Tuncer Bakırhan: Barış için konsensüs oluştu

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: “Barış için konsensüs oluştu. Silah bırakma ve yasal adımlar birlikte olmalı”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Cumhuriyet’e konuştu. Bakırhan; sürecin ilerleme hızı, yurttaşın sürece bakışı, ana muhalefetin süreçteki rolü ve TBMM’deki 23 Nisan özel oturumunda yaptığı konuşma hakkında açıklamalarda bulundu.

‘BİR SİYASAL KONSENSÜS OLUŞTU’

Bir süredir sürecin temposunda bir yavaşlama yaşandığını belirten Bakırhan, sürecin hızını değerlendirmeden önce, süreçte azımsanmayacak, tarihin kayıt düşmesi gereken şeyler yaşandığını dile getirdi. Çatışma ve barış deneyimlerinde dünyada neredeyse hiç görülmemiş bir şey olduğunu söyleyen Bakırhan, “Piramit terse çevrildi. Sürecin daha ilk evrelerinde PKK kendini feshetti. Silahlar yalnızca susturmadı; yakıldı. Bu, ‘bir gün silahlar tekrar çıkar’ kapısını kapatan bir karardı. Silahı bıraktılar, demokratik siyaseti seçtiler. ‘Dağdan ovaya gelmek istediklerini’ söylediler. Bu mesaj verildi; net, somut ve geri dönüşü olmayan bir mesaj. Meclis de bu tarihi çağrıya kayıtsız kalmadı. Türkiye tarihinde ilk kez, Kürt meselesinin çözümü ve barış için bu denli geniş bir siyasal konsensüs oluştu; bir komisyon kuruldu. Bunlar küçük gelişmeler değil. Bunlar, onlarca yılın acısını, kaybını ve yorgunluğunu aşmaya talip olan bir iradenin somut ifadeleri” dedi.

‘SİLAH BIRAKMA VE YASAL ADIM EŞGÜDÜMLÜ OLMALI’

Yasal düzenlemelerde gecikmelerin biriktiğini savunan Bakırhan, “Tarihin hızına yetişemeyen bir hukuk zemini, bu sürecin en zayıf halkası haline geldi. Sürecin hukukunun oluşmaması en büyük eksiklik. Burada altını çizmek istediğimiz nokta şu: Silah bırakma ve yasal zemin ‘önce biri sonra diğeri’ mantığı üzerinden değil, eşgüdümle, birlikte yol alarak ilerlemeli. Şimdi bazı olumlu işaretler var. 23 Nisan’daki Meclis konuşmaları, ardından gelen resepsiyon, bizim önerdiğimiz ‘Barış İzleme ve Takip Kurulu’, Sayın Bahçeli’nin gündeme taşıdığı ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ mekanizması ve son olarak Sayın Cumhurbaşkanının ‘Bu süreçten geriye dönüş yok mesajı’ … Tüm bunların ardından ‘artık adım atılmalı’ tartışmaları hem genişledi hem derinleşti. Bunu önemli ve olumlu buluyoruz” diye konuştu.

 ‘SÜRECE STRATEJİK BAKIYORUZ’

Komisyon raporunun, artık beklemeyi kaldırmadığını ifade eden Bakırhan, “Raporlar çekmecelerde değil, yasalarda anlam kazanır. O raporu şimdi somut bir takvime bağlamak, yasal adımları hayata geçirmek zorundayız. Biz bu sürece stratejik bakıyoruz. Günübirlik hesapların, anlık kazanım kaygılarının değil; tüm Türkiye’nin geleceğini güvence altına alacak kalıcı bir barışın peşindeyiz. Bu süreçte ciddiyet şart, suhuletle hareket etmek şart; ama en az bunlar kadar cesaret ve kararlılık da şart. Stratejik aklın bu sürece sahip çıkması için başka bir seçenek yok” dedi.

‘YURTTAŞIN ELEŞTİRİSİ SOMUT ADIMLAR ÜZERİNE’

Sürecin başından beri sahada olduklarını kaydeden Bakırhan, sürecin ‘anlam ve önemini’ birçok kesimle konuştuklarını belirterek, yurttaşların sürece ilişkin önerilerini dinlediklerini söyledi. Sürece eleştirilerin temel eksenini ‘somut adımlar’ başlığının oluşturduğunu ifade eden Bakırhan, “Geçen bunca zamana rağmen halen yasal bir adımın atılmaması insanları düşündürüyor. Halk barış istiyor, ama belirsizlik istemiyor. İnsanlar sürecin ilerlemesini istiyor, fakat bunun somut adımlarla güvenceye kavuşmasını bekliyor. Bu açıdan toplumun soruları, talepleri son derece rasyoneldir. Örneğin yasa dahi gerektirmeyen konularda neden hâlâ adım atılmadığını soruyorlar. Bir yandan barıştan söz edilirken, diğer yandan kayyım uygulamalarının, siyasi operasyonların, gözaltı ve tutuklamaların, cezaevlerindeki ağır koşulların neden sürdüğünü dile getiriyorlar” şeklinde konuştu.

‘SORUMLULUK SADECE DEM PARTİ’YE AİT DEĞİL’

Aldıkları en yaygın önerinin, ‘sürecin selameti için çalışılması, daha fazla anlatılması ve sahiplenilmesi’ olduğunu aktaran Bakırhan, “Ama bu sorumluluk sadece DEM Parti’ye ait değildir. Barış, tek bir partinin omzuna bırakılacak kadar dar; ertelenecek kadar küçük bir mesele değildir. Bu ülkenin geleceğiyle ilgilidir. Dolayısıyla bütün siyasi partiler, demokratik kamuoyu, sivil toplum, emek örgütleri, kadınlar, gençler, aydınlar, inanç çevreleri bu sürece daha fazla katkı sunabilir.  Sahadan gelen bir diğer güçlü talep de Meclis’in daha etkin rol üstlenmesidir. Yurttaşlar Meclis’in daha net, daha hızlı, daha cesur davranmasını bekliyor. Sahadan, yurttaşlardan gelen her eleştiriyi, her öneriyi, her kaygıyı sürecin güçlenmesi için bir katkı olarak görüyoruz” ifadelerine yer verdi.

‘CHP’NİN SÜRECİN BUGÜNLERE GELMESİNDE ÖNEMLİ KATKISI VAR’

Bakırhan CHP’nin sürece yaklaşımını ise şu sözlerle değerlendirdi: “Sayın Özgür Özel başta olmak üzere CHP yönetiminin tutumunu sürece karşıt pozisyonda durma olarak tarif edersek haksızlık yapmış oluruz. Partileri üzerindeki yargı baskısı, çeşitli çevrelerin milliyetçi-ırkçı basınçlarına rağmen barış sürecine dönük çok önemli destek ve katkılar gerçekleştirdiler. TBMM bünyesindeki komisyona katılmaları, orada sundukları katkılar; yine Sayın Özgür Özel’in ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun süreci güçlü şekilde sahiplenmesi önemlidir. Komisyon raporlarında daha güçlü bir rapor beklerdik. Ama biz bardağın dolu tarafına odaklanıyoruz. CHP’nin sürecin bugünlere gelmesinde önemli katkısı vardır. Bu konuda tek bir şüpheye yer yoktur. CHP’nin de içinde olduğu Kürt meselesinin çözümü daha sağlam bir zeminde olur. Bu sebeple, CHP’nin ve tüm muhalefetin demokratik ve hukuki bir güvence içerisinde faaliyetlerini sürdürebilmesi gerekiyor. Öte yandan CHP’nin ana muhalefet partisi olarak barışın gerçekleşmesinde daha güçlü ve aktif rol alabileceğine inanıyorum.”

‘CUMHURİYETE GEÇİŞ FİKRİ BİR DEVRİM’

TBMM’deki 23 Nisan özel oturumunda yaptığı konuşmada ‘Cumhuriyetin devrimci bir fikir olduğunu’ dediğini anımsatan Bakırhan, “Türkiye’de tarih, sosyoloji, siyaset ve hatta hakikat; ideolojik pencerelerin sınırlarından bir türlü kurtulamıyor. Bilimsel bir mesafeyle ele alınamıyor. Oysa bugünden dönüp baktığımızda şunu açıkça söyleyebiliriz: ‘Cumhuriyete geçiş, kendi döneminin koşullarında fikri bir devrimdi. Cumhuriyet fikrine bakışımız budur.’ Ama derdimiz Cumhuriyetin yüzyılı aşan serüveniyle. Kuruluşun fikri devrimci ruhunun, zamanla nasıl içe kapandığıyla. Ve demokrasideki derin, yapısal eksikliklerle. Cumhuriyet kuruldu; yüz yıldır yasama, yürütme ve yargı gerçek anlamda birbirinden ayrılamadı. Kuvvetler ayrılığı ilkesi kâğıt üzerinde kaldı, pratikte hiyerarşi hep korundu. Yargı bağımsızlığı zayıf kaldı; mahkemeler siyasetin aracına dönüştü. Yasama denetim işlevini tam anlamıyla yerine getiremedi. Yürütme güçlendi, diğerleri zayıfladı. Bu denge bozukluğu, Cumhuriyetin demokratik olgunlaşmasının önündeki en büyük engeldi” açıklamasını yaptı.

‘DEMOKRASİ EKSİKLİĞİNİ ORTADAN KALDIRALIM’

Hak ve özgürlükler meselesinde devletin hep çekingen kaldığını savunan Bakırhan, “Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı; bunlar tehdit olarak görüldü, güvence olarak değil. Farklı kimliklerin, dillerin, inançların kamusal alanda var olması kısıtlandı. Cumhuriyet, vatandaş yetiştirmeyi hedefledi; ama o vatandaşın haklarını tam anlamıyla güvence altına almakta geç kaldı, zaman zaman da hiç almadı. Cumhuriyet, halka mal edilmedikçe, topluma yayılmadıkça, özcesi demokratikleşmedikçe; kurdunu içinde barındıran bir meyve olarak kaldı. Dışarıdan sağlam görünür ama içten çürür. Şimdi biz diyoruz ki: Demokrasi eksikliğini ortadan kaldıralım. Demokratik Cumhuriyet, halkın olanı tamamen halka verme fikridir. Eşitlik, özgürlük ve adalet projesidir” dedi.

‘BU TOPRAKLARDA 20. YÜZYILIN BÜYÜK FİKRİ CUMHURİYET’

Bakırhan son olarak şunları söyledi: “İnsanların bize bu konudaki bakış açımızı ideolojik pencerelerin ötesinde görebilmelerini istiyoruz. Çünkü emin olun; o pencereler aralandığında çok fazla statik bakış açısı değişecek, bize karşı inşa edilmiş negatif siyasi putlar kırılacak. Elbette bizlerin de eksikliği olmuştur. Ya derdimizi yeteri kadar iyi anlatamamışız ya da kaygıları yeteri kadar görmemiş olabiliriz. Ez cümle; bu topraklarda 20. yüzyılın büyük fikri Cumhuriyetti. Ama Cumhuriyet, yalnızca ilan edilerek tamamlanmaz; demokrasiyle, eşit yurttaşlıkla, hukukla ve özgürlüklerle tamamlanır. Bugün önümüzde duran görev budur. Cumhuriyeti reddetmek değil, onu dar devlet aklından çıkarıp gerçek anlamda cumhura vermek. Demokratik Cumhuriyet dediğimiz şey tam da budur: Kürdün, Türkün, Alevinin, Sünninin, kadının, gencin, emekçinin, bütün farklılıkların eşit ve özgür biçimde ortak geleceğe katılmasıdır. Cumhuriyetin eksik bırakılmış demokratik vaadini tamamlamakta kararlıyız.”

 

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Uygulamamızı İndir ve Yorum Yap 🌟