Meclis’in kapalı olması gerekçesiyle Eskişehir’de düzenlediği grup toplantısında konuşan CHP lideri Özel “Erdoğan, Trump’ın Türkiye’deki bir protestosunun kendisi için son olacağını düşünüyor. ‘Eğer Trump’a burada birisi bir şey derse benden desteğini çekecek’ vehmiyle Ankaralıları evine hapsetmekte ve Filistin davasını savunan birinin, Trump’a Gazze’deki zulmün hesabını sormasına engel olmak için elinden geleni yapmaktadır” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
CHP’nin grup toplantısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Ankara’daki NATO Zirvesi nedeniyle kapalı olması nedeniyle Eskişehir’de gerçekleştirildi.
Konuşmasına, Madımak Oteli’nde 33 aydının yakılarak katledilmesinin 33. yılında Sivas’ta katıldığı anma programına değinerek başlayan Özel, bir kez daha hayatını kaybedenleri andı. Özel, Madımak Oteli’nin “utanç müzesi”ne dönüştürülmesi çağrısını da yineledi.
Partisine yönelik yargı süreçlerinin ardından Türkiye’nin farklı il ve ilçelerini ziyaret ettiklerini anımsatan Özel, “Köy köy, belde belde, şehir şehir geziyoruz. Sokak sokak, cadde cadde, meydan meydan hep birlikte büyüyoruz. Türkiye’nin hasret kaldığı yeni siyaseti milletimizle birlikte kuruyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini de eleştiren Özel adaletin bir partinin kararlarına bağlandığını söyledi.
‘Demokrasiyi neredeyse tamamen ortadan kaldırdılar’
Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Neden bu milletin hakkını yiyenlere kimse dokunmazken bu düzene karşı duranlara karakol, hapis, sürgün görünüyor? İşte oturup bunu düşünmek, meseleyi bu adaletsizlikten yararlananları görmek ve siyaset ki tarafını belirleme işidir, siyaset ki öncelik belirleme işidir; bugünkü iktidarın kimleri koruduğunu, yarının iktidarı, halkın iktidarının kimleri koruyacağının adını şimdiden söylemek gerekir.
Hiç şüphe yok ki Türkiye’yi bu hale, ülkeyi 24 yıldır yönetenler getirdi. Çünkü onlar kendi çıkarlarını milletin çıkarlarının önünde tuttular. Bizi var eden demokrasiden, adaletten saptılar. Zaten eksiklerimiz vardı; daha iyisini vaat ederek gelip adaleti tamamen bir partinin kararlarına bağladılar, demokrasiyi neredeyse tamamen ortadan kaldırdılar. Bilimden, ortak akıldan, kültürden, liyakatten tamamen uzaklaştılar. Kendilerinden olmayanlara zulümle muamele etmeye başladılar. Sonunda yozlaşmış, baskıcı, otoriter bir iktidara dönüştüler.”
‘Kabul edilemez, eşitsiz bir servet dağılımı var’
Ekonomik krize de değinen Özel, “Derin bir gelir adaletsizliği, kabul edilemez, eşitsiz bir servet dağılımı var Maalesef ülkenin yüzde 80’i Afrika standartlarında yaşarken, ülkenin sadece yüzde 20’si Belçika standartlarında, Lüksemburg standartlarında yaşıyor” diye konuştu. Son 10 yılda emekli sayısının yüzde 34 arttığını ancak emeklinin milli gelirden aldığı payın yüzde 15 küçüldüğünü söyleyen Özel, “İlk seçimden sonra emekliye hakkını vereceğiz” dedi.
İktidara seslenen Özel, “Bu ülkede sizin yanlışlarınıza itiraz ettiği için hedefe koyduğunuz kim varsa biz sizin karşınızda dimdik durmaya, onların arkasında durmaya, bu ülkeyi ilk seçimlerde sizden kurtarmaya kararlıyız. Bunu böyle bilin” ifadelerini kullandı.
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ne değinen Özel, başkentte haftalardır olağanüstü tedbirlerin uygulandığını anımsattı.
“Daha önce NATO zirvelerine ev sahipliği yapan hiçbir ülkede böyle bir özgüvensizlik görülmemiştir” diyen Özel, “Muhalefete saldırıp kendinden olmayana hukuksuzlukla müdahale eden bir iktidarın Türkiye’nin milli menfaatlerini savunamadığını ve savunmayacağını üzüntüyle görüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Erdoğan, Trump’ın Türkiye’deki bir protestosunun kendisi için son olacağını düşünüyor’
Zirve öncesi yapılan gözaltılar ve tutuklama kararlarına tepki gösteren Özel, şunları söyledi:
“Kendi insanına çile çektiren, anlamsız paranoyak bir halin içindeyiz. Protesto yapılabilir diye yüzlerce gözaltı yapıldı. Eylem yapılabilir diye insanlar özgürlüklerinden edildi. Daha önce NATO zirvelerine ev sahipliği yapan hiçbir ülkede böyle bir özgüvensizlik görülmemiştir. Erdoğan, Trump’ın Türkiye’deki bir protestosunun kendisi için son olacağını düşünüyor. ‘Eğer Trump’a burada birisi bir şey derse benden desteğini çekecek’ vehmiyle Ankaralıları evine hapsetmekte ve Filistin davasını savunan birinin, Trump’a Gazze’deki zulmün hesabını sormasına engel olmak için elinden geleni yapmaktadır.
Dış politikadaki ilkelerimiz de bize kurucu kadrolarımızdan mirastır. Dış politikaya siyaset üstü bir pencereden bakarız. Planların günlük değil, bir döneme ait değil; 10 yıllık, 20 yıllık, 30 yıllık hazırlanması fikrinin sahipleriyiz. Hiçbir iktidarın da bu ilkeleri kişiselleştirmesine, kendi menfaati için aşındırmasına, 86 milyonun değil, kendi siyasi çıkarları için zayıflatmasına müsaade edemeyiz.
‘Yapılan pazarlıklar AK Parti iktidarının devamını sağlatmak için yürütülmektedir’
Bugün Erdoğan iktidarı, dış politikada kendi kişisel menfaatlerini Türkiye’nin menfaatlerinin üzerinde tutmaktadır. Yabancı liderlerle kurulan ilişkiler, kurumsal değil, kişisel zeminde ilerlemektedir. Yapılan pazarlıklar Türkiye’nin geleceği için değil, AK Parti iktidarının devamını sağlatmak için yürütülmektedir. O yüzden NATO zirvesini, bu şahsi dış politikadan uzaklaşılması, milli menfaatlerin savunulması kaydı şerhiyle dikkatle takip ediyoruz.
Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye’deki belirsizlikler, İsrail’in Filistin ve bölge ülkelerine yönelik saldırıları, Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve tüm bölgeyi ve dünyayı krize sürükleyen hukuksuz politikaları, NATO içindeki tartışmalar ve Türkiye’nin ittifaktaki rolü; bu başlıkların hepsi önümüzde durmaktadır. Bu konularda Türkiye’nin barıştan yana, uluslararası hukuktan yana, diplomasiden yana, mazlum milletlerden yana ilkeli bir tutum alması beklenir ama bu hedefin ne kadar uzağında olduğumuzu ifade etmek isterim.
Avrupa ile bozulan ilişkilerin düzeltilmesi noktasında adımlar atılmasını, demokrasi ve hukuk zemininde yeniden hukukun üstünlüğü, demokratikleşme adımlarıyla ülkemizin çıkarlarını önceleyecek kurumsal ilişkilerin başlatılmasını bekleriz ama maalesef bu beklentilerin çok uzağındayız. Elbette NATO üyesiyiz, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahibiz. Ama NATO’ya körü körüne bağlı olamayacağız. Her yanlışın arkasında sessiz duramayacağız.
Rusya ve Çin ile doğru, kurumsal, istikrarlı, güçlü temeller üzerinde yükselen ilişkiler kurmak durumundayız. Unutmayın ki, NATO’nun NATO’nun doğu kanadındaki Soğuk Savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile sınır komşusu olmuş, Batı ittifakının bir bileşeni olmuş ve bu denge politikasını yıllarca dış politikadaki becerikli, iyi eğitimli, geleceği öngören, Türkiye’nin tüm menfaatlerini birlikte gözeten diplomatlarımız ve dışişleri politikalarımız sayesinde çok doğru bir şekilde yürütmüş, böyle bir mirasa sahip bir ülkeyiz. Trump yönetimine tamamen bağımlı bir dış politikanın ülkemize fayda getirmediği ve getirmeyeceği açıktır. Bu nedenle, stratejik adımları ortak akılla atmak gerekir.





