‘Tefecilik onursuz bir meslektir’

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Batmanlı Gazeteci-Yazar, toplumun giderek büyüyen yaralarından biri olan tefeciliğin yol açtığı yıkımı kaleme aldı. Ekonomik sıkıntı ve çaresizlik üzerinden büyüyen tefeciliğin aileleri parçaladığına, insanları borç ve baskı altında ezdiğine dikkat çekti.

“Tefecilik onursuz bir meslektir” sözleriyle sert tepki gösteren yazar, bu yapıya karşı toplumsal dayanışma ve hukuki mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

 

İŞTE O YAZI:

Bu sözü bir kez daha, daha yüksek sesle, daha derin bir öfkeyle söylemek istiyorum: Tefecilik onursuz bir meslektir.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik ve yoksulluk, tefecilik denilen bu onursuz mesleğin zehirli sarmaşık gibi toplumun bütün hücrelerine yayılmaya çalışıyor. Bakıyorsunuz, bir mahallede, bir sokakta, bir işyerinde, hatta bir ailenin mutfağında bile o sarmaşık kök salmış. Yoksulluk toprağı nemli tutuyor, adaletsizlik güneşi gibi üzerine vuruyor ve o zehirli bitki her geçen gün daha da büyüyor. Kimse fark etmeden, kimse engel olmadan, usul usul, sinsice ilerliyor. Önce bir borçla başlıyor, sonra faizle şişiyor, sonra tehditle, baskıyla, utançla, korkuyla bütün hayatı sarıyor.

Aileler paramparça oluyor.

Bir baba, çocuğunun okul masrafını denkleştiremediği için tefeciye gidiyor. Bir anne, kirasını ödeyemediği için gece yarısı kapıyı çalan o bilinen sesi duyuyor. Karı-koca birbirine düşman oluyor, kardeş kardeşe sırt çeviriyor, evlat babasına “Sen yüzünden bu hale geldik” diye bağırıyor. O masanın etrafında bir zamanlar yemek yenen, gülünen, dertleşilen yerde artık sadece sessizlik, gözyaşı ve kırgınlık var. Aile bağları, tefecinin faiz defterindeki rakamlar kadar soğuk ve acımasız bir şekilde kopuyor.

İntiharlar ve kanlı hesaplaşmalara neden olan bu vampir meslek, daha çok acı ve gözyaşına beden olmadan toplum olarak afaroz edilmeli.

Evet, vampir. Çünkü kan emiyor. İnsanların emeğini, umudunu, onurunu, gelecekteki günlerini emiyor. Geceleri uykusuz bıraktığı gençler var, sabahları aynaya bakamayan babalar var, “Keşke hiç doğmasaydım” diye fısıldayan anneler var. Birçok insan, o borç yükünün altında ezilip intihar ediyor. Birçok insan, o borç yüzünden silah çekiyor, bıçak çekiyor, kan döküyor. Sonra gazetelerde “borç yüzünden cinayet” diye küçük bir haber çıkıyor ve herkes unutup gidiyor. Ama o acı, o gözyaşı, o parçalanmış hayatlar unutmuyor.

Bu uğursuz yapı, bizi biz yapan yardımlaşma ve dayanışma duygusunu yok ediyor.

Bizim toplumumuzun en güzel yanı neydi? Komşu komşunun açını doyururdu, akraba akrabasına el uzatırdı, mahallede biri sıkıntıya düşse herkes bir şekilde yetişirdi. O duygunun adı dayanışmaydı, yardımlaşmaydı, “biz” olmaktı. Tefecilik ise tam tersini yapıyor. İnsanı yalnızlaştırıyor, utandırıyor, “Sen zaten beceriksizsin” dedirtiyor. İnsanlar artık birbirine “Nasıl yardımcı olabilirim?” diye sormak yerine “Acaba o da mı bana borçlu?” diye bakıyor. Güven eriyor, samimiyet eriyor, insanlık eriyor.

Bu yüzden bu uğursuz yapı hem ahlaken, hem vicdanen, hem de hukuken bertaraf edilmeli.

Ahlaken… Çünkü bir insanın çaresizliğinden para kazanmak, onurun en alt seviyesidir. Vicdanen… Çünkü gece yatağına yattığında, o borcun altında ezilen insanın yüzü gözünün önüne gelmiyorsa, o vicdan çoktan ölmüş demektir. Hukuken… Çünkü yasa açık: Tefecilik suçtur. Ama sadece yasa yetmez. Yasa kâğıt üzerinde kalmasın, toplum da bu suçu “işte öyle bir şey” diye geçiştirmesin.

Tefeciyi “işadamı” diye savunanlar çıkıyor bazen. “Adam risk alıyor, para veriyor” diyorlar. Hayır. Risk alan değil, çaresizliği sömüren adamdır o. Para veren değil, umudu satan adamdır. Onurlu bir meslek erbabı değil, toplumun etine dolanan bir parazittir.

Bu zehirli sarmaşığı kökünden sökmek zorundayız.

Sadece “kötü bir şey” demek yetmez. Onu görmezden gelmemek, ona göz yummamak, onunla iş tutmamak, onun yanında yer almamak zorundayız. Mahallede, işyerinde, akrabalar arasında “Bu işi yapan insanı aramıza almayız” demek zorundayız. Mağdur olanın yanında durmak, onu yalnız bırakmamak, tefecinin değil, insanın tarafında olmak zorundayız.

Yoksulluk bitmeden, adaletsizlik bitmeden tefecilik tamamen yok olmayabilir. Ama tefeciliği meşru gören, normal karşılayan, “ne yapalım, hayat böyle” diyen zihniyeti yok edebiliriz. O zihniyet yok olduğunda, zehirli sarmaşık da tutunacak yer bulamayacaktır.

Tefecilik onursuz bir meslektir.

Bu sözü her yerde, herkese, her fırsatta söyleyelim.

Ta ki o vampir meslek, o uğursuz yapı, o zehirli sarmaşık, toplumun hücrelerinden tamamen sökülüp atılana kadar.

Daha fazla acı olmasın.

Daha fazla gözyaşı dökülmesin.

Daha fazla aile paramparça olmasın.

Daha fazla insan o yükün altında ezilmesin.

Bizi biz yapan şey yardımlaşma ve dayanışmaysa, o zaman tefeciliği de hep birlikte, ahlaken, vicdanen ve hukuken bertaraf edelim.

Bu, bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.