Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Batman’da düzenlenen Sivil Toplum Buluşması’nda çözüm sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı sorunları geride bırakması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, sürecin yalnızca Türkiye için değil, bölge halklarının geleceği açısından da tarihi bir fırsat olduğunu söyledi.
Batman’daki Necat Nasıroğlu Külliyesi’nde gerçekleştirilen Sivil Toplum Buluşması, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla düzenlendi. Sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelen Kurtulmuş, Türkiye’nin geleceği, toplumsal barış, kardeşlik ve çözüm sürecinde atılan adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin kronikleşen meselelerini çözerek daha güçlü bir geleceğe ilerlemesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, uzun yıllardır devam eden çatışmalı ortamın hem ekonomik hem de toplumsal açıdan ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.
“Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Arap’a Düşman Edemediler”
Konuşmasında bölge halklarının tarihsel birlikteliğine vurgu yapan Kurtulmuş, Osmanlı Devleti’nin dağılmasının ardından Ortadoğu’da farklı halklar arasında ayrılıklar oluşturulmaya çalışıldığını söyledi.
Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve bölgede yaşayan diğer toplulukların ortak bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bu birlikteliğin dış müdahalelerle ortadan kaldırılamayacağını belirtti.
Kurtulmuş, “Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Arap’a düşman edemediler ve asla da edemeyecekler” sözleriyle toplumsal kardeşliğin önemine dikkat çekti.
Çözüm Sürecinde Siyasetin Rolüne Dikkat Çekti
Çözüm sürecinin devletin kararlılığı ve toplumun barış beklentisiyle şekillendiğini anlatan Kurtulmuş, Türkiye’nin geçmişe kıyasla daha güçlü bir konumda bulunduğunu ifade etti.
Silahlı yöntemler yerine demokratik siyaset zemininde çözüm arayışlarının önem kazandığını belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin meselelerinin diyalog ve siyaset yoluyla ele alınması gerektiğini söyledi.
Bölgedeki gelişmelerin de sürece yeni bir boyut kazandırdığını dile getiren Kurtulmuş, özellikle İsrail’in saldırılarının Ortadoğu’daki istikrarsızlığı derinleştirdiğini savundu.
Meclis Komisyonunun Çalışmalarını Anlattı
TBMM bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun faaliyetlerine de değinen Kurtulmuş, 50 milletvekilinden oluşan komisyonun toplumun farklı kesimleriyle görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı.
Komisyonun hazırladığı raporun çözüm sürecinde izlenecek adımlar açısından yol gösterici olduğunu belirten Kurtulmuş, Meclis’in bu konudaki sorumluluğuna işaret etti.
Kurtulmuş, ayrıca 467 milletvekilinin desteğiyle kabul edildiğini belirttiği “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” hakkında değerlendirmelerde bulunarak siyasi iradenin ortak hareket etmesinin önemini vurguladı.
“Çözüm Süreci Bölgesel Barışa Katkı Sunacak”
Çözüm sürecinin yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, Suriye ve Irak’taki gelişmelere de dikkat çekti.
Suriye’de silahlı yapıların devlet kurumlarına entegrasyonu yönünde çalışmalar yürütüldüğünü, Irak’ta da benzer gelişmelerin yaşandığını ifade eden Kurtulmuş, bölgesel istikrarın sağlanmasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Kurtulmuş’un açıklamalarına göre Türkiye’de ilerleyen çözüm süreci, komşu ülkelerde barış ve güven ortamının güçlenmesine de katkıda bulunabilecek.
Provokasyonlara Karşı Dikkatli Olunması Çağrısı
Toplumsal barışın korunması için kullanılan dilin büyük önem taşıdığını belirten Kurtulmuş, çözüm sürecini olumsuz etkileyebilecek provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Farklı kimliklerin, kültürlerin ve düşüncelerin ayrışma nedeni olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, karşılıklı anlayışın ve ortak yaşam kültürünün güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Batman’dan birlik ve beraberlik mesajı veren Kurtulmuş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz biriz, beraberiz ve hep beraber bu bölgeyi barış ve esenlik bölgesi yapmakta kararlıyız.”
Batman’daki buluşmada verilen mesajlarda, çözüm sürecinin demokratik siyasetin güçlenmesi, toplumsal uzlaşının sağlanması ve Ortadoğu’da kalıcı barış ortamının oluşturulması bakımından taşıdığı önem öne çıktı.








