Tabeladan yangına, tribünden eğitime: Yalanla Kürtleri ve süreci hedef alıyorlar

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de yeni çözüm sürecine ilişkin tartışmalar devam ederken, Kürtleri ve Kürtçeyi hedef alan dezenformasyon içerikleri de yeniden hız kazandı. Yıllardır devam eden uygulamalar sanki bugün başlatılmış gibi servis edilirken; yönlendirme tabelalarından seçmeli derslere, orman yangınlarından futbol tribünlerine kadar birçok konu gerçek bağlamından koparılarak kamuoyuna sunuldu.

Son örneklerden biri Diyarbakır’da yıllardır kullanılan Türkçe-Kürtçe yön tabelaları üzerinden yaşandı. Sözcü gazetesi, söz konusu tabelaları “Açılımın somut sonuçları Kürtçe tabelalar” başlığıyla haberleştirerek uygulamanın yeni çözüm sürecinin ardından başladığı izlenimini oluşturdu.

Haberde, “Meclis’te kabul edilen Çerçeve Yasa’nın ilk yansıması yön tabelalarında gerçekleşti” ifadelerine yer verilerek Kürtçenin tabelalarda yeni kullanılmaya başlandığı öne sürüldü. Oysa Diyarbakır’daki çok dilli tabelalar yeni değil. Sözcü’nün kendi arşivinde dahi 2016 yılında yayımlanan bir haberde, Türkçe-Kürtçe yön ve yer belirleme levhalarının kentte kullanıldığı açıkça görülüyor.

Benzer bir çarpıtma, Zazaca seçmeli dersler üzerinden de yapıldı. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2012 yılında müfredata alınan Zazaca seçmeli ders uygulaması ve müfredatta yapılan değişiklikler, yeni çözüm sürecinin sonucuymuş gibi tartışmaya açıldı. Oysa Kürtçe ve Zazaca seçmeli dersler 2012’den beri eğitim sisteminde yer alıyor.

YILLARDIR VAR OLAN TABELAYA “ÖZERKLİK” SUÇLAMASI

İYİ Parti Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş da Diyarbakır’daki çift dilli tabelaları yeni bir gelişme gibi değerlendirerek uygulamanın Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu. Türkeş, tabelaları “Burası özerktir” anlamına gelen bir adım olarak nitelendirdi ve Diyarbakır Valiliğini müdahaleye çağırdı.

Ancak Türkçenin yanında farklı dillerin kullanıldığı yönlendirme tabelaları yalnızca Diyarbakır’da bulunmuyor. İstanbul başta olmak üzere birçok kentte İngilizce ve Arapça ifadelerin yer aldığı tabelalar uzun süredir kullanılıyor. Kürtçe söz konusu olduğunda yükselen “devlete meydan okuma” söyleminin diğer diller karşısında sergilenmemesi, tartışmanın tabeladan çok Kürtçeye yönelik yaklaşım üzerinden yürütüldüğünü bir kez daha gösterdi.

ORMAN YANGINLARI ÜZERİNDEN BİR HALK HEDEF GÖSTERİLDİ

Dezenformasyonun bir başka ayağını ise orman yangınları üzerinden yapılan paylaşımlar oluşturdu. Bazı sosyal medya hesapları, herhangi bir doğrulanmış bilgiye veya somut delile dayanmadan yangınları Kürtlerle ilişkilendirmeye çalıştı.

PKK gerekçe gösterilerek milyonlarca Kürt vatandaşın zan altında bırakılması, açık bir hedef gösterme ve toplumsal ayrışmayı körükleme girişimi olarak tepki çekti. Münferit veya faili henüz belirlenmemiş olaylardan hareketle bir halkın tamamını suçlayan hesapların, nefret söylemini sistematik biçimde yaydığı belirtildi.

Geçmiş yıllarda benzer asılsız iddiaların batı illerinde yaşayan Kürt vatandaşlara yönelik saldırılara zemin hazırladığı hatırlatılırken, aynı tehlikeli dilin yeniden dolaşıma sokulmasının ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapıldı.

Kamuoyu şimdi açıkça soruyor: Doğrulanmamış iddialarla bir halkı hedef gösteren, toplumsal nefreti büyüten ve provokasyon üreten hesaplara neden müdahale edilmiyor?

ANA HABERDE MİLYONLARA YANLIŞ BİLGİ

Dezenformasyon zincirinin son halkası ise Sözcü TV ekranlarında yaşandı. Ana haber sunucusu Serap Belovacıklı, Amedspor karşılaşmasında İstiklal Marşı’nın ıslıklandığını öne sürdü. Ancak görüntülerin incelenmesinin ardından bu iddianın gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

Ümit Özdağ’ın da daha önce montajlandığı belirtilen bir video üzerinden aynı iddiayı gündeme getirdiği hatırlatıldı. Sosyal medyada üretilen ve doğrulanmadan dolaşıma sokulan bir iddianın ana haber ekranından milyonlara aktarılması, gazeteciliğin temel doğrulama sorumluluğunun nasıl hiçe sayıldığını gözler önüne serdi.

Belovacıklı daha sonra canlı yayında Amedspor’dan ve taraftarlarından özür diledi. Ancak bu özür, doğrulanmamış bir suçlamanın milyonlarca kişiye ulaştırıldığı ve bir taraftar grubunun hedef haline getirildiği gerçeğini ortadan kaldırmadı.

BU, HATA DEĞİL; TEHLİKELİ BİR YAYINCILIK DİLİDİR

Yıllardır kullanılan Kürtçe tabelaları “yeni açılımın sonucu” diye göstermek, 2012’den beri var olan seçmeli dersleri bugün başlamış gibi sunmak, delilsiz yangın iddialarıyla Kürtleri zan altında bırakmak ve gerçekleşmeyen bir ıslıklama olayını ana haberden gerçekmiş gibi aktarmak basit bir dikkatsizlikle açıklanamaz.

Bir halkı sürekli şüpheli, tehdit veya suç unsuru gibi gösteren bu yayın dili; gazetecilik değil, toplumsal gerilimi besleyen sorumsuz bir propaganda biçimidir.

Eleştiri herkesin hakkıdır. Ancak yalan üretmek, eski görüntüleri yeniymiş gibi sunmak, montaj içeriklerle algı oluşturmak ve milyonlarca insanı etnik kimliği üzerinden hedef göstermek ifade özgürlüğü değildir.

Dezenformasyon cezasız kaldıkça yalan büyüyor, hedef gösterenler daha da pervasızlaşıyor. Yetkili kurumların nefret söylemi ve bilinçli dezenformasyon yayan kişi ve hesaplar hakkında etkili inceleme başlatması artık bir tercih değil, toplumsal barış açısından zorunluluktur.

 

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.