MHP lideri Devlet Bahçeli, süreçle ilgili yeni dönemin işaretini verdi: “Af yok” vurgusunu korurken AİHM kararlarının uygulanması ve Öcalan’ın sürece katkısını sürdürebilmesi için gerekli şartların oluşturulacağını söyledi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, süreçle ilgili gelinen son aşamayı Türkgün gazetesine değerlendirdi. Bahçeli konuşmasında isim vermeden İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin süreç karşıtı tutumunu eleştirdi.
‘Halklar kazanmıştır’
“Yarım asra yaklaşan bir süredir ekonomik ve sosyal kalkınmamızı engelleyen, önemli bir insani ve ekonomik maliyet oluşturan bu prangadan kurtulmak tek arzumuzdur ve inşallah menzile yaklaşılmıştır” ifadelerini kullanan Bahçeli:
Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda önemli bir eşik aşılmıştır. Hep söylediğim gibi bu mesele siyaset üstü bir konudur ve yasa ile 86 milyon vatandaşımız, aynı zamanda da yakın coğrafyamızdaki halklar kazanmıştır. Bu çaba, bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi, aynı zamanda da bir demokratikleşme ve kalkınma hamlesidir. ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ hedefine ulaşılması bu hususta karşımızdaki en büyük engellerden birisi olan terörün kökten bitirilmesiyle daha yakın ve mümkün hale gelecektir.
‘Kışkırtıcı hamlelere geçit yok’
Provokasyonlara karşı uyaran Bahçeli, “Şüphesiz fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dahili ve harici karanlık odaklar olacaktır. Provokasyonlara karşı aziz milletimizi duyarlı olmaya davet ediyorum. Süreci karalamak ve çarpıtmak isteyenlere fırsat vermeyecek, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine, onların içerideki sözcülerine imkân tanımayacağız.”
‘Kanun, bir af düzenlemesi değil’
Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen kanunun bir af düzenlemesi olmadığını kaydeden Bahçeli şunları söyledi:
Kanun mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu yönüyle Kanun, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır.
Kanunun amacına uygun sonuçlar doğurmasını, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Oluşturulmaya çalışılan hukuki zemin, Türkiye’nin terör belasından ilelebet kurtulması hedefinin en önemli dayanaklarından biri olacaktır. Ve kuşkusuz kanunda öngörüldüğü üzere PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son vermesi ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim etmesi ön şarttır.
‘AİHM kararlarının uygulanması’
Bununla birlikte, kanunun kabulüyle ulaşılan merhale bir nihayet değil, hukuki ve idari bakımdan yapılması lazım gelen düzenlemeler için yeni bir safhanın başlangıcı olacak, bu kapsamda AİHM kararlarının uygulanması dahil tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine ilişkin çalışmaların etkinleştirilmesi gündeme gelebilecektir.
‘İhtiyaç duyulan yasal idari düzenlemeler’
Bundan sonraki süreçte ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ tarafından hazırlanan ortak raporda vurgulanan diğer adımların da atılması, ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması, uygulamaların etkili bir işbirliği ve eşgüdümle yürütülmesi kritik önemde olacaktır.
‘Öcalan’ın şartlarının oluşturulması’
PKK’nın kurucu önderliği olarak yaptığı ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ile birlikte PKK’nın fesih ve silah bırakma kararında önemli bir fonksiyon ifa eden Abdullah Öcalan’ın, önümüzdeki dönemde de sürece katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak şartların oluşturulması gerekmektedir.
Milletçe ortak hedefimiz; terörle birlikte şiddetin, terörizm ve bölücülüğün reddedildiği bir zihinsel dönüşüme zemin hazırlamak, tekrar yeşermeyeceği bir iklim oluşturmaktır. Siyaset alanının genişlediği bununla beraber siyasi rekabetin demokratik sınırlar içinde, milli ve manevi değerler istikametinde, ahlaki bir düzlemde yürüdüğü bir sistem inşa etmektir. “







