzü Türkiye’ye dönük olmuş, şiddete karşı durmuş Kürtler için bu kaygının “gereksiz bir endişe” olup olmadığı sorgulanıyor.

“Susmayın, yarın geç olabilir”

Metin, aydınlara ve kanaat önderlerine çağrıyla son buluyor. Bu etnik öfke ve hınç dalgasını durdurmak için susulmaması, kamuoyunun aydınlatılması gerektiği vurgulanıyor; aksi halde yarın çok geç olabileceği uyarısı yapılıyor.

 

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Uygulamamızı İndir ve Yorum Yap 🌟