Hakan Fidan’ın ‘savaş tehdidi yok’ açıklamasına tepki gösteren Özgür Özel, “Hakan Fidan iki hafta önce ‘savaş tehdidi yok’ diyordu. Bütün dünya tarihin en büyük yığınağını yaptığında Amerika’nın ne yapacağını biliyor ama bizim Hakan Fidan görmüyor. Dünyaya değil, Hakan Fidan’a sürpriz” dedi.
Partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ‘savaş tehdidi yok’ sözlerine tepki gösteren Özel, “Bugün 1 Mart tezkeresine hayır diyenler dökülen kanın eline bulaşmamasının gururunu yaşattı bize. Trump’a teslimiyet var. Trump ve Netanyahu ne yapacağını biliyor ama bunlar ne yapacağını, içinde bulundukları oyunun nereye evrileceğini bilmiyor. Hakan Fidan iki hafta önce ‘savaş tehdidi yok’ diyordu. Bütün dünya tarihin en büyük yığınağını yaptığında Amerika’nın ne yapacağını biliyor ama bizim Hakan Fidan görmüyor. Dünyaya değil, Hakan Fidan’a sürpriz” ifadelerini kullandı.
“En güçlü seçim kampanyasına hazırlanıyoruz”
Özel’in açıklamalarından satır başları şöyle;
“Yoğun bir haftayı hep beraber geride bıraktık, daha yoğununa da hep birlikte başlıyoruz. Çarşamba günü İstanbul’da üçüncü bölge mitingimizi gerçekleştirdik. Ardından da Burdur’da il mitingimizi, eylemimizi gerçekleştirdik. Bir sivil darbeye karşı duyduğumuz; işçinin, emeklinin, çiftçinin, kadınların, gençlerin derdini konuştuğumuz 93 eylemi geride bıraktık. Dün ise Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizin tanıtım toplantısında liyakatli, güçlü kadrolarımızı tanıtırken parti programımızın hükümet programı çalışmasına evrildiği ilk çıktıları; milletvekillerimizin, parti meclis üyelerimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün… Yetmez, dünya siyasi tarihinin en kalabalık seçim kampanyasına, en güçlü seçim kampanyasına hazırlanıyoruz.
“Bu millet seçtiğini bırakmaz, seçme hakkını bırakmaz”
19 Mart darbesine karşı 23 Mart’ta dayanışma sandıklarına koşan 15,5 milyon gönüllünün ve devamında Ekrem Başkan’a ve yol arkadaşlarımıza sahip çıkan herkesin, darbenin karşısında duran bütün demokratlarla birlikte önemli bir yürüyüşü gerçekleştiriyoruz. Bunun için dünkü tanıtım toplantımıza kulak kabartan, ardından il başkanlıklarımıza, ilçe başkanlıklarımıza bu vaatlerden, bu seçim yürüyüşünden duyduğu memnuniyeti ifade eden ve bizimle birlikte bir devri kapatıp bir devir açmak isteyen; yüz yıl sonra yine Cumhuriyet için, demokrasi için ve yokluktan, yoksulluktan kurtulmak, hep birlikte kalkınmak ve eşitçe paylaşmak için ümidi bizde olanlara selam olsun, selam olsun!
O yüzden, o yüzden durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Biz bu eylemlere başlarken bunlara mevsimlik ya da konjonktürel ömür biçenler olmuştu. Demişlerdi ki bu ilk iki, üç eylem, miting olur, sonra milletin heyecanı söner. Yaz gelir, öğrenciler gider, İstanbul boşalır; sıcak olur, millet eyleme katılmaz, memleketine gider. Biz de demiştik ki; bunlar siyasette miting yaparken, toplantılar düzenlerken gözetilecek işler ama durum o değil, duygu o değil.
Bu millet seçtiğini bırakmaz, seçme hakkını bırakmaz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet Cumhuriyet’in en büyük kazanımı sandığı bırakmaz. Sandığa el uzatan oldu mu, o elin karşısında dimdik millet durur. Devletini sever ama devleti milletin karşısına dikerseniz, o zaman millet sandığı savunur, millet kazanır dedik. O günden bugüne de 46 derece sıcakta 15-16 kişinin bayıldığı eylem de oldu, eksi 4 derece sıcakta donduğumuz ama meydandan ayrılmadığımız, birlikte dolunun altında kaldığımız, karın tipinin altında kaldığımız ancak asla bir adım geri atmadığımız eylemlerimiz oldu.
Çünkü o eyleme katılanlar biliyorlar ki bu mücadele otokrasiyi savunanlarla demokrasiyi savunanlar arasındadır. Çünkü bu mücadele zalimle mazlum arasındadır. Çünkü bu mücadele ezenle ezilen arasındadır. Bu mücadele emeği sömüren, sömürttürenlerle emeği sömürülen işçi sınıfının arasındadır. Bu mücadele yıllarca elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş, ‘Artık sen rahat et, sana biz bakacağız’ diye emeklilere seslenip de sonra bu toplum sözleşmesini bozanların; dünyanın en vicdansız emekli maaşını, yoksulluğun, açlığın, sefaletin maaşını veren vicdansızlara karşı emeklilerin haysiyet mücadelesidir, onlarla emekliler arasındadır. Bu mücadele kendi iktidardan gidecek kaygısı dışında bu topraklardaki hiçbir kaygıyı görmezden gelenlerle geleceğinden kaygı duyan gençler arasındadır; gençlerin onur, varoluş ve haysiyet mücadelesidir. O yüzden güç bir haftayı geride bıraktık, daha zoruna, mücadelenin daha koru koruna verileceği yeni bir haftaya da burada hep birlikte giriyoruz.
Tom Barrack’ın meşruiyet sözleri hatırlatıldı
Değerli arkadaşlar, dünya kritik bir eşikten geçiyor ve iktidarın dünyadaki, bakmayın yandaş basınlarına, televizyonlarına, birbirlerine dizdikleri övgülere; diplomasi yapılmadığında dikleşiyorlar, diplomasi yapılmadığında dik duruyorlar, diplomasi yapmaya başladıklarında ‘efendim doğrusunu yapıyorlar’, 180 derece geri döndüklerinde ‘hep arkasındayız, ne kadar güzel’ ama maalesef yeni bir krizle ve bu krizi doğru okumayan bir dış politika yönetimiyle karşı karşıyayız.
Ve Türkiye’nin çaresizliğini, maalesef iktidarın teslimiyetini; Gazze’yi yerle bir etmiş olanlara, orada soykırım yapmış olanlara, bir yandan ‘eli kanlı katil’ derken onlarla Gazze için aynı masaya oturanları… Adı barış olan ama ‘Gazze Şeridi güzelmiş, burada Filistinlilere yer yok, onları yandaki ülkelere süpüreceğim, buraya oteller, kumarhaneler dikeceğim, çok da doğalgaz varmış onu istiyorum’ diyen Trump’ın adını barış masası koyduğu ama Gazze’yi, Filistin’i işgal masasına Netanyahu ile birlikte oturanların ve Trump’a teslimiyet, Netanyahu ile gönülsüz de kayıkçı kavgası ama dün Trump’a sorunca ‘Erdoğan iyi iş çıkardı, ona güveniyorum. Netanyahu ile arasında bir sorun yok, bir sorun yaşamayacaklar. Onlar da birbirlerine saygı duyuyorlar’ ifadeleri ortadayken Türkiye’nin bölgede Amerikan planının bir parçası olması noktası…
‘Netanyahu ile birlikte çalışacaklar’ dedikleri Barack, Türkiye Büyükelçisi bu. Daha geçtiğimiz aylarda ‘Trump akıllı, benim aklıma hiç gelmemişti, Erdoğan’da olmayanı ona veriyor, karşılığında istediğini alacak’ diyen Barack bu. Ne veriyormuş? Türkiye’de meşruiyeti yokmuş Erdoğan’ın, Obama… Kendisine Trump meşruiyet verecekmiş, karşılığında istediğini alacakmış. İşte tam o günleri yaşıyoruz. O günlerde Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri’ne gidip de öyle daha görüşmeden önce yasak savmalık Filistin’in F’sini anınca Amerikan Dışişleri Bakanı’nın ‘Trump’la 5 dakika görüşmek için bize yalvarıyorlar’… İşte Türkiye dediğini unutmadı.
Hakan Fidan’a ‘savaş tehdidi yok’ tepkisi
Bugün 1 Mart tezkeresine hayır diyenler dökülen kanın eline bulaşmamasının gururunu yaşattı bize. Trump’a teslimiyet var. Trump ve Netanyahu ne yapacağını biliyor ama bunlar ne yapacağını, içinde bulundukları oyunun nereye evrileceğini bilmiyor. Hakan Fidan iki hafta önce ‘savaş tehdidi yok’ diyordu. Bütün dünya tarihin en büyük yığınağını yaptığında Amerika’nın ne yapacağını biliyor ama bizim Hakan Fidan görmüyor. Dünyaya değil, Hakan Fidan’a sürpriz. AKP iktidarı Trump yönetimine çıt çıkarmıyor. Biz, ABD ve İsrail’in planları karşısında bölgede yaşayan tüm insanların hakkını savunduk, savunmaya da devam ediyoruz. İran’a tüm kayıpları için başsağlığı diliyoruz. İran’daki rejimin politikalarını tasvip etmemekle birlikte İran’ın kaderini İran’da yaşayanların belirleyeceğini savunuyoruz.
“Tanju Özcan ile gurur duyuyorum”
Tanju Özcan, Bolu’da bir vakıf koyup AKP ve MHP de dahil bütün Bolu’yu içine koymuş. Hep birlikte iş insanlarına, Bolu’dan para kazananlara ve zincir marketlere bu vakfa destek olun demişler. 528 Bolulu genci yüksek burslarla okutuyorlar. Burs isteyen her gence, kriterleri tutan her gence burs veren bu vakıf, Bolu’ya da huzurevi yapmak için çalışıyor. Adliyenin yanında Belediyede çalışıyor Tanju özcan. Çağırsan ifadesini alırsın. Telefon davetiyle değil, eve polisin gelip davet etmesi değil… Jandarma operasyonuyla alıp 3 gün gözaltında tutacaklar… Sen bu vakfa bağış yapın diye 3 harfli şirketlere söylemişsin. Adam Bolu’ya 17 şube açıp Bolu’nun kaymağını yiyor. Belediye Başkanıma bundan başka sorulan soru, bir kör kuruş yok. Ben Tanju ile gurur duyuyorum!”
Bahçeli’ye ‘iç cephe’ tepkisi
Sayın Bahçeli, ‘İç cephemiz sarsılırsa sağımız solumuzun zararlı haşeratlarla dolar’ dedi. İç cepheyi sarsmayı bana demiyor herhalde! İç cepheyi bozan biz miyiz? Seçim sonuçlarını hazmedemeyip 16 belediye başkanımızın kapısına her sabah algı operasyonu için polisle dayananlar mı? Kim savunuyor damat Ferit’leri kim savunuyor milli mücadeleyi?
Son hedef Tanju, ilk hedef Ahmet Özer… Yapılacak seçimlerde bizim yerimize bunlar geçmesin diye her türlü kötülüğü, kumpası alet ederek böyle bir yürüyüşe engel olma çabası bu. Diğer yanda; Ergenekon, Balyoz kumpasında birileri milli, kahraman orduyu tasfiye ederken karşı durmuş, kandırılmamış, tarih boyunca tutarlı olmuş bir siyasi hareket var. Aynı yerde durmaya devam ediyoruz. Kurtulmuş geldi, siyasi bir nezaket ziyareti yaptı. Çağırdılar, iftara gidecektik; vallahi de billahi de katılacaktık. Madem milli bir duruş lazımdır, yine balta çeltiler! Bu akşam iftara Sincan cezaevine Tanju’nun yanına gideceğim! Geçen hafta yoğundu zordu, daha yoğunu olacak dedim. Olacak! bugün bu toplantı, yarın İstanbul’da ikinci bölge mitingi olacak, Cuma günü Bolu’ya gidilecek ve Bolu ayağa kaldırılacak. Cumartesi Karaman’da millet iradesine sahip çıkacak. Pazar günü Eskişehir’de kadınların Atatürk’e şükranına ortak olunacak. Bu kürsüye gelinene kadar ne ben ne milletvekillerimiz ne örgütümüz duracak. Madem ki kötülük gemiyi azıya aldı, hodri meydan! CHP karşınızdadır!”








