Bakırhan: Bir yıl önce silahlar yakıldı ama o silahı yakanlar hala ülkeye dönemediler

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir yıl önce silahların yakıldığını ama o silahları yakanların bir yıldır ülkeye dönemediğini belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çerçeve yasanın “cesur” olması gerektiğini söyledi: “Çerçeve yasa eşit yurttaşlığın, özgür yaşamın kapısını açmalıdır. Bu yasayla ilk düğmeyi doğru iliklersek yolumuz demokratik bir düzene çıkar.”

 İstanbul Bağcılar Meydanı’ndaki “Özgürlük Mitingi”nde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kamuoyunda tartışılan çerçeve yasaya işaret ederek, “Çerçeve yasa açık olmalıdır. Net olmalıdır. Cesur olmalıdır” dedi.

Konuşmasına sanatçı Kadir İnanır’ı anarak başlayan Tuncer Bakırhan, “Bugün hem bir miting hem de bir yası bir arada yaşıyoruz. Kürt dostu, işçi dostu, emekçi dostu Kadir İnanır’ı kaybettik. Kadir İnanır, senin her aşamada dile getirmiş olduğun barışı, bugün Bağcılar’da olduğu gibi sana veriyoruz; Sırrı Süreyya Önder’e veriyoruz. Bir gün ama bir gün mutlaka, Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, emekçilerin, kadınların eşit yurttaşlar oldukları, onurlu bir yaşam sürdükleri demokratik bir Türkiye yaratacağımıza dair sözümüzü bir kez daha yeniliyoruz” dedi.

“BU ÜLKE 3 TRİLYON DOLARINI KÜRT ANADİLİNİ KONUŞMASIN DİYE HARCANDI”

Bakırhan, konuşmasında şunları söyledi:

“Türkiye’nin dört kentinde Özgürlük Mitingleri düzenledik. Neden özgürlük diyoruz? Bu ülke son 50 yılını Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini bastırmak için geçirdi. Bu ülke 3 trilyon dolarını Kürt anadilini konuşmasın diye, siyasi iradesini seçmesin diye, insanca, eşitçe yaşamasın diye harcadı. Bugün eğer emekçiler geçinemiyorsa, eğer asgari ücret ile çalışan emekçi kardeşlerimiz ailelerini geçindiremiyor ve zorlanıyorsa sebebi bu 50 yıllık çatışmadır ve şiddettir. İşte bugün bu meydanlarda bu çatışmanın ve şiddetin bitmesi için Kürt ve Türk evlatlarının yaşamını yitirmemesi için, siyasi iradelerimizin cezaevleri yerine bugün bu alanda olması için, Selahattinlerin, Figenlerin, Leylaların, Ayşe Gökhanların, Nazmi Gürlerin, Ali Ürkütlerin bugün bizim olduğumuz bu alanlarda olması için, süren sürecin başarıya ulaşması için buradayız.

Bu meydanlar, hiçbir zaman pes etmedi, diz çökmedi. Bütün zora ve zulme rağmen ‘barış’ dedi, ‘onurlu bir yaşam’ dedi, ‘kimlik’ dedi, ‘dil özgürlüğü’ dedi. ‘Yerel demokrasi’ dedi. ‘İnsanların adil ve eşit bir şekilde alın terinin hakkını aldığı demokratik bir Türkiye’ dedi. Bu mitingler aynı zamanda demokrasinin, barışın taleplerinin en yüksek sesle dile getirildiği mitinglerdir. Onun için bu ülkeyi yönetenler bu meydanlara kulak vermelidir. Çünkü bu meydanlar barış için bedel ödedi, barış için mahpuslara girdi, çocuklarını kaybetti. Köyleri boşaldı, metropollere yerleşmek zorunda kaldılar. Bu meydan çok şey söyleniyor. Bu meydan susturulamayan bir iradenin sesidir.”

“ÇERÇEVE YASA CESUR OLMALIDIR”

Bakırhan, “Çerçeve yasa açık olmalıdır, net, olmalıdır, cesur olmalıdır. Herkese güvenle dönebileceği, kimsenin kapıdan çevrilmeyeceği, ayrımcılığa, keyfiliğe yer bırakmayan bir hukuk kurmalıdır” diyerek şunları söyledi:

“Bir yıl önce silahlar yakıldı. Ama o silahları yakanlar bir yıldır ülkeye dönemedi. Bir yıl kaybettik. Artık bu süreci daha fazla ertelemeden, daha fazla oyalamadan bir çözüme kavuşturmamız gerekiyor. Hiç kimse barışın kapısından çevrilmemelidir. Hiç kimse o döner bu dönemez dememelidir. Çerçeve yasa eşit yurttaşlığın, özgür yaşamın kapısını açmalıdır. Bu yasayla ilk düğmeyi doğru iliklersek yolumuz demokratik bir düzene çıkar. Ama daha yasa çıkmadan şu döner, bu dönemez dediğimiz zaman ilk baştan düğmeyi yanlış ilikleriz. Düğmeyi doğru yerden koymak, oradan demokratik bir cumhuriyete ulaşmak siyasetin temel görevidir.”

ABDULLAH ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ

“Biraz önce sinevizyonda Sayın Abdullah Öcalan’ın mesajını da gördünüz. Bu sürecin kalbinde bir isim var; savaşı durduracak, silahları devreden çıkaracak tek bir muhatap var. O da Sayın Abdullah Öcalan’dır. Sayın Abdullah Öcalan cezaevinde 27 yıl geçirdi. Bu 27 yıl içerisinde ısrarla barıştan, diyalogdan, Türkiye’nin demokratik geleceğinden bahsetti. Elinden gelen bütün çabayı ortaya koydu. Israrla Türkiye çözümünü savundu. Israrla bu savaşın bitmesini, Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerinin artık kabul edilmesini savundu. Dolayısıyla bu savaşı durdurabilecek bu sorunun tek muhatabı olan Sayın Öcalan’ın bu saatten sonra tecritte olması, 12 metrekarelik bir hücrede olması kabul edilemez. Artık Sayın Öcalan’la Türkiye halkları arasındaki duvarları kaldırmak, Sayın Öcalan’la Kürtler, kadınlar, Aleviler, emekçiler arasındaki duvarları kaldırarak Sayın Öcalan’ın Türkiye halklarıyla buluşmasını sağlayacak bir sürecin içerisindeyiz.”

“UMUT HAKKI, OLMADAN BARIŞ OLMAZ”

“Sayın Öcalan’ın özgür yaşam, özgür çalışma, toplumla buluşma koşullarının bu saatten sonra ertelenmesi için herhangi bir gerekçe yoktur. Bu aynı zamanda Türkiye’nin barış iradesinde ne kadar samimi olduğunu da gösterecek çok önemli bir testtir. Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Umut halkı bu halkın geleceğe yürüme hakkıdır. Dolayısıyla bu süreci oyalamadan yokuşa sürmeden bir an önce mecliste özel yasa için atılacak adımları hızlandırıp bir an önce kaos kriz yaratmak isteyen bu süreç karşıtı provokasyonlar yaratmak isteyenler karşısında barışı inşa etmemiz gerekiyor. Bağcılar Meydanı barışa hazır. Amed Meydanı barışa hazır. Barış anneleri barışa hazır. Biraz önce üç tane çocuğunu çatışma ve şiddet ortamında yitirmiş, cezaevine koymuş, dağda bulunan bir anneyle konuştum. Benim çocuklarım cezaevinde yaşamını yitirdi. Ama bundan sonra kimsenin çocukları yaşamını yitirmesin diyor. O annenin bu kutsal isteğine hep birlikte sahip çıkmalıyız.”

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.