DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar ve parti yöneticisi Metin Özdemir’in katledilmesine ilişkin davada bazı sanıklar hakkında verilen kararlar tartışma konusu olurken, cinayetin arka planında yer aldığı belirtilen isimlerin büyük bölümü hakkında ise etkili bir yargılama yürütülmediği belirtiliyor.
Demokrasi Partisi (DEP) Mardin Milletvekili Mehmet Sincar, partisinin üyeleri Habip Kılıç ve Hikmet Kılıç’ın öldürülmesini araştırmak üzere 4 Eylül 1993’te Batman’a gitti. Sincar, aynı gün DEP Batman İl Örgütü yöneticisi Metin Özdemir’le birlikte uğradığı silahlı saldırıda katledildi.
Sincar’ın katledilmesinin üzerinden bugün tam 33 yıl geçti. Aradan geçen zamana rağmen cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların tamamının yargılanmasına ilişkin tartışmalar devam ediyor.
3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen kazanın ardından hazırlanan raporda, Sincar ve Özdemir’in “Yeşil” kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım ile itirafçılar Alaattin Kanat, İsmail Yeşilmen ve Mesut Mehmetoğlu tarafından katledildiği belirtildi. Ancak JİTEM’in kurucuları arasında gösterilen Mahmut Yıldırım bulunamadı. Diğer üç isim hakkında da cinayet nedeniyle herhangi bir yargılama yapılmadı.
Cinayette kullanılan silah bulundu
Sincar cinayetine ilişkin soruşturmada önemli gelişmelerden biri, 17 Ocak 2000’de İstanbul Beykoz’da Hizbullah’a yönelik operasyonda yaşandı. Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun hayatını kaybettiği operasyonda, Sincar’ın katledilmesinde kullanıldığı tespit edilen bir silah bulundu.
Operasyonların ardından bazı Hizbullah üyelerinin ifadelerinde, Sincar cinayetinde Cihan Yıldız ve Ejder Arpa’nın da yer aldığı belirtildi. Bunun üzerine iki isim hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Cinayetin işlendiği tarihten bu yana firari olarak aranan Ejder Arpa’nın bulunamaması nedeniyle dosyası Cihan Yıldız’ın dosyasından ayrıldı.
Cihan Yıldız’ın yargılanması yeniden başladı
Cihan Yıldız hakkında açılan davada 26 Nisan 2013’te ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Karar, Haziran 2024’te Yargıtay tarafından onandıktan sonra dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı.
AİHM’nin DGM’lerde askeri üye bulunması nedeniyle verdiği ihlal kararlarının ardından Yıldız’ın avukatının yaptığı yeniden yargılama başvurusu kabul edildi
2 Ekim 2019’da Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanmaya başlanan Yıldız, aynı duruşmada tahliye edildi.
Yıldız’ın tutuksuz yargılandığı davada, son celsede yurt dışına çıkış yasağı da kaldırıldı. Yedi yıldır mütalaanın sunulmadığı davanın 18’inci duruşması 15 Aralık’ta görülecek.
Hizbullah yöneticilerine verilen ceza
Sincar’ın da aralarında bulunduğu 183 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Hizbullah lideri Edip Gümüş ile örgütün askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar hakkında da yeniden yargılama sonucunda karar verildi.
Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, 14 Temmuz’da görülen davada Gümüş ve Tutar’a “örgüt üyeliği” suçundan 7 yıl 5 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, sanıkların duruşmadaki tutumlarını “saygın” bularak iyi hal indirimi uyguladı ve cezayı 6 yıl 3 aya düşürdü.
Daha önce 9 yıl tutuklu kalan Gümüş ve Tutar’ın yeniden cezaevine girmelerinin önü bu kararla kapandı. Sincar davası avukatları ise karara itiraz ederek Yargıtay’a başvurdu. Avukatlar, kararın haksız, hukuka aykırı ve yaşam hakkını ihlal edici nitelikte olduğunu belirtti.
Avukat Özdemir: Yargı eliyle ‘aklama’ sürecine tanıklık ediyoruz
Sincar dosyasının avukatı Mehdi Özdemir, 33 yıldır devam eden soruşturma ve yargılama sürecine ilişkin Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
Cinayetin ardından dönemin bakanları tarafından faillerin tespit edildiği ve tanıkların bulunduğu yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Özdemir, buna rağmen olay yerinde yapılması gereken delil araştırmalarının gerçekleştirilmediğini ve soruşturma dosyasının tutanaklarla oluşturulduğunu söyledi.
Cihan Yıldız’ın yeniden yargılanma sürecine dikkat çeken Özdemir, şöyle konuştu:
“Geldiğimiz aşama itibariyle 2019 yılında insan öldürmek, hukuk dışı alıkoymak, işkencede bulunmak gibi suçlar açısından haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan Hizbullah üyeleri, yöneticileri açısından kurulan kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin hukuka aykırı yöntemlerle yeniden yargılamalara konu edildi ve infazları durdurularak, bu kişiler tahliye edildi. 2019 yılından bugüne kadar aralarında tetikçi Cihan Yıldız’ın da bulunduğu kişilerin yeniden yargılama süreçleri devam ediyor.”
Gümüş ve Tutar hakkında yeniden yargılama sonrasında verilen karara da değinen Özdemir, verilen cezanın sanıkların daha önce tutuklu kaldıkları süreden daha az olduğuna dikkat çekti.
“Bu ceza bu kişilerin o dönemde tutuklu kaldıkları süreden çok daha azına tekabül eden, bugün itibariyle bu kişilerin yattıkları süre itibariyle alacaklı konumuna getiren bir karardı ve bu karar yaşamını yitirilenlerin yakınlarının, işkenceye maruz bırakılanların, hukuk dışı alıkoyulanların yargılama sürecinden haberdar edilmeksizin apar topar verildi. Hizbullah eliyle 1990’lı yıllarda yaşatılan katliamların, işkencelerin bugün itibariyle yargı eliyle aklanma sürecine hepimiz tanıklık ediyoruz” diye belirtti.
Meclis raporunda JİTEM vurgusu
Meclis Faili Meçhul Araştırma Komisyonu Raporu’na da değinen Özdemir, raporda devlet içerisindeki JİTEM ve türevi paramiliter güçler tarafından Mehmet Sincar’ın katledilmesinin planlandığının açıkça ifade edildiğini söyledi.
Sincar cinayetinin Hizbullah eliyle gerçekleştirildiğinin de yargı marifetiyle tespit edildiğini belirten Özdemir, buna rağmen cinayetin arka planında yer alan kişiler ile tetikçi Cihan Yıldız ve Hizbullah mensuplarının hukuk ölçüsünde gerekli cezai yaptırımlara maruz bırakılmadığını ifade etti.
‘Yüzleşme gerçek bir barış açısından elzem’
Kürt meselesinin çözümüne ilişkin sürece de vurgu yapan Özdemir, geçmişte yaşanan siyasi cinayetlerle yüzleşilmeden kalıcı bir barışın mümkün olmayacağını söyledi.
Özdemir, şöyle konuştu:
“Gerçek bir barış ancak adaletle gerçekleşebilir. Bu açıdan baktığımız zaman 90’lı yılların karanlık ikliminde bir insan hakları savunucusunun katledilmesi ve yargı eliyle yaklaşık 7 yıllık süreçteki sessizlik, pasiflik ve sonrasında Hizbullah eliyle bu yargılama sürecinin bir boyutunun açığa çıkartılması… Geldiğimiz aşama itibariyle de faili meçhul bırakılmak istenen bir zorla kaybettirme ve yargısız infaz sürecini izliyoruz. Yüzleşme onarıcı bir adalet ilkesi kapsamında sağlanacaksa; 90’lı yıllardaki katliamlar açısından yargısal süreçlerin etkin bir şekilde yürütülmesi ve Türk Ceza Kanunu’ndaki hükümler çerçevesinde eyleme uygun suç tanımı bağlamında gereken cezai müeyyidelerin sağlanması lazım. Aksi durumda üzeri örtülen her bir zorla kaybettirme vakası, faili meçhul cinayeti açısından gelecekte benzeri vakaların, benzeri suçların işlenmesine cesaret ve teşvik edici bir boyut katacaktır. Bu açıdan barış süreciyle birlikte de değerlendirdiğimizde, 90’lı yıllardaki sürece ilişkin gerekli yüzleşmenin sağlanması gerçek bir barış açısından elzemdir”
Başvurular sürüyor
Özdemir, dosya kapsamında cezasızlığa yol açtığını düşündükleri kararlara karşı yaptıkları hukuki başvuruların da sürdüğünü belirtti.
33 yıl önce bir milletvekilinin ve parti yöneticisinin öldürülmesiyle başlayan süreçte, cinayetin tüm sorumlularının ortaya çıkarılması ve yargılanması yönündeki talepler ise devam ediyor.
(Kaynak: MA)







