İmralı Sekretaryasında yer alan ve Öcalan ile aynı cezaevinde bir süre kalan Veysi Aktaş sürecin nasıl başladığına dair gazetecilere yaptığı açıklamada, “İsrail’in varlığını sürdürebilmesi için Orta Doğu’da bir Kürdistan’a ihtiyaç vardı. Öcalan bunu reddetti” dedi.
DEM Parti milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, İmralı Heyeti üyesi, Öcalan’ın avukatlarından Faik Özgür Erol ve İmralı Cezaevi’nde 10 yıl 4 ay Öcalan’la kalan ve 2025 temmuz ayında 31 yıl hapisten sonra tahliye olan Veysi Aktaş, İstanbul Taksim’de gazetecilerle biraraya geldi.
Veysi Aktaş: “Süreç öncesi Öcalan, başka bir odaya alındı”
Pervin Buldan ve Özgür Erdol’dan sonra söz alan Veysi Aktaş da “Süreç 2024 Ekim’de Devlet Bahçeli’nin konuşması ile mi başladı, öncesinde bir ön hazırlık oldu mu?” sorusuna yanıt verdi:
“Devlet Bahçeli’nin açıklaması üzerinden süreç başladı. Ondan önce İmralı’da herhangi bir görüşme filan olmadı. Bu açıklamadan sonra devletle ilişki kuruldu. Öncesinden bir görüşme yoktu. Kimisi işte öncesinden vardı diyor, hayır yoktu. Kesinlikle yoktu. Bir gün bunlar belki yazılacaktır da. Ama yok yani hiçbir görüşme yoktu. Tam tersine çok ağır bir tecrit süreci yaşadık on yıl boyunca. Nasıl burada bir savaş süreci vardıysa orada da tecrit. Yani süreç kesinlikle Bahçeli’nin çağrısı ile gelişti.
-İmralı’da Bahçeli’nin çağrısını duyduğunuzda kendi aranızda ne konuştunuz?
“Başkan onu beliyordu. Devlet içerisinde bir girişimin gelişmesini bekliyordu. Hatta geciktirildiğini söyledi. ‘2023’te aslında bu girişim başlatılmalıydı’ dedi. Doğru olan buydu.
Aslında devlet içerisinde bu girişimi başlatmak isteyen bir kesim vardı. Mesela 2023’te Sayın Öcalan’ın yeri değiştirildi. Odası değiştirildi. Bir yerden bir yere alındı. İşte o zaman kendisi ‘Mandela’nın da ilkin yeri değiştirildi. Acaba böyle bir süreç mi başlıyor? Böyle bir şey mi başlıyor’ diye söyledi. Gerçekten de sonradan öğrendi. Devlet içerisinde bir kesim böyle bir görüşmeyi başlatmak istemiş. Ama engellenmiş. O norm dışı güçler olarak tarif ettiğimiz güçler.”
“Kürtler devleti, devlet de Kürtleri tanıması lazım”
“Kürtler hukukun dışına itilmiş. Devletin de dışına itilmiş. Bu süreç Kürtlerin hukuk içine ve devlet içine alınması sürecidir. Bu sürecin tamamlanması gerekiyor. Anayasal aşaması da dahil olmak üzere. İki tarafın birbirini tanıması lazım. Yani Kürtlerin devleti tanıması lazım, devletin de Kürtleri tanıması lazım. Demokratik entegrasyon da böyle gerçekleşir.”
“İsrail’in varlığını sürdürebilmesi için Orta Doğu’da bir Kürdistan’a ihtiyaç vardı. Öcalan bunu reddetti”
“Kürt sorunun çözümü de tek başına Türkiye’nin başarabileceği bir şey değil. Tek başına diyorum. Çünkü Orta Doğu’da hiçbir sorunun tek bir tane aktörü yok. Yani tek bir başkent Orta Doğu’daki sorunları yönlendirmiyor.
İsrail tek başına yapamıyor. İngiltere tek başına yapmıyor. Ankara da tek başına yönlendiremiyor. Şimdi Kürt meselesi de bu anlamda sadece Türkiye’nin bir iç siyaset meselesi değil. Bölgesel bir meseledir hatta küresel bir meseledir.
Ne yazık ki bu noktaya geldi. Eğer Türkiye bu sorunu çözemezse farklı güçler devreye girecek ve bu sürecin başlamasında bölgedeki siyasal gelişmelerin direkt payı var. Önderlik bunu şöyle ifade etti. Proto İsrail ve post İsrail teorisi olarak tanımladı. Çok önemli bir teoriydi bu. Devlet niye bu noktaya geldi? Çok bile isteyerek bu noktaya gelmedi. İsrail faktörü önemli bir faktör.
Proto İsrail ve post İsrail diye teorize ediyor Öcalan bunu.
İlk aşama Proto İsrail’di.
Orta Doğu’da İsrail’in kabul edilebilmesi ve oluşturulabilmesi için Türkiye Cumhuriyeti’ne ihtiyaç vardı.
Ama bugün o ihtiyaç ortadan kalktı. Baş aktör İngiltere, İngilizlerdi. Ve İngilizler kendi sistemlerini oluştururken ‘yaralı bir Kürt’e’ ihtiyaç duydu. Churchill’in bir sözüdür bu. Yani Orta Doğu’yu yönetmek istiyorsan Kürtleri yaralı bırakacaksın. Ne yaşatacaksın, ne öldüreceksin? Yaralı bırakacaksın.
Kürtler bir özne haline gelerek bu sistemi dağıttı.
Post İsrail ise şu: Bugün İsrail’in varlığını sürdürebilmesi için Orta Doğu’da bir Kürdistan’a ihtiyaç var ve ikinci bir İsrail’e ihtiyacı var.
PKK bunu kabul etmedi. Öcalan bunu reddetti
Yani milliyetçi bir ulus devlete ihtiyacı var. Bu kabul edilmiyor. Bunu anlamak lazım.
Önderliğin zaten karşı çıktığı husus bu. Milliyetçiliğin her türüne karşı çıkıyor. Bu sürecin gelişmesinin bir nedeni de buydu işte.”
DSG’den Mazlum Abdi ve İlhan Ahmed İmralı’ya Öcalan ile buluşmaya Türkiye’ye gelecek mi?
“Karşılıklı her iki taraftan da böyle bir talep var. Zaten biliniyor. Koşullar değişecek. Yani Sayın Öcalan yeni yerine geçecek. İstediğiyle istediği kadar görüşme şansı bulabilecek. Mazlum Abdi’nin de oraya gidişi sanırım biraz Türkiye’deki gelişmelerle yani bu süreçle bağlantılı bir durum. Süreç gelişirse onun gitmesi de kolaylaşır. Olumluya doğru evrilirse onun gitmesi de kolaylaşır”
Kaynak: Serbestiyet







