YENİ Parti Genel Başkano Özgür Özel, çerçeve yasaya ‘evet’ oyu vermelerine ilişkin gelen eleştirileri yanıtladı. Özel, ‘Terörün bitmesi, silahsızlanma konusunda ‘evet’ oyu verdik. Demokratikleşmenin mücadelesini vereceğiz’ dedi YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeveye yasaya ‘evet’ oyu vermelerine gelen eleştirileri Cumhuriyet gazetesine değerlendirdi.
‘PKK’nin silah bırakmasına nasıl hayır diyeceğiz’
Kürt meselesinin yıllardır Meclis’te çözülmesini istediklerini belirten Özel, “Bir terör örgütü silah bırakıyor. Bundan sonra çatışma olmayacak gözüküyor. Bu sürecin en büyük karşıtı olan MHP başlangıcı ifade etti. Ülkeyi yönetmeye talip olan bizler PKK’nin silah bırakmasına nasıl ‘hayır’ diyeceğiz. O yüzden bu konuda ilkesel olarak ‘evet’ demek durumundayız. Bu ihtimalin karşısında yer alınmaz, tarihsel olarak. Elbette eleştirilere hak veriyoruz. Genel olarak itirazlar bize bu kadar çok kötülük yapılırken, antidemokratik uygulamalar varken ‘evet’ denmesi. Terörün bitmesine herkes ‘evet’ deniyor. Ama bu süreç samimi mi? ‘Hayır’ diyorlar. Biz ülkeyi yönetme kararlılığında olanlar olarak duygularla değil, ilkelerle davranmak zorundayız. Bu meselenin bir güvenlik bir demokratik bir de kalkınma boyutu var. İşin kalkınma meselesi açısından da önemli bir nokta. Demokratikleşme adımlarının mutlaka atılması gerektiğini düşünüyoruz. Esas olarak da bu durumun bir kalkınma fırsatı yaratacağını düşünüyoruz. Çünkü terör karşısında 2 trilyon gibi bir para harcadık. Terör olduğu için kazanamadıklarımız da var. ‘Ülkeyi yöneteceğiz’ diyen bir partinin çok geniş bir perspektiften bakması gerekiyor. Ama milletvekillerimize kendi illerinin hassasiyetine bakmasını söyledik. Ona göre karar verdiler. 35 milletvekili ‘evet’, 54 milletvekili ‘hayır’ oyu verdi” dedi.
‘Milletvekilleri saha bizi anladı diyor’
“Bu durumdan rahatsız mısınız?” sorusuna Özel, şu yanıtı verdi:
“Hayır, hiç değilim. Aksine bu rakamlara yakın bir durum bekliyordum. Arkadaşlarımıza kapalı grup öncesi “91 milletvekillerimizin görüşlerini toparlayın, yazın” dedim. Sonrasında kapalı grubu yaptık. Gördüm ki grubun coğrafyalara göre çok farklı söyledikleri var. Böyle olunca ‘Arkadaşlar, size taahhüdüm, lider suntasının olmadığı, grup kararlarının gerekli olmadıkça alınmadığı, herkesin rahat siyaset yapacağı, birlikte siyaset üreteceğimiz bir parti olacağız. Herkes kendi temsil ettiği yerlerin hassasiyetine göre hareket etsin’ dedim. O yüzden durumdan memnunum. Çıkan sonuç, YENİ Parti’nin yeni siyaseti açısından önemli bir sonucun başarıyla atlatılması. Çünkü grupta da herkes ‘Doğru karar verdik’ diyor. ‘Evet’ veren de ‘Hayır’ veren de ‘Saha bizi anladı’ diyor.
‘Silahsızlanmaya evet oyu verdik, demokratikleşmenin mücadelesini vereceğiz’
“Kamuoyunda ‘YENİ Parti, iktidarın, AK Parti’nin bir projesine ‘evet’ dedi’ algısı var. Bu sizin özgün bir kararınız mı?” sorusu üzerine Özel, şunları söyledi:
“Komisyon fikri zaten savunduğumuz bir fikirdi. YENİ Parti’nin yeni siyasetinde doğruya doğru, yanlışa yanlış demek var. Bugün silahların bırakılmasıyla ilgili bir düzenleme yapmak doğru bir iştir, buna ‘evet’ demek lazım. Ama bu komisyon raporunun 6. kısmıdır. 7. kısmına da sahip çıkılması gerekir. Orada kayyım uygulamalarının kaldırılması da var, tuhaf tuhaf yasalarla gazetecilik mesleğini tehdit eden yasalarla ilgili düzenlemeler de var. Terörün bitmesi, silahsızlanma konusunda ‘evet’ oyu verdik, demokratikleşmenin mücadelesini vereceğiz. Yapmayıp kaçtılar. Olabilir mi? Olabilir. Devamında “Eyvah, AKP bizi kandırdı, keşke ‘evet’ demeseydik” demeyeceğiz. Yeni iktidarımızın ilk 150 günü o demokratikleşme paketini hayata geçiririz. ‘Cumhur 6. maddeyi yaptı, 7 YENİ’ye kaldı’ deriz. İnanmadığımız bir işe girmeyiz. Ama iktidar olduğumuzda da PKK’nin silah bırakması için bir çabaya girecektik zaten. Şunu da görüyorum. AKP bunu yaparken türlü hesapları vardı. Onun için bazen durağan bir süreç oldu. Onlar İmralı’ya gitti, biz gitmedik. Gittiklerini ‘Röntgen çektiriyoruz’ diyerek gizlemeye çalıştılar. Bazen gizli, bazen utangaç oldular. Biz çok nettik. ‘Komisyona gireriz’ dedik. Girdik. ‘İmralı’ya gitmeyeceğiz’ dedik, gitmedik. Rapora ‘evet’ oyu verdik. Yasada da ilkesel olarak ‘Evet’ oyu verdik ama endişeleri duyarak grubu serbest bıraktık.”
‘Programımızda ana dilin hak olduğu zaten var’
“Demokratikleşme deyince ne anlıyorsunuz?” sorusunu da Özel, şöyle yanıtladı:
“Komisyona verdiğimiz rapor çerçevesinde anlıyoruz. Kendi programımızda ana dilin hak olduğu zaten var. Ama bu işin bir anayasa değişikliğine evrilmemesi gerektiğini başından beri söylüyoruz. İlk başta tüm siyasi partiler de bu açıklamayı yaptı. Eşit yurttaşlık meselesini sadece etnik ve mezhepsel değil; bir ekonomik eşitlik, fırsat eşitliği ve bugün ortaya çıkmış eşitsizliklere sert ve anlamlı müdahalelerin yapılması açısından anlıyorum. Esas vergi vermesi gerekenler verginin yüzde 11’ini veriyor. Mesela buna müdahale edilmeli. Büyük servet sahiplerinin miraslarında yoksulların payının olduğunu düşünen bir şekilde anlıyorum. Aynı şekilde Kürt’ün de Alevinin de kendini bu devlete ait hissettiği bir eşit yurttaşlık anlıyorum. Eşit yurttaşlık meselesinin etnik ve mezhepsel boyutunun dışında hem ekonomik hem de sosyolojik boyutunun tartışılması en çok Kürt gençlerini de bu devlete bağlayacak bir mesele olarak görüyorum. Eşit yurttaşlığın üniter devletin teminatı olacağını düşünüyorum. Kimseyi geride bırakmayan bir devlet anlayışı.”
‘Demokrasinin yolu Cezaevlerinden değil, Meclis’ten sandıktan geçer’
Abdullah Öcalan’ın İmralı Heyeti görüşmelerinde Özgür Özel için söylediği iddia edilen “Demokrasinin yolu Silivri’den değil İmralı’dan geçer” sözlerinin sorulması üzerine Özel, şöyle dedi:
“İmralı heyeti bizi böyle bir görüşmeden haberdar etmedi. Devlet kanalından da bir şey gelmedi. Bir yerlerden bir şeyler sızdırılıyor. Manipülasyon potansiyeli yüksek bir noktadayız. İmralı heyeti daha önce partileri ziyaret ediyordu. Bu sefer 1 Ağustos görüşmesi sonrası birkaç partiyi ziyaret etti. Bizden bir randevu istemediler ve bana böyle bir şeyden bahsetmediler. O yüzden meseleyi radarıma almadım. Ama genel olarak ben demokrasinin yolunu cezaevlerinden, şehirlerden değil; TBMM’den geçiririm. Şu cezaevinden geçmez, buradan geçer değil; eğer demokratik bir cumhuriyet olacaksak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, sandıktan geçer. “







