MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD ile İran arasında yeniden başlayan müzakere girişimlerini olumlu bulduklarını ancak İsrail’in ateşkesi ihlal ederek süreci sabote ettiğini söyledi. Bahçeli, ‘Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir’ dedi
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuşuyor.
Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle:
“Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış siyonist terör aygıtı ‘hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz’ utanmazlığıyla ateşkesi pervasızca çiğnemektedir.
ABD ve İran arasında müzakere kapılarının aralanması, Hürmüz’de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları, sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır.
Netanyahu ve tetikçi avanesi kurulan müzakere zeminine dair diş göstermekte, barışı amaçlayan mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır. Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren bir emperyalist bir sömürge düzeneğidir.
İçinde bulunduğumuz bölgenin her yerine hakim olan bur sarmal hamasi, jeopolitik güçleri doğru okumayı ve milli menfaatlerimizi koruyacak rasyonel bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.
Böyle bir dönemde Ankara’da yapılacak bir NATO Zirvesi, Türkiye’nin jeopolitik önemini, dünyaya örnek olan savunma sanayisini, arkasında çözülemeyen düğüm bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir.
NATO, Türkiye için ne bir biat senedi ne de kayıtsız şartsız boyun eğilecek bir emir komuta merkezidir. Ankara merkezli milli beka ufkumuz, kaynağını dışarıdan alan tüm ittifakların üzerindedir. NATO, güvenlik ihtiyaçlarının ve savunma gayretlerinin doğurduğu bir ittifaktır. Bu ittifakın varlık sebebi karşılıklı saygı, eşit muamele ve tehdit algısında dürüstlüktür.
Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. Brüksel’de yapılan son savunma bakanları toplantısında caydırıcılık, savunma kapasitesinin artırılması, mühimmat stokları, savunma harcamaları, nükleer caydırıcılık Rusya-Ukrayna savaşı düzleminin merkezine oturmuştur.
Türkiye bugün NATO’nun önündeki bütün hayati ve kritik başlıkların tam kalbinde duran bir devlettir. Karadeniz’in stratejik sularında bir güvenlik mimarisi inşa edilecekse alayı peşinen kabul etmelidir ki Montrö ile tahkim edilen boğazlar üzerindeki mutlak egemenliğimiz o masanın temelini teşkil edecektir.
Ortadoğu’nun asırlardır kan ve gözyaşıyla yorulmuş coğrafyasında yeni bir düzen aranıyorsa, şanlı devletimizin çelikten yumruğuyla kökünü kazıyarak tasfiye ettiği terör odağından arta kalan coğrafya ancak ve ancak Ankara’nın iradesiyle hayat bulacaktır.
Başkent Ankara’yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ittifak hesabına yol almaya çalışmak, kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemeye benzer.
Eli kanlı terör örgütlerini harf oyunlarıyla isim değiştirip meşruiyet elbisesi giydirme devri kapanmıştır. Aynı masada sahte dayanışma fotoğrafları görüp Türkiye’nin beka umutlarını sömüren hain yapılara siyasi ve askeri alan açma kurnazlığı boşa düşmüştür. Türkiye’nin savunma ihtiyacını sürüncemede bırakıp haklı taleplerini oyalama anlayışı miadını doldurmuştur.
Askeri hastanelerin yeniden açılması milli beka meselesidir. NATO’da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye’dir.
Şüphesiz her hastanemiz kıymetlidir. Şehir hastanelerimiz, eğitim araştırma hastanelerimiz ve üniversite hastanelerimiz aziz milletimize büyük hizmetler sunmaktadır. Fakat askeri sağlık sistemi, savaş ve çatışma anında apayrı bir refleks ve seferberlik hazırlığı ortaya koymaktadır”





