Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletin hakkına girenler hesap verecek

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fon krizine ilişkin yaptığı açıklamada, “Milletin hakkına girenler hesap verecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Milletvekilleri ile Yasama Yılı Açılış Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Milletin hakkına girenler, haksız kazanç sağlayanlar, tamahkârlık ve sahtekârlık yapanlar bunun hesabını verecektir” dedi. Erdoğan, konuşmasının sonunda AK Parti’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a “Hoş geldin, sefalar getirdin” ifadeleriyle seslendi.

Erdoğan’ın konuşması şöyle:

Toplantımıza teşrif eden tüm kardeşlerime, yeni yasama yılının heyecanını bizlerle paylaştıkları için teşekkür ediyor, kendilerine hoş geldiniz diyorum.

1 Ekim Perşembe günü itibarıyla başlayan yeni yasama yılının hayırlı olmasını diliyor, AK Parti grubuna ve Cumhur İttifakı ortaklarımıza bu yeni yasama yılında Rabbimden üstün başarılar temenni ediyorum. Aynı şekilde parlamentomuza, siyasi partilere, hiçbir ayrım yapmadan tüm milletvekillerine de başarı dileklerimi iletiyorum.

“Uzlaşma ruhunun yeni yasama yılında da canlı tutulmasına büyük önem veriyoruz”

Meclis Genel Kurulu’nda altını çizdiğim bir hususu tekrar hatırlatmak istiyorum: Gazi Meclisimiz tatile, siyasi tarihimizde görülmemiş bir mutabakat örneği sergileyerek girmişti. Çerçeve yasaya verilen 467 kabul oyunun temsil ettiği uzlaşma ruhunun, yeni yasama yılında da canlı tutulmasına büyük önem veriyoruz.

Ülkemizde farklı kesimler arasındaki mesafeleri kapatacak bir toplumsal zeminin oluşmasına her şeyden daha ivedilikle ihtiyacımız var. Umarız mutabakat içinde rekabet teklifimiz karşılık bulur ve Türk siyaseti, yeni yasama yılında yeni bir siyaset tarzının mümkün olduğunu gösterir.

Her zaman söylüyorum: İşleyen bir demokrasi için iktidar kadar, iktidarın tasarrufları kadar, muhalefetin ne yaptığı, nasıl davrandığı da çok önemlidir.

Muhalefetin de yapıcı tutumu ile destek olması, katkı sunması, yeri geldiğinde savaş baltalarını da yana koyarak ortak hedefler doğrultusunda ortak bir paydada buluşabilme erdemini göstermesi gerekir.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak milletin hayrına olacak hiçbir meselede kaçınmayız. Dün Cumhuriyetçi Hareket, Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin siyasi partilere yaptığı “Hizmette rekabet, istikbalde vahdet, istikbalde gayret” çağrısını, bizi onore eden açıklamaları ile birlikte bu bakımdan son derece anlamlı buluyorum. Kendisine, şahsımızla ilgili açıklamaları için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Meclis açılışındaki çirkin olduğu kadar nezaket yoksunu tavra rağmen, yeni yasama yılında muhalefetten daha sorumlu bir üslup görmek istiyor, en azından bu konudaki umudumu muhafaza ediyorum.

Bu anlayışla diyalog kapılarını ardına kadar açık tutacak, komisyonlarda, Genel Kurul çalışmalarında yine yapıcı bir dil kullanacak, yine sağduyuyu, aklıselimi, uzlaşma kültürünü elden bırakmayacağız.

Fakat bu iyi niyetli yaklaşımımıza karşılık görmezsek, şikâyet ederiz.

“Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmak için ter döküyoruz”

Son toplantımızdan bu yana AK kadrolar olarak milletimize karşı görevimizi yerine getirmek için hepimiz yoğun bir çaba içindeyiz. Sizler Yüce Meclisin çatısı altında, bizler Cumhurbaşkanlığında, belediye başkanlarımız il ve ilçelerinde hep beraber, tam bir adanmışlık ruhuyla Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmak için ter döküyoruz.

10 Ağustos’ta başlayıp 1 Ekim’de biten tatil dönemini de en verimli şekilde değerlendirmeye gayret ettik. Bakanlarımızdan genel başkan yardımcılarımızdan, kurul üyelerimize kadar tüm kadrolarımızla şehir şehir, ilçe ilçe, sokak sokak dolaştık. “Durmak yok, yola devam.” dedik. Eleştirilerini not ettik, onlara daha iyi hizmet etme noktasında tavsiyelerini aldık.

Evet, AK kadroları olarak milletimize aşkla, tutkuyla, samimiyetle hizmet ettiğimiz için mutluyuz, gururluyuz.

Gençler, merhum Namık Kemal ne diyor:

“Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten,
Mürüvvet menzili olmaz mazluma el çekmez.”

Yani kendini bilen, insan bilenler halka hizmetten usanmaz; mert olanlar mazluma yardımdan el çekmez.

İnşallah Rabbim ömür verdikçe bizler de bıkmadan, usanmadan, geceyi gündüze ekleyerek millete ve memlekete hizmetten el çekmeyeceğiz.

Grubumuzdaki tüm milletvekillerimizi, yani sizleri de gerek kendi ilçelerinizde, gerekse gece gündüz demeden Türkiye’ye yaptığınız hizmetler dolayısıyla ayrı ayrı tebrik ediyorum.

Yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilliği görevini yaklaşık üç buçuk yıldır büyük bir fedakârlıkla yürüten dava arkadaşım Bekir Bozdağ kardeşime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Başkanvekilliği vazifesini devralacak Tokat Milletvekilimiz Yusuf Beyazıt kardeşimize de Cenab-ı Allah’tan başarılar diliyorum.

Yeni yasama yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde yoğun bir çalışma takvimi bulunuyor. Cumhur İttifakı ortağımızla istişare ve iş birliği içinde çalışarak, inşallah önümüzdeki 10 aydan en verimli şekilde istifade edeceğiz.

“İhracatımız 283,7 milyar dolara ulaştı”

Değerli kardeşlerim, gündemle ilgili değerlendirmelerime geçmeden evvel ekonomiye dair bazı güncel verileri burada sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum.

3 Ekim’de Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından Eylül ayına ait dış ticaret rakamları açıklandı. Eylül ayında ihracatımız, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artışla 26 milyar dolar olarak gerçekleşti.

9 aylık ihracatımız yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara, 12 aylık ihracatımız 283,7 milyar dolara ulaştı. Yıllıklandırılmış mal ve hizmetler ihracatının toplamında ise 410 milyar dolara yaklaştık. Çevremizdeki çatışmalara ve küresel ekonomideki durgunluğa rağmen bu rakamlarla bir kez daha tüm zamanların rekorunu kırdık.

2002 yılında 36 milyar dolarla devraldığımız ihracatımızı 284 milyar dolar seviyesine getirmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz. Büyük bir aksilik olmazsa, inşallah 2026 yılı için belirlediğimiz hedeflerimizi de hayırlısıyla gerçekleştireceğiz. Bu başarıda emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyorum.

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı iş gücü verileri de umutlarımızın artmasına vesile oldu. Buna göre 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı Ağustos’ta bir önceki aya kıyasla 106 bin azalarak 2 milyon 740 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan azalarak yüzde 7,8’e geriledi.

15-24 yaş grubu genç nüfustaki işsizlik oranı ise bir önceki aya göre Ağustos ayında 136 bin kişi artarak 32 milyon 57 bin kişiye ulaştı. Temmuzun ardından Ağustos ayında yaşanan toparlanmayı önemsiyoruz. Milletimizin işini ve aşını koruma noktasında irademiz tamdır. Ne pahasına olursa olsun bundan taviz vermemekte kararlıyız.

“Yıllık enflasyon yüzde 29,73’e geriledi”

Son olarak, Pazartesi günü Eylül ayına ait enflasyon verileri açıklandı. Öncelikle bir hususu dikkatinize getirmek durumundayım. Maalesef bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle tırmanan petrol fiyatlarının olumsuz etkisini en fazla hissettiğimiz alanlardan biri enflasyondur. Merkez Bankamızın hesaplamalarına göre savaşın enflasyona yıllık etkisi 7 puan bandında. İstikrarsızlığın ve artan akaryakıt fiyatlarının makroekonomik göstergeler açısından tüm dünyayı zorladığı bir gerçektir.

Bu parametreler ışığında Eylül’de aylık tüketici fiyatları yüzde 1,84, üretici fiyatları yüzde 2,07 artış göstermiştir. Yıllık enflasyon ise yüzde 29,73’e gerilemiş, böylece son beş senede ilk defa yüzde 30’un altına inmiştir. Hizmet enflasyonu Mart 2020’den, kira enflasyonu ise Ekim 2022’den bu yana en düşük seviyesine gerilemiştir.

Biraz da milletimizi zorlayan kira, eğitim ve gıda fiyatları enflasyonundaki ateşin düşmeye başlamasından memnuniyet duyuyoruz.

Elbette enflasyonda hedeflediğimiz veya arzu ettiğimiz yerde değiliz. Daha önümüzde kat etmemiz gereken ciddi bir mesafe var. İnşallah dirayetli ve disiplinli duruşumuzdan ödün vermeden kalan bu yolu alacak, hedeflerimize ulaşacağız.

“Milletin hakkına girenler bunun hesabını verecektir”

Aziz milletim, değerli yol arkadaşlarım; son piyasanın belli bölümünde ortaya çıkan soruna da vaziyet ediyor, büyük bir kararlılık içinde gerekli adımları peyderpey atıyoruz. Anayasamız, yasalarımız, Sermaye Piyasası mevzuatımız çerçevesinde yapılması gerekeni, diğer kurumlarımızla koordinasyon içinde zaten yapıyoruz.

Şunu herkes bilsin ki milletin hakkına girenler, haksız kazanç sağlayanlar, tamahkârlık ve sahtekârlık yapanlar bunun hesabını hem bu dünyada Türk mahkemelerine hem de Mahkeme-i Kübra’da Yaradan’a verecektir.

Bu meselenin kuşkusuz bir de ekonomik yönü var. Ekonomi yönetimimiz başta olmak üzere ilgili tüm birimlerimiz çok dikkatli biçimde konuyu takip ediyor, tedbirleri alıyor, finans piyasalarının bu krizden daha güçlü, daha sağlıklı çıkabilmesi için ihtiyaç duyulan adımları atıyorlar.

Meselenin yatırımcılar boyutunu da aynı şekilde titizlikle takip ediyoruz. Kamuya yük getirmeden vatandaşlarımızın birikimlerinin bir an önce ödenmesi için gerekli idari ve yasal süreçleri işletiyoruz.

Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında kurulan son koordinasyon kurulumuzun birincil gündemi bu meselenin çözülmesini sağlamaktır. Kurulumuz yoğun bir şekilde çalışacak, sermaye piyasalarımıza haksız gölge düşüren bu sorunun üstesinden süratle gelecektir. Kendilerine talimatımız bu yöndedir.

Devlet Denetleme Kurulumuz da bu meseleyi tüm boyutlarıyla inceliyor. Orada da en küçük bir ihlale, hukuk ve kural dışına göz yummayacağız.

Şunu burada tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum: Her ne kadar birileri bu meseleden dolayı Türkiye ekonomisinin krize girmesini dört gözle bekliyor olsa da Allah’ın izniyle tam tersi olacak. Bu sürecin sonunda Türk sermaye piyasaları safralarından kurtulacak, küçük yatırımcının birikiminden beslenen açgözlü parazitlerden arınacak, çok daha sağlam, çok daha sağlıklı bir bünyeye kavuşan finans piyasamız inşallah yoluna güçlenerek devam edecektir.

Türkiye ekonomisini iflata çalışan felaket tüccarları kaybedecek, ülkemiz ve milletimiz katbekat fazlasını kazanacaktır. Türkiye’ye yatırım ve sermaye girişi daha da hızlanacaktır. Bunların en ufak bir şüphe duymuyoruz, milletimiz de şüphe etmesin.

“Siyasetimizin tek limanı ahlaktır”

Değerli yol arkadaşlarım, tabii bu konunun bir de idari ve siyasi boyutu bulunuyor. Bağımsız yargı kendi işini yapar, orada süreç ilerliyor. Ekonominin aktörleri kendi sorumluluk alanlarında gerekli adımları atıyor. Vicdan, etik ve inanç boyutu kişinin zaten kendisiyle ilgilidir. Ama meselenin idari ve siyasi cephesinde yük bizlerin omuzunda.

Az önce söyledim, sorunun idari yönüyle ilgili kurumlarımızı, kurullarımızı görevlendirdik. Onlar da konuyu tam bir hassasiyet içinde takip ediyor.

Gelelim meselenin siyasi veçhesine. Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim, meselenin siyasi yönü bizim için vicdandan, ahlaktan ve inançtan asla ayrı değildir. Biz bu partiyi kurarken, yola çıkarken çok temel bir ilkeyi, hareketimizin esası olan bir ilkeyi, en önemli ahlakı ortaya koyduk. Nedir o? “Siyasetin tek limanı ahlaktır.” dedik.

Ve inancı sadece kişilere ait birer soyut kavram olarak görmedim; partimizin ve hareketimizin en merkezine, siyaset anlayışımızın en temeline yerleştirdik. Bu hareket ahlak üzerine kurulmuş bir harekettir. Bizim siyasetimiz inanç, etik, güven üzerine inşa edilmiş bir siyasettir.

Bundan tam 24 sene önce ilk AK Parti hükümetini kurduğumuzda bize ne dediler? “İktidar yozlaştırır.” dediler. “Bunlar da çözülecek.” dediler. 24 yıl boyunca yozlaşmayı, çözülmeyi, çürüğü partimize yaklaştırmadık, yanaştırmadık.

Gençler, ne vicdanımızla yüzleşmekten taviz verdik ne nefis muhasebesinden vazgeçtik ne ahlaki değerlerimizi esnettik ne de inancımızın sarsılmasına müsaade ettik. Çok sınamayla karşılaştık, çok teste tabi tutulduk. Ama Allah’a hamdolsun, bünyeye sızmaya çalışan her habis mikrobu çelik gibi ahlakımızla, kale gibi vicdanımızla, sarsılmaz imanımızla bertaraf etmeyi başardık.

Biz, bu aziz milletle gönül ve kader birliği yapmış bir siyasi hareketiz. Dün vardık, bugün varız, inşallah yarın da var olmaya devam edeceğiz.

Kimse yeise kapılmasın, hiç kimse moralini bozmasın. Aziz milletimiz de kutlu teşkilatımız da umudunu asla yitirmesin. Hele hele bize olan güveni asla sarsılmasın. Kimse kara propagandanın etkisi altında kalmasın. Kara propaganda bizim ne ahlakımıza ne imanımıza ne de vicdanımıza tesir edebilir. Kimsenin bundan endişesi olmasın.

Bizim bu aziz milletten başka hiç kimseye diyet borcumuz yoktur. Bizim Hazreti Allah’a bir can borcumuz var. Allah’ın izniyle hiçbir faniye borcumuz da, evelallah, yoktur.

Türlü senaryolar… Hiç kimse merak etmesin. Tayyip Erdoğan da onun dava arkadaşları da gereken neyse yapar ve hiç kuşkunuz olmasın, yapacaktır.

Tekrar söylüyorum: Siyasetimizin tek limanı ahlaktır. Bu parti o limandan hiç demir almamıştır, asla da demir almayacaktır. Burada demirleyecektir.

Burada yeri gelmişken şunu da ifade etmek zorundayım, değerli kardeşlerim. Şimdi bakıyoruz, bırakın kürsüden konuşmayı, milletin içine çıkmayacak tipler pişkince ahkâm kesiyor. Düne kadar hırsızlara, arsızlara, milletin malını yağmalayan haramilere sahip çıkanlar, milyon… Türkiye’de ilk defa para kuleleri üzerinden soygunu kurumsallaştıranlar, milyonlarca avroluk rüşvet itiraflarına dürüstçe cevap vermek yerine bize saldırıyorlar, AK Parti’ye gönül vermiş milyonlarca insana hadsizce dil uzatıyorlar.

Şunu bir defa her şeyden önce öğrenecekler: Biz, baklava kutusunda rüşvet alanlara, haram parayla kule yapanlara sahip çıkan bir güruhtan ne ders alırız ne de onları muhatap alırız.

“Sosyal medya tetikçilerinin yönlendirmesiyle değil, milletin çizdiği istikamette hareket ederiz”

Hiç kimseye, özellikle de siyasi yankesicilere ekmek çıkmaz. Boşuna ellerini ovuşturuyorlar, boşuna hevesleniyorlar, boşuna fırsatçılık yapıyorlar. Evelallah, partimiz, bu kadro hepsinin hevesini kursağında bırakır ve bırakacaktır.

Herhalde şunu artık anlamıştır: Tayyip Erdoğan söylentiyle, dedikoduyla, muhalefetin ve medyanın rüzgârıyla iş yapmaz. Biz sosyal medya tetikçilerinin yönlendirmesiyle değil, milletin çizdiği istikamette hareket ederiz.

Bir senaryosu varsa, emin olunuz ki bizim de bir hareket planımız, bizim de bir takvimimiz var. Sabır ve kararlılıkla bu planı adım adım, hamle hamle hayata geçireceğiz. İdari ve siyasi olarak gerekeni yapacağımızdan kimse kuşku duymasın.

Bir kez daha ifade ediyorum: Meseleyi büyük bir dikkat ve hassasiyetle takip ediyoruz. Siyasetimizin ve onun eseri olan yönetim tarzımızın pusulası daima ahlak, hukuk ve vicdan oldu. Bugüne kadar ahlaktan, imandan ve vicdandan sapmadık. Bundan sonra da kimse bizi yolumuzdan ayıramaz.

“İmandır o cevher ki İlahi ne büyüktür,
İmansız olan paslı yürek sînede yüktür.”

25 yıldır bizi tanımamışlar. Biz neler gördük, neler… Evelallah, bunun da üstesinden geliriz ve geliyoruz. Bizim için bu, öyle üzerine uzun uzun konuşulacak bir mesele değildir; çözülemeyecek bir sorun hiç ama hiç değildir.

Millete, memlekete ve ümmete hizmet yolunda önümüze çıkan kim olursa olsun kenara alır, yürümeye, koşmaya devam ederiz. Hiçbir arkadaşım karamsarlık tuzağına düşmesin. Hiçbir arkadaşımın zihnine, gönlüne şüphe, tereddüt yerleşmesin.

Milletin emanetine, yoksulun ekmeğine, yolda kalmışın, garibin, mazlumun umuduna göz diken olursa, bu partide ona musallat olur. Bu hep böyle olmuştur. Hiç merak etmeyin, şimdi de yarın da böyle olacaktır.

Bugünlere tertemiz geldik, yolumuza tertemiz devam edeceğiz. Bu kutlu yolda yenilenmiş, tazelenmiş, hücrelerini yenilemiş bir şekilde inşallah çok daha kararlı yürüyeceğiz. Bu vadiden, her krizden, her sınavdan güçlenerek çıktık. Buradan da Allah’ın izniyle güçlenerek çıkacağız.

“AK Parti ailesi yeni katılımlarla daha da büyümeye devam ediyor”

Aziz kardeşlerim, kıymetli milletvekillerimiz; AK Parti ailesi yeni katılımlarla daha da büyümeye, güçlenmeye, saflarını genişletmeye devam ediyor.

Rüşvetsiz selam dahi vermeyen parti derebeylerinin baskısından, bakanlar gecenin bir yarısında sinkaflı küfürlere maruz kalmak istemeyenler, huzur içinde, uyum içinde şehirlerine hizmet etmeye çalışanlar en güvenli adres olarak AK Parti’yi görüyor.

Bizzat kendi tabirleri ile karınları bir türlü doymayan yamyamlar yerine seçmenlerine hizmet etmek isteyenler çareyi yine burada arıyor. AK Parti’ye yönelik giderek artan teveccühün sebebi işte budur. Bunun dışındaki her söz bir spekülasyondur, iftiradır.

Düne kadar beraber yol yürüdükleri insanlara, sırf yönetim zafiyetine rıza göstermedikleri için iftira atmak, bununla yetinmeyip edepsizce hakaret etmek, saygısızlıktan öte apaçık bir ahlaksızlıktır.

“AK Parti, Türkiye’de belediyeciliğin kitabını yazmış bir partidir”

Burada şunu da açık açık söylemek istiyorum: AK Parti, Türkiye’de belediyeciliğin kitabını yazmış bir partidir. Biz, bunlarla 32 sene önce, 1994 yılında yerelden yola çıkarak geneli, yani 783.000 km²’nin tamamını kucaklamış, başarılarla dolu belediyecilik tecrübesi üzerine ulusalı ve küreseli bina etmiş bir hareketiz.

AK Parti’nin belediyecilik anlayışıyla hiç kimse yarışamaz. Sorunlara pratik çözümler bulma, hızlı neticeler alma, projeler geliştirme, şehirlerimiz için vizyon ortaya koyma noktasında hiç kimse AK Parti ile aynı kulvarda rekabet edemez.

Belediyecilik başkaları için bir rant kapısı, menfaat kapısı olabilir; ama bizde sadece millete hizmet kapısıdır. Belediyecilik başkaları için şahsi zenginleşme ve eşi dostu zenginleştirme aracı olabilir; ama bizde sadece millete hizmetkârlık makamıdır, fedakârlık makamıdır, millet için gece gündüz çalışmayı gerektiren ağır bir sorumluluk makamıdır.

Biz belediyeciliği kendi cebini, eşinin, dostunun, akrabalarının cebini doldurmak için değil; bilakis milletin kesesini doldurmak, milletin hazinesini doldurmak, daha huzurlu, güvenli, estetik ve güzel şehirler inşa etmek için yapıyoruz.

Bugün böyleydi, bugün de yarın da böyle olmaya devam edecek. Hep beraber bu anlayışla çalışmaya, koşturmaya, şehirlerimizi imar ve ihya etmeye devam edeceğiz.

Bugün aramıza katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a AK Parti ailesine hoş geldin, sefalar getirdin diyorum.

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.