İlhami Işık: Dışarıda entegrasyon, içeride bekleme. Süreç neden 2027 baharına kalıyor?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Suriye ve Şengal’de entegrasyon süreci ilerlerken, Türkiye’de silahsızlanma sürecinin takvimi neden uzuyor? Ekim’den Aralık’a kayan beklenti, kış şartları nedeniyle Nisan-Mayıs 2027’ye mi sarkacak?

Batmanlı Gazeteci İlhami Işık, sürecin perde arkasını, Öcalan’ın olası rolünü ve tarafların hesaplarını Ocak Medya için kaleme aldı.

 

İŞTE O YAZI:

Süreç tek takvimde yürümüyor. Suriye ve Şengal’de entegrasyon konuşulurken, Türkiye’nin içindeki silahsızlanma bir adım ileri, iki adım geri gidiyor. Güvenlik kaygısıyla açılan dosya, yine güvenlik kaygısıyla uzuyor. Ekim denilen eşik Aralık’a kayıyor. Aralık’a kalan bir teslimin kış şartlarında bitmesi ise kâğıt üzerinde mümkün, sahada değil. Bu da sürecin bu boyutunu Nisan-Mayıs 2027’ye bırakıyor. Aradaki boşluğu Öcalan’ın görünürlüğü dolduracak gibi. Bunun hem iktidarın hem PKK’nin hesabına geldiğini söylemek abartı olmaz.

İki süreç, iki tempo

Dosyayı tek parça okumak yanıltıcı. Dışarıda muhatap yalnızca Kandil değil. Bağdat, Erbil, Şam ve sınır güvenliği de masada. İçeride ise muhatap, silahını statü netleşmeden bırakmayacağını söyleyen bir kadro. Bu yüzden dış hat ilerlerken iç hat teyide bağlanıyor.

Şengal’de formül aşağı yukarı belli. YBŞ silah bırakacak, uygun görülenler bireysel olarak Irak güvenlik yapısına alınacak, isim, amblem ve bağımsız komuta kalkacak. Konuşulan uç tarih 30 Haziran 2027. Suriye’de SDG’nin merkezi orduya katılması da bu adım için emsal diye anlatılıyor. Öcalan’ın Eylül sonu ve Ekim başında Şengal’e okunan mesajı aynı dili kullanıyor: yapı yerelde kalsın, Irak ordusu içinde görev yapsın, Şengal için “Türk modeli” geliştirilsin, PKK’nin rolü bitmiştir. Dışarıda mesele ideolojik bir pazarlıktan çok koridorun daraltılmasına bağlanmış durumda.

Saatve Takvimler

İçeride sıra tersine kurulmuş. Çağrı geldi, sembolik tören yapıldı, 10 Ağustos 2026’da çerçeve yasa çıktı. Ama yasa kendiliğinden işlemiyor. Güvenlik birimleri örgütün dağıldığını ve silahların kullanımdan çıktığını tespit etmeden, bu tespit MGK kararıyla kesinleşmeden hukuki adım açılmıyor. Yasanın çıkması ileri adım. Uygulamanın teyide bağlanması geri adım. Her kazanım, bir sonraki adımın şartını ağırlaştırıyor.

Ekim gitti, Aralık konuşuluyor

DEM tarafı Eylül sonunda Ekim’i silahların sustuğu dönemin başlangıcı ilan etti. Ekim’in ilk günlerinde kulis başka bir şey söylüyor. Teyidin Aralık MGK’sında ele alınabileceği, sahada kesin tarih olmadığı yazılıyor. Daha temkinli aktarımlar yavaşlamayı PKK yönetici kadrosunun akıbet belirsizliğine bağlıyor. O kadro devletin planını görmeden işi ağırdan alıyor. İyimser senaryo Kasım sonu, en geç Aralık.

Ekim böylece sonuç ayı olmaktan çıkıyor, beklenti ayı haline geliyor. Aralık da sonuç ayı değil. Teyidin konuşulabileceği ay. Konuşulması ile bitmesi aynı şey değil.

Kandil’in itirazı da bu eşiğe yönelik. Cemil Bayık Eylül ortasında silahın Öcalan serbest kalmadan bırakılmayacağını söyledi. Yasanın lider kadroyu dışarıda bıraktığı, uygulanmak için değil uygulanmamak için çıkmış gibi durduğu iddiası da aynı haftalarda geldi. Ankara için bu bir güvenlik şartı. Örgüt için pazarlığın asıl konusu. İki taraf da kendi şartını karşı tarafın ön şartı haline getirince içeride tempo düşüyor.

Kış, takvimi bahara iter

Aralık’ta bir MGK kararı çıksa bile bunun anlamı silahların o ay inmiş olması değil. Çerçevenin kabul edilmiş olması. Teslimin nerede yapılacağı, nasıl kayıt altına alınacağı, bırakan kişi hakkında hangi işlemin yürütüleceği henüz teknik hazırlık. Buna coğrafya ekleniyor. Kandil’e uzanan hat, Zap, Metina, Avaşin ve Haftanin gibi kışın ikmalin ve heyet dolaşımının ağırlaştığı bir arazi. Kar altında mağara boşaltmak ve bunu “tespit tamam” diye kapatmak başka bir mevsimin işi.

Nisan-Mayıs 2027 bu yüzden keyfi bir öteleme değil. Siyasi yavaşlama ile mevsimsel kısıtın üst üste binmesi. Bu tarih ilan edilmiş bir mutabakat değil. Teyit beklenenden hızlı kapanırsa öne çekilir. Yine de dağ hattında kışın fiili teslimin bitmeyeceği, sürecin bu boyutunu bahara taşıyan en sağlam önerme.

Boşluk boş kalmaz

Güvenlik dosyası beklerken siyasi dosya suskun kalamaz. Uzayan bir süreçte görünürlük yoksa “bitti” algısı erir, taraflar da kendi tabanına anlattığı hikâyeyi taşıyamaz.

Öcalan son günlerde bu boşluğu yazılı mesajla dolduruyor. Londra’daki konferansa “misyon bitti, silah kutsanmasın” diyor. Şengal’e “Türk modeli” diyor. Yazılı mesaj süreci ayakta tutar, boşluğu tek başına kapatmaz. Ekim sonu veya Kasım başında gazetecilerle ve farklı kesimlerle bir görüşme, asıl dolgu olur. Statü değişmeden, tahliye olmadan, infaz rejimi içinde görüşme hakkının genişletilmesi daha önce de konuşulmuştu. İlan edilmiş bir tarih yok. Ama boşluğu dolduracak başka bir araç da görünmüyor.

Böyle bir görüşmenin üç işi var. Kamuoyuna sürecin durmadığını söylemek. Kandil’e eski formda ısrar etmeyin mesajını Öcalan’ın kendi cümlesiyle iletmek. Statü tartışmasını silah tesliminden ayırıp zamana yaymak. Bayık “Öcalan çıkmadan silah yok” derken İmralı “misyon bitti” diyorsa, görüşme bu iki sesin arasına üçüncü bir kanal koyar.

Kim ne kazanıyor?

Erteleme iki tarafın da işine geliyor. Hesaplar aynı değil. Ortak olan, sürecin şimdi kapanmaması.

İktidar için erken bir “bitti” ilanı, teyit gelmeden maliyet üretir. Yasa çıkmış, kurul kurulmuş, Şengal ve Suriye hattı kapanıyor diye anlatılabiliyorsa, içeride birkaç ay “tespit bekleniyor” demek yönetilebilir bir gecikme. Kış bu gecikmeyi doğallaştırır. Görüşme hakkı ise düşük maliyetli bir canlılık jesti. Öcalan konuşur, dosya güvenlik ekseninde kalır.

Örgüt için silah, yönetici kadronun ve Öcalan’ın ne olacağı netleşene kadar eldeki tek ciddi koz. Fesih açıklanmış, sembolik tören yapılmış, asıl stok verilmemiş durumda. Kış bu stoku eritmeden beklemeyi kolaylaştırır. Görüşme de tabana “ses yok, süreç öldü” dedirtmemek için gerekli.

İktidar kapanışı teyide bağlıyor. Örgüt kapanışı statüye bağlıyor. Şartlar yer değiştirmedikçe dışarıda entegrasyon yürür, içeride tempo düşer, aradaki aylar görünürlükle dolar.

Bahara kalan şey

Nisan-Mayıs 2027’ye kalan yalnızca karın kalkması değil. O tarihe kadar dış hattın bir kısmı yol almış, Öcalan birkaç kez konuşmuş, statü pazarlığı silah tesliminden ayrılmış olur. Hukuki adımlar ancak ondan sonra silahla aynı cümlede kurulabilir. Ondan önce kurulan her cümle teorik bir imkân olarak kalır.

Bu okumanın da sınırı var. Gazeteci görüşmesi bir karar değil, bir ihtimal. İki hesabın örtüşmesi sürecin sorunsuz uzayacağı anlamına gelmiyor. Statüsüz bir bekleyiş her an kopuşa dönebilir. Şengal’de “yerelde kalma” şartı Bağdat’ın tasfiye şartıyla çelişirse dış hat da yavaşlar. Yine de bugünkü tablo net. Dışarıda entegrasyon konuşuluyor, içeride teyit bekleniyor, Ekim Aralık’a devrediliyor, kış teslimi bahara bırakıyor. Güvenlik kaygısıyla açılan dosya, güvenlik kaygısı kalkmadan kapanmayacak şekilde kurulmuş durumda.

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.