Bu hafta Meclis’e gelmesi beklenen Çerçeve Yasa hakkında konuşan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, her ne kadar dışında tutulmak istenseler de süreci önemsediklerini ve desteklediklerini söyledi. Özel, ‘kırmızı çizgilerin’ şimdiden konuşulmasını doğru bulmadıklarını vurguladı ve ekledi: “Bunun kişisel siyasi ikbal pazarlıklarına alet edilmesinin, böylesi majör bir meselenin kişisel ikbal, siyasi ikbal, parti çıkarına indirgenmesini kabul etmiyoruz.”
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, T24 YouTube kanalında Şirin Payzın ve Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı. Özel, bu hafta Meclis’e gelmesi beklenen ‘Çerçeve Yasa’ konusunda Yeni Parti’nin tutumunun ne olacağından, belediye başkanlarına yönelik operasyonlara kadar bir çok soruyu yanıtladı.
Röportajdan öne çıkan başlıklar şöyle:
Bizim Kürt meselesiyle ilgili tavrımız ya da barışa dair umudumuz, desteğimiz konjonktürel bir mesele değil. Bu ilkesel bir mesele ve bu temel yaklaşımın dışına ben çıkmam; arkadaşlarımızın da bu noktada, bu temel yaklaşımda bir problemi yok. İlk başta bunu bir söylemem lazım. Bunun üstüne söyleyeceğim şey şu. Biz Türkiye’yi yönetmek istiyoruz ve Yeni Parti’nin doğuşu Türkiye’yi yönetme ısrarımıza, iktidarı değiştirme noktasındaki kararlılığımıza karşı bir sivil darbe girişimiyle karşı karşıyayız ya da bir başka deyişle bir bürokratik darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Yargı bürokrasisinin kullanıldığı diyeyim daha doğrusu. Biz Türkiye’yi yöneteceğiz. Kürt sorununun olmadığı, terörün olmadığı bütçenin terörle mücadeleye, silahlanmaya değil kalkınmaya ve insanların refahına ayrıldığı bir Türkiye’yi yönetmek istiyoruz. Bu açıdan da bu yaşananları, bu yaşanacak süreci önemsiyoruz ve bu yönüyle de destekliyoruz.
Şu anda hani bütün partilerin mutabakatıyla geliyor falan gibi söylemle tarif edilen çalışma, bir ziyaret ya da bir metni paylaşma gibi bir şey olmadığı için bilmiyorum, yani ne geldiğini. Bizim böyle bir mutabakatımız yok ama başta söylediğim gibi ilkesel olarak meselenin çözümüne yönelik bakıyoruz. Bizi bu işin dışında tutmak istediklerini de çok iyi biliyoruz. Yani şöyle ki biliyoruz. Bütün bir süreç boyunca ben şu sorulara cevap vermek zorunda kaldım. Örneğin Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması halen mi masada kalacaksınız? İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atanması, bunlarla oturmaya devam mı edeceksiniz? İstanbul İl Başkanlığı’na beş bin polisle girilmesi bu şartlarda herhalde o masadan kalkarsınız gibi devam etti.
Biz hep biz ilkesel bakıyoruz, biz Türkiye’yi yönetmeye talip bir partiyiz ve biz iktidarda olsak Kürt sorununun çözümü için nasıl inisiyatif kullanacaksak bugün de doğru yerde dururuz dedik. Önemle altını çizmek istediğim konu şu. Biz Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha aday olması, anayasa değişikliğinin işte yeniden aday olması yönünde ya da başka konularda yani AK Parti iktidarının ömrünün uzatılması, Cumhur İttifakı’nın talepleri yönünde bir anayasa değişikliği yapılması noktasında ne bir mutabakatımız ne bir ne bir görüşmemiz, ne bir kabulümüz var.
Biz anayasaya uymayanlarla anayasa değiştirmeyeceğimizi zaten söylemiştik ilk baştan beri. Bunu şöyle algılayan ve algılatmaya çalışanlar var. Ya bu süreç Kürt siyasetiyle AK Parti arasında bir al ver sürecidir. Kürt siyaseti istediğini alacak. Erdoğan’a da bir dönem daha aday olma ya da başka alanları aşacak. Ben meseleye böyle sığ bir yerden bakmıyorum. Ve kesinlikle ve kesinlikle bu meselenin zaten çok ağır bir bedeli olur. Bunun kişisel siyasi ikbal pazarlıklarına alet edilmesinin, böylesi majör bir meselenin kişisel, ikbal siyasi ikbal, parti çıkarına indirgenmesini kabul etmiyoruz. Bunun yapıldığında zaten dünya örnekleri de Türkiye’nin geçmiş örnekleri de şunu gösteriyor ki kaş yaparken göz çıkarırsınız. Çok daha kötü sonuçlar doğurabilir.
Bu tip hassas konularda kırmızı çizgimiz yok değil. Kırmızı çizgi cümlemden şu anlaşılmasın. Bizim hiçbir kırmızı çizgimiz olmaz değil. Ama meseleyi kırmızı çizgilerden başlayarak konuşmak da bazen zarar verici olabiliyor. Barışa dair, silahların susmasına, terörün bitmesine, Türklerin ve Kürtlerin kol kola bir bir büyük barış sürecine kalkınma sürecine Türkiye’de yürümeleri için bir fırsata dair bir fırsat varken erkenden kırmızı çizgi konuşmamak lazım.
Bana geçen gün bir arkadaş sordu, Demirtaş‘ı ziyaret edecek misiniz? ‘Evinde etmek istiyorum artık’ dedim. Biz kocaman rapor yazmışız. Raporun şimdi altıncı ve yedinci kısımları mühim. Anayasa Mahkemesi kararına, AİHM kararlarına uyma. Bu doğrudan hem Demirtaş’ın hem Gezi tutuklarını, çok sayıda siyasetçinin özgürlüğünü tarif ediyor. Şimdi bize çerçeve yasa geliyor. Demirtaş Edirne’de televizyondan izliyor bunu. Bu doğru bir şey değil yani. Bana geçen gün bir arkadaş dedi ki bu süreçte Demirtaş’ı ziyaret etmeyi düşünür müsünüz? Dedim ki evinde düşünürüm. Niye cezaevine gidip ziyaret edeyim yani.
Yeni Parti şu anda Türkiye’de iktidarı değiştirmek isteyen, bugün yaşananlardan rahatsızlık duyan, bütün demokratların partisi veya bütün demokratlara kapıları açık bir parti ya da bütün demokratlar ve onların yapılarıyla gönül ittifakına da seçim ittifakına da açık bir parti. Birbirinden şüphesi olmayan, biz ortak bir geleceğe yürümek için bir arada durabiliriz ve ayrılıkları değil, müşterekleri yani farklılıkları değil, müşterekleri konuşarak, ayrılıkları değil, birliktelikleri konuşarak yürüyebiliriz. Yani bu süreçte bizim başarılı olmamızı isteyen milliyetçi hassasiyetleri yüksek kişilerle Kürt demokratların bir arada olabilmesi ya da iki tarafın birden yeni partiye iyi hisler besliyor olabilmesi Türkiye’nin ortak geleceğin için çok büyük bir umut. Biz bunun vücut bulduğu yerde siyaset yapıyoruz zaten.






