MYK toplantısı sonrası konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, DEM Parti’nin sürece dönük eleştirilerine yanıt verdi. “Örgütün silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde, bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz” diyen Çelik, “Sürekli olarak iktidara ve devlete ödev veriyorlar, bakanlarımıza, genel başkan yardımcılarımıza kişiselleştirilmiş birtakım saldırılarda bulunuyorlar” ifadelerini kullandı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu. MYK toplantısında bölgesel ve küresel gelişmelerin konuşulduğunu belirten Çelik, MİT Başkanı İbrahim Kalın tarafından bir sunum ve değerlendirme yapıldığını söyledi.
Bütün dünyanın gözünün ABD-İran görüşmelerinde olduğunu belirten Çelik, “İslamabad’da maalesef ilk turda bu barış görüşmeleri sonuçlanamadı. Bizim buradaki tutumumuz barış görüşmelerinin devam etmesi gerektiğidir” dedi.
MACARİSTAN SEÇİMLERİ: “İYİ İLİŞKİLERİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Macaristan’da yapılan genel seçim sonuçlarını Türkiye’nin nasıl değerlendirildiğinin sorulması üzerine Çelik, Macar halkının iradesine saygı duyduklarını dile getirdi.
Eski Başbakan Viktor Orban ile Erdoğan’ın “ortak çalışmaları” olduğunu ve Orban’ın “Türkiye’yi seven, Türkiye’ye müzahir ve yakın ilişkiler kurmak isteyen bir siyasetçi” olduğunu aktaran Çelik, “Yeni dönemde, yeni seçilenleri Macar halkına duyduğumuz saygı gereği tebrik ediyoruz. Onlarla da Türkiye- Macaristan arasındaki gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
DEM PARTİ’NİN SÜREÇ ELEŞTİRİLERİ
Bir gazetecinin, “DEM Parti Genel Başkanlarının ve sözcülerinin ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölgeye ilişkin AK Parti’ye bazı eleştirileri oldu. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Çelik, “DEM Parti içerisinde gerçekten sorumlulukla konuşan, sağduyulu konuşan milletvekilleri” olduğunu ifade etti.
Sayın Cumhurbaşkanı’mızı, Sayın Devlet Bahçeli’yi hedef aldılar. Daha sonra da bizim genel başkan yardımcılarımızı, bakanlarımızı hedef alıyorlar ve sürekli olarak da bunu kendilerinin çözüm istediği, AK Parti’nin ise buna karşı çıktığı şeklinde bir konumlandırma yapıyorlar. Tabii kullandıkları cümleler siyasi açıdan son derece niteliksiz cümleler. Yani siyasi bir karşılığı olmayan cümleler.
Siyasette “siyasi eleştirinin çok kıymetli” olduğunu belirten Çelik, “Biz eleştiri yapanları son derece saygıyla karşılarız. Fakat o cümlelerde, bizim bakanlarımızı, genel başkan yardımcılarımızı kişiselleştirerek hedef alan cümlelerde bir siyasi eleştiri yok. Daha çok birilerine mesaj vermeye çalışan bir faaliyet raporu gibi gözüküyor” dedi.
“BU ALGORİTMAYI ÇOK İYİ TANIYORUZ”
Çelik, “birilerinin bu süreçlere karşı olabileceğini, onları gördüklerini” belirterek, bu süreçle ilgili olarak “AK Parti’de sorumluluk almış ve gayret eden kişilerin sistematik olarak hedef alınmasında bir algoritma” bulunduğunu ileri sürdü.
“Bu algoritmayı çok iyi tanıdıklarını, geçmiş süreçlerde de bunu gördüklerini” savunan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bu algoritma şöyle çalışıyor, sürekli olarak çözümden bahseder, çözüme destek vermekten bahseder ama sürekli olarak maksimalist taleplerde bulunarak ya da kendilerinin dediklerinin dışındaki bir şeyi sürekli olarak yargılamaya çalışarak, sorgulamaya çalışarak esasında algoritmanın mantığı gereği çözümsüzlüğe hizmet eder. Yani ‘çözüme karşıyım’ diyemez ama algoritmayı böyle çalıştırır. Bu tabii çok yanlış bir şey. Yani siyasi eleştiri başka bir şey, faaliyet raporu başka bir şey.
Sayın Cumhurbaşkanı’mıza da zaman zaman niteliksiz sözler söyleyenler oldu. Sayın Devlet Bahçeli’ye dönük olarak da oldu. Bunlara gereken cevabı verdik. Ama şimdi sürekli olarak birilerinin ‘Ben örgüt adına konuşmuyorum ama’ diyerek cümle kurup, sürekli olarak örgütün söylediği cümleleri dillendirmesi, örgüttekilerin de siyasette konuşulması gereken konular konusunda bir yön vermeye çalışması, orada bir problem olduğunu gösteriyor. Bu problem tabii bizim problemimiz değil. Biz sonuç olarak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeden terörün Türkiye gündeminden çıkmasını anlıyoruz.
Bir de tabii bu cümleler kurulurken sürekli olarak ‘Biz özgürlükten yanayız, çözümden yanayız, demokrasiden yanayız’ diye kuruluyor. Önemli olan bu cümleleri kurmak değil. İsmi özgürlük ve demokrasi olan ama zıt yöne hareket eden çok sayıda parti var Avrupa’da.
“SÜREKLİ OLARAK İKTİDARA, DEVLETE ÖDEV VERİYORLAR”
“Odak, PKK terör örgütünün feshedilmesi ve silahlarını tamamen bırakarak Avrupa’daki legal görünümlü yapılarıyla ve illegal yapılarıyla tamamen ortadan kalkmasıdır” diyen Çelik, “bununla ilgili olarak da Meclis komisyonunda da ifade edilen bir teyit mekanizması” olduğunu söyledi.
Çelik, “Sürekli olarak iktidara ödev veriyorlar, sürekli olarak devlete ödev vermeye kalkıyorlar, sürekli olarak bakanlarımıza, genel başkan yardımcılarımıza kişiselleştirilmiş birtakım saldırılarda bulunuyorlar. Tabii bizim odak noktamız Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak olduğu için bunlara tek tek cevap vermiyoruz. Ama bu şekilde konuşanların hiçbir şekilde ‘PKK silah bırakmalıdır’ cümlesini kurmamasının altını çiziyorum” dedi.
“TEYİT MEKANİZMASINI REDDETTİĞİNİZDE, SÜRECİN İŞLEMESİNİN İMKANI OLMAZ”
Meclis komisyon raporuna değinen Çelik, raporun sonunda “Silah bırakmaya bağlı olarak yasal düzenlemelerin yapılması”nın bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
Daha komisyonun raporunun yayınlanmasından bir hafta sonra ve bunun bir teyit mekanizmasıyla, rapor bunu söylüyor. Güvenlik güçlerinden oluşan bir teyit mekanizması bunu teyit edecek. Diyecek ki, ‘Bu örgüt silah bıraktı mı, bırakmadı mı?’ Devlet kurumları bunu teyit edecek. Daha raporun yayınlanmasından bir hafta sonra o bahsettiğim kişilerden bir tanesi çıktı, ‘Teyit mekanizması süreç üzerinde bir yük oluşturmamalıdır’ gibisinden bir şey söyledi. Örgütün silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde, bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz. Yani algoritma dediğim hani çözümden yana gibi gözüküp çözüm karşıtı bir algoritma üretmek dediğim bu.
Teyit mekanizmasını yük görmek, bunu bir yük olarak ifade etmek ya da bunu süreci tıkayacak bir mekanizma olarak kodlamak ya da bunu bir şekilde kodlamaya çalışmak şu demektir. Bunun alt yazısında, bu silah bırakma sürecine örgütün karşı olduğunu ifade etmektir. Bunu birtakım incelikli kavramlarla ve yollarla ifade etmenin bir şeyi yok.
“PJAK, KOMALA VE BENZERİ ÖRGÜTLERİN BAŞKA BİR FAALİYET İÇERİSİNDE OLMASINI ELEŞTİRİYORUZ”
“AK Parti’nin hedef alınmasının arkasına CHP güzellemesi yapıldığını” iddia eden Çelik, “CHP’yi de güzellemek istiyorsa birileri, güzelleyebilir ama bunu bizim üzerimizden yapmasınlar. Yani bizi hedef alarak yapmaları yanlış” dedi.
“Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge sürecinin bir devlet politikası olduğunu” vurgulayan Çelik, “Terörün Türkiye ve bölge gündeminden çıkarılması, bölgemizdeki gelişmeler de dikkate alındığında hem komşu ülkelerdeki kardeş halkların faydasınadır hem de ülkemizin gelecek hedefleri açısından olması gereken bir şeydir” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda İran Kürdistanı Siyasi Güçleri İttifakı’na dikkat çeken Ömer Çelik, şunları dile getirdi:
“Biz Irak’taki ve İran’daki Kürt kardeşlerimizin siyonizmin onları İran’a dönük saldırganlığının parçası haline getirmesi karşısında basiretli tutumlarını son derece kıymetli bulduğumuzu ifade ediyoruz. Ama orada PJAK, Komala ve benzeri örgütlerin başka bir faaliyet içerisinde olmasını eleştiriyoruz ve ona dikkat çekiyoruz. Bundan da rahatsız olanlar var. Terörle belli etnik ve mezhep grupları özdeşleşsin diye bir gayret içerisinde olanlar var. Bu bizim çok iyi tanıdığımız bir algoritma. Burada mevzu, siyasi eleştiri mevzusu değil. Sanki çözümden yanaymış gibi aslında çözümü tıkayacak bir algoritmanın çalıştırılması mevzusu. Biz kaç yıldır iktidardayız, kaç tane seçime girmişiz. Bir gün içerisinde yüzlerce eleştiri alıyoruz. Biz eleştirilirsek, onun da cevabını veririz. Bunda bir mesele yok. DEM içerisinde son derece sağduyulu davranan, siyasi eleştirisini yapan ve bu dengeyi koruyan sayın milletvekilleri de var. Onlarınkinin biz daha değerli bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz.”








