İlhami Işık’tan ‘süreç’ uyarısı: Bahçeli’nin çabası boşa mı gidiyor?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gazeteci İlhami Işık, Çözüm Süreci ile ilgili uyarı ve tavsiyelerine devam ediyor. Işık, Elips Haber’de yer alan yazısında MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çabasına dikkat çekerek, buna karşın sürecin zamana yayılmasının yanlışlığına dikkat çekiyor.

İşte o yazı:

Sürecin ilk gününden bu güne kadar Sayın Devlet Bahçeli, şiddetin gölgesinden kurtulmuş, huzur ve barışa giden yolun önünü açmak için kararlı, yapıcı ve pozitif bir üslup ile söylem ve hamlelerde bulunuyor.

Başta kayyumlar meselesi olmak üzere, Sayın Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi dahil, hemen ve hiçbir yasa değişikliği gerekmeden yapılabilecek birçok adımı açıkça dile getirmesine rağmen, ne yazık ki bu sözler ve girişimler hep havada kaldı, somut bir neticeye ulaşamadı.

Aradan yaklaşık 18-19 ay geçti.

Bu uzun süre boyunca Meclis’teki komisyon çalışmaları dışında gerçekten somut, sahici ve kalıcı bir adım atılabildiğini söylemek maalesef zor.

Süreç, zaman zaman ivme kazanır gibi olsa da kısa süre sonra yine aynı yerinde sayma, konuşma ve beklenti yönetimi döngüsüne geri dönüyor.

Sayın Bahçeli’nin son dönemdeki açıklamaları, özellikle İmralı’ya ilişkin yaptığı değerlendirmeler ve yeni yol haritası vurguları, süreci bir nebze hareketlendirmiş gibi görünse de, içimde ciddi bir endişe var.

Yine zamana yayılma, prosedürlere hapsolma ve neticede soğumaya terk edilme tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliriz.

Eğer haziran ayında bu yönde ciddi, somut ve takvime bağlanmış bir girişim ortaya konulmazsa, temmuz ayındaki NATO Zirvesi nedeniyle zaten böyle bir adımın atılma ihtimali oldukça zayıf görünüyor.

Zirve öncesi hassas bir dönemde iç siyasetin böylesine kritik bir dosyasını hareketlendirmek, mevcut konjonktürde pek tercih edilen bir yaklaşım olmayacaktır.

Zirvenin hemen ardından ise Meclis’in yaz tatiline girmesi ve ekim ayına kadar fiilen ara vermesi söz konusu.

Yani önümüzdeki birkaç ay, sürecin kaderi açısından adeta bir dönüm noktası niteliğinde. Bu pencereyi kaçırırsak, sonbahara ve belki de 2027’ye kadar ciddi bir ilerleme beklemek iyimserlik olur.

Tabii ki bütün bunlar “soğuk prosedürler”den ibaret. Eğer mevcut iktidarın, Cumhur İttifakı’nın ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuda net ve samimi bir niyeti varsa, zaman denen şey bir sıkıntı olmaktan çıkar.

Daha önce benzer kritik süreçlerde görüldüğü üzere, irade ve siyasi kararlılık varsa yasal engeller, bürokratik işlemler ve takvimler bir anda esneyebiliyor. Ama niyet yoksa, her şey usul tartışmalarına, “hukuk devleti” vurgularına ve “süreç devam ediyor” açıklamalarına hapsoluyor.

Sayın Bahçeli’nin bu süreçteki rolü gerçekten takdire şayan. Milliyetçi camianın hassasiyetlerini gözeterek, MHP tabanını tedirgin etmeden, hatta bazı kesimleri ikna ederek bu kadar net ve cesur çıkışlar yapması kolay değil.

Demirtaş’ın tahliyesinden kayyumların iadesine, Öcalan’ın statüsünden terörün tamamen bitirilmesine kadar birçok konuda “hayırlı olur” diyebilen bir siyasi aktörün sözlerinin havada kalması, sadece Bahçeli açısından değil, bütün süreç açısından kayıptır.

Çünkü o, bu konuda en erken ve en kararlı seslerden biri oldu. Girişimleri hep ön açıcı nitelikteydi.

Ancak siyasi süreçler tek taraflı işlemiyor. Karşılıklı güven, samimiyet ve somut adımlar gerekiyor. PKK’nın silahı tamamen bırakma, faaliyetlerini bitirme ve siyasallaşma iradesini göstermesi kadar, devlet tarafının da yasal ve idari adımları kararlılıkla atması şart.

Aksi takdirde bu süreç, maalesef birçok benzeri gibi, konuşulup konuşulup rafa kaldırılan dosyalardan biri haline gelebilir.

Korkum, haziran ayının da “bekleyelim görelim” yaklaşımıyla geçmesi ve NATO sonrası yaz tatilinin süreci fiilen dondurmasıdır.

Böyle bir senaryoda hem toplumsal beklenti kırılacak, hem de şiddetin gölgesi bir süre daha ülkemizin üzerinde kalmaya devam edecektir.

Oysa Türkiye’nin önünde çok daha büyük hedefler var: 2028, 2030’lar ve daha müreffeh, daha güçlü, terörden arınmış bir Türkiye.

Sayın Bahçeli’nin son açıklamaları bu anlamda yeni bir fırsat penceresi açmış durumda.

Bu pencerenin değerlendirmesi, artık sadece sözle değil, icraatla, yasal düzenlemelerle ve somut takvimle mümkün olacaktır.

İktidarın niyeti varsa, haziran ayı bu iradenin en net şekilde ortaya konabileceği aydır. Yoksa yine aynı cümleleri duyacağız: “Süreç devam ediyor.”
Türkiye, bu belirsizliklerden ve zamana yayma oyunlarından artık yoruldu.

Ya gerçek bir çözüm ve barış iradesi ortaya konacak, ya da herkes kendi pozisyonuna geri dönecek.

Orta yolun kalmadığı bir süreçteyiz. Umarım iktidar, Sayın Bahçeli’nin açtığı bu yolda kararlı adımlar atar ve 18-19 aydır havada kalan sözler nihayet yere basar.

Aksi takdirde, ne yazık ki kaybeden sadece bir taraf değil, bütün Türkiye olacaktır.

 

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Uygulamamızı İndir ve Yorum Yap 🌟