ABD’li kıdemli Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Suriye Geçici Hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında 18 Ocak’ta ilan edilen ateşkes ve entegrasyon anlaşmasına ilişkin, Washington’un anlaşmanın tüm ayrıntılarına henüz tam olarak hâkim olmadığını söyledi.
Sosyal medya platformu X üzerinden açıklama yapan Graham, anlaşmanın “umut verici” yönleri olduğunu belirtmekle birlikte, ciddi soru işaretleri taşıdığını vurguladı. Graham, “Bu anlaşmanın büyük değişimler yaratmasını umuyorum ancak cevaplardan çok sorularım var” ifadelerini kullandı.
Uzun yıllardır DSG’nin Kongre’deki en güçlü destekçileri arasında yer alan Graham, ABD’nin Suriye’deki temel ulusal güvenlik çıkarlarından birinin DSG ile kurulan ortaklık olduğunu hatırlatarak, “Yıllardır çoğunluğu Kürtlerden oluşan DSG ile IŞİD’e karşı omuz omuza mücadele ettik” dedi.
Türkiye ve İsrail vurgusu
Senatör Graham, anlaşmanın bölgesel etkilerine ilişkin sorular da yöneltti. Mutabakatın Türkiye ile istişare edilip edilmediğini sorgulayan Graham, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin DSG kontrolündeki bölgelerdeki son askeri hareketliliğe dahil olup olmadığına dair belirsizliklere dikkat çekti. Anlaşma sürecinde İsrail’e danışılıp danışılmadığı sorusu da Graham’ın gündeminde yer aldı.
14 maddelik anlaşmanın öne çıkan başlıkları
Suriye Hükümeti ile DSG arasında imzalanan ve “tam entegrasyon” hedefi taşıyan 14 maddelik mutabakat kapsamında;
- Tüm cephelerde derhal ve kapsamlı ateşkes ilan edildi
- DSG güçlerinin Fırat’ın doğusuna çekilmesi kararlaştırıldı
- Rakka ve Deyrizor vilayetlerinin idari ve askeri kontrolü Şam’a devredildi
- Petrol ve gaz sahaları ile sınır kapıları merkezi hükümetin denetimine geçti
- DSG mensuplarının, güvenlik soruşturmalarının ardından bireysel olarak Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına entegre edilmesi öngörüldü
- IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevleri ve kampların sorumluluğu Şam yönetimine bırakıldı
- Haseke Valiliği için Kürt bir ismin atanması yönünde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılması kararlaştırıldı
- Kobani’de ağır silahların çekilmesi ve yerel halktan oluşan bir güvenlik gücü kurulması hükme bağlandı
Mazlum Abdi: “Bu bir iç savaşa dönüşmesin diye geri çekildik”
Mazlum Abdi, anlaşmanın ardından yayımladığı video mesajda, yaşanan çatışmalarda büyük bedeller ödendiğini belirtti. Abdi, “Bu savaşa mecbur bırakıldık. Ölümleri engellemek ve sürecin iç savaşa dönüşmemesi için Deyrizor ve Rakka’dan çekilme kararı aldık” dedi.
Abdi, Şam’da yapılacak görüşmelerin ardından daha kapsamlı bir açıklama yapılacağını, DSG’nin kazanımlarını korumak için mücadele etmeye devam edeceğini ifade etti.
Bölgesel ve uluslararası destek
Anlaşma; Suudi Arabistan, Ürdün, Fransa ve ABD tarafından memnuniyetle karşılandı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı mutabakatı “Suriye’nin istikrarı için tarihi bir adım” olarak nitelendirirken, Ürdün yönetimi anlaşmanın Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünü güçlendireceğini vurguladı.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, anlaşmayı “eski düşmanların bölünme yerine ortaklığı tercih ettiği bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise DSG’nin Suriye devletine entegrasyonunun ülkenin birliği ve istikrarı açısından kritik olduğunu söyledi.
Rojava’da yeni dönem
Uzmanlara göre söz konusu anlaşma, Beşar Esad’ın 2024’te devrilmesinin ardından Suriye’de yaşanan en kapsamlı yapısal değişimlerden biri olarak görülüyor. Anlaşma, Rojava ve Kuzey Suriye’de 10 yılı aşkın süredir devam eden özerk yönetimin fiilen sona ermesi anlamına gelirken; azınlık hakları, yerel yönetim modeli ve güvenlik mekanizmalarının nasıl işleyeceği konusunda belirsizlikler sürüyor.
Suriye Savunma Bakanlığı ise mutabakat kapsamında ülke genelindeki tüm cephelerde askeri operasyonların durdurulduğunu ve sivillerin güvenli dönüşü için insani koridorların açıldığını duyurdu.








