DW Türkçe’den Gülsen Solaker haberi:
Çözüm sürecinde Şubat ayından beri ilerleme kaydedilmedi. İktidar, PKK kurucusu Abdullah Öcalan statü verilmesine mesafeli, ancak İmralı’yı ziyaret için kapıyı aralayabilir mi?
Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye,” DEM Parti’nin ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırdığı çözüm sürecinde Şubat ayından beri tıkanıklık yaşanıyor. İktidar partisi PKK lideri Abdullah Öcalan’a statü sağlanmasına mesafeli dururken, farklı kesimlerle görüşmesi için kapıları açabilir.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ekim 2024’teki Öcalan çıkışının üstünden yaklaşık 19 ay, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”ndan bu yana ise 15 ay geçti.
DEM Parti’nin İmralı heyetinin Kurban Bayramı öncesinde adaya giderek Öcalan ile görüşmesi bekleniyor. Bu görüşme ile tıkanıklığın aşılması yönünde bir gelişme olup olmayacağı yakından takip ediliyor.
Bu arada DEM Parti yarın birçok kentte “Barış İçin Sende Bir Adım At” sloganıyla yürüyüş düzenleyerek süreçte adım atılmasını talep edecek.
DEM Parti ne istiyor?
Süreçte gelinen noktada DEM Parti iktidarın silah bırakma ile eş zamanlı bir şekilde yasal düzenlemeler için adım atmasını talep ediyor.
DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları 12 Mayıs’taki grup toplantısında “Süreç bir müddettir durağan. Bu yavaşlama halinden mutlaka ama mutlaka çıkılmalı” diyerek, bunun için TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a sürece öncülük etme çağrısı da yaptı.
Ancak AKP yetkilileri yasal adım için Kurtulmuş’un tek başına bir inisiyatif alamayacağını, çünkü öncelikle yasanın sunulması gerektiğini belirtiyor.
DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan da sürecin geldiği aşamaya ilişkin Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtlayarak, “Çözümü yalnızca güvenlik mekanizmalarına havale eden her yaklaşımın nereye vardığını tarih bize defalarca gösterdi. Siyasi ve hukuki çerçevesi olmayan, muhatabı tanımsız her süreç akamete uğruyor. Geriye bakın, örnekleri görürsünüz” dedi.
Bu arada DEM Parti yetkilileri sürecin iktidar için “seçim endeksli olabileceği ve tıkanmanın bu nedenle mi olduğu” iddiaları hakkında kendilerine bu minvalde gelen bir talep ya da telkin bulunmadığını belirterek süreci seçime bağlamanın doğru olmadığını belirtiyorlar.
AKP’ye göre “hukuk maddi gerçeklik ister”
Süreçte gelinen noktada en son adım TBMM Komisyonu’nun ortak raporunun 18 Şubat’ta yayınlanması olmuştu.

Raporun yayımlanmasının ardından süreçte kamuoyunun bildiği somut bir gelişme kaydedilmezken, AKP bunu PKK’nın silah bırakmada isteksiz olmasına bağlıyor.
TBMM’de İYİ Parti dışındaki tüm partilerin oluşturduğu komisyonun PKK’nın silah bırakması ile ilgili “geçici ve müstakil yasayı” kayda geçirirken, aynı zamanda PKK’nın silah bıraktığının teyidini kritik eşik olarak tanımlamıştı.
Ancak AKP’ye göre sembolik bir silah bırakmadan sonra PKK silah bırakma ve mağaraları teslim etmede hiçbir adım atmadı.
Bu arada iktidara yakın Türkiye gazetesinde bugün çıkan habere göre Millî İstihbarat Teşkilatı PKK’dan silah bırakmaya ilişkin ayrıntılı bir takvim ve yol haritası talep etti. Haberde PKK’dan 10 gün içinde gelmesi istenilen takvime göre bir yol haritası çizileceği ve “fermuar sistemi” olarak tanımlanan yöntemle karşılıklı adımların gündeme gelebileceği belirtildi.
İktidar partisindeki güvenlik politikaları ile ilgili yetkililer bu “isteksizliği” İran ile ilgili sürece bağlarken, İsrail’den gelen telkinlerle örgütün kendisini beklemeye aldığını ve İran ile ilgili ilerde olabilecek bir süreç için silahlı olmak istediğini belirtiyor.
DW Türkçe’ye konuşan AKP’li bir yetkili devletin PKK’nın elindeki silah, mühimmat ve mevkilerin kaydına hâkim olduğunu, ancak aradan geçen süreye rağmen silah bırakmanın “sembolik” düzeyde kaldığını söyleyerek, ortak raporda yer alan “silah bırakmanın varlığını güçlendirecek müstakil ve geçici kanun” önerisinin de ancak silahların bırakıldığının devletçe teyit edilmesinden sonra devreye gireceğini tekrarlıyor.
Aynı yetkili, DEM Parti’nin istediği yasa hakkında “Hukuk belirsizlikler, tahminler üzerinde metin inşa etmez. Silah bırakılmıştır, örgüt kendini feshetmiştir diye tarif edeceğiz. Yoksa tarif edemeyiz” ifadelerini kullanıyor.
Örgüt varlığını “fiilen sonlandırmadığı halde sonlandırmış gibi” kanun yapılamayacağını söyleyen aynı yetkili, “PKK silah bırakmadığı sürece zaten ortada mevcut kanuni düzenlemelerimiz var, mesela ‘etkin pişmanlık’ yasası var zaten” diyor.
AKP’li yetkililer beklenen yasal adımların bu yasama döneminde sunulup sunulmayacağı ile ilgili şu an için net yanıt vermiyor.
AKP, Öcalan’a statüye mesafeli ama kapıları açabilir
Öte yandan iktidar partisi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 5 Mayıs’taki grup toplantısında dile getirdiği Öcalan’a statü meselesine mesafeli duruyor.
Öcalan’ın şu anda ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla mahkûm durumda olduğunu ve bu durumun teknik olarak böyle bir statü tanınmasına imkan vermediğini belirten hukukçu AKP’li bir yetkili, bununla birlikte Öcalan’ın etkinliğinin arttırılması, farklı toplum kesimleriyle, akademisyenlerle ya da gazetecilerle görüşmesinin sağlanmasının mümkün olabileceğini belirtiyor.
Bu arada Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, gazeteci Amberin Zaman’a verdiği demeçte Türkiye’ye ziyareti için “planlar yapıldığını” ve ziyaret vesilesiyle “Öcalan ile de görüşebileceğini” söyledi. Abdi, “Öcalan ile telefonda görüşmediğini ancak mektuplar aldığını” da kaydetti.
Barış Anneleri heyeti de geçtiğimiz hafta DEM Parti yöneticileri ile birlikte Anneler Günü öncesi TBMM’de siyasi partileri ziyaret etmişi. Heyet, İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığına dilekçe vermişti.








