Saadet Partisi Batman İl Başkanı Mehmet Fırat, Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atıklara tepki göstererek, atık ithalatında daha sıkı ve şeffaf bir denetim sistemi kurulması çağrısında bulundu.
Türkiye’nin Avrupa’dan gönderilen plastik atıkların önemli adreslerinden biri hâline geldiğini belirten Fırat, 2025 yılında yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye 503 bin ton plastik atık gönderildiğini ifade etti.
Çevre meselesine yalnızca ekonomik açıdan bakmadıklarını vurgulayan Fırat, “Bizim medeniyet anlayışımızda toprak, su ve hava Allah’ın bize emanetidir. Bu emaneti korumak hem bugünkü insanımıza hem de gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur” dedi.
“GERİ DÖNÜŞÜM ADI ALTINDA ATIK YÜKÜ TAŞINMAMALI”
Geri dönüşümün gerekli olduğunu ancak Türkiye’nin Avrupa’nın plastik atık yükünü taşımasının kabul edilemeyeceğini kaydeden Fırat, Türkiye’nin kendi şehirlerinde oluşan atıkları ayrıştırma ve geri dönüştürme sistemini geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Plastik atık ithalatına ilişkin denetimlerin artırılmasını isteyen Fırat, kirli, karışık ve geri dönüştürülmesi güç plastiklerin ülkeye girişine izin verilmemesi gerektiğini belirtti. İthal edilen atıkların hangi tesise gönderildiğinin, ne kadarının geri dönüştürüldüğünün ve kalan kısmının nasıl bertaraf edildiğinin takip edilerek kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu.
MİLLÎ ATIK YÖNETİMİ POLİTİKASI ÇAĞRISI
Türkiye’nin geri dönüşüm sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Fırat; kaynağında ayrıştırmanın yaygınlaştırılması, belediyelerin altyapısının desteklenmesi, depozito sistemlerinin etkinleştirilmesi ve kaçak döküm ile yakmaya karşı caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini söyledi.
Saadet Partisi olarak millî bir atık yönetimi politikası oluşturulmasını istediklerini belirten Fırat, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin geri dönüşüm kapasitesi öncelikle kendi atığını ekonomiye kazandırmak için kullanılmalıdır. Bizim toprağımız başka ülkelerin çöp sahası değildir. Suyumuz, havamız ve toprağımız ticari hesaplara feda edilemez. Emanete sahip çıkmak yalnızca bir çevre politikası değil; ahlaki, insani ve nesiller arası bir sorumluluktur.”






