Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, 2026-2027 Adli Yılı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada yargı bağımsızlığı, tutuklama tedbirleri, ifade özgürlüğü ve avukatların yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Sağkan, toplumsal bütünleşmenin kalıcı hâle gelmesi için sürecin hukuk temelinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Yeni adli yıl, Yargıtay İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle başladı. Törende konuşan TBB Başkanı Erinç Sağkan, Türkiye’nin çevresinde savaşların sürdüğü bir coğrafyada çatışmasızlık ve barış çabalarında önemli bir sorumluluk taşıdığını belirtti.
“Toplumsal bütünleşme hukukla sağlanmalı”
Türkiye’nin yaklaşık 40 yıldır devam eden çatışma sürecini geride bırakması bakımından tarihî bir eşikte bulunduğunu ifade eden Sağkan, meselenin yalnızca silahların susması şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Sağkan, “Önümüzde duran meselenin demokratik hukuk devletinin tam anlamıyla inşası ve toplumsal bütünleşmenin hukuk aracılığıyla tesisi olarak görülmesi gerekiyor” dedi.
Sürecin hukuki zemininin açık, öngörülebilir, denetlenebilir ve anayasal ilkelerle uyumlu olması gerektiğini vurgulayan Sağkan, kalıcı toplumsal bütünleşmenin ancak hukuk devletinin güvencesi altında sağlanabileceğini kaydetti.
Yüksek mahkeme kararlarının uygulanması çağrısı
Hukukun üstünlüğünün en önemli göstergelerinden birinin bağımsız yargı kararlarına uyulması olduğunu belirten Sağkan, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına bağlı kalması gerektiğini ifade etti.
“Adalet, yargı kararının verilmesiyle değil, uygulanmasıyla varlık kazanır” diyen Sağkan, Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının kamu makamlarının tercihine bırakılamayacağını söyledi.
Tutuklama ve ifade özgürlüğü eleştirisi
Sağkan, tutuklama ve bazı adli kontrol tedbirlerinin kanunda belirtilen şartlar gözetilmeden, ölçüsüz biçimde uygulandığını savundu.
Ceza soruşturmalarındaki gizlilik ilkesinin kamu makamları tarafından ihlal edilmesinin masumiyet karinesi ile lekelenmeme hakkına zarar verdiğini belirten Sağkan, bu uygulamaların ceza adalet sistemine duyulan güveni azalttığını ifade etti.
İfade özgürlüğüne ilişkin bazı yargı uygulamalarının özgürlük alanını daralttığını dile getiren Sağkan, özellikle “kamu barışına karşı suçlar” kapsamındaki bazı uygulamaların ifade özgürlüğü üzerinde baskıya dönüştüğünü söyledi.
“Siyasetin dili ile yargının dili birbirine yaklaşıyor”
Türkiye’de siyasetin dili ile yargının dilinin giderek birbirine yaklaştığını belirten Sağkan, siyasi anlaşmazlıkların mahkeme salonlarına taşınmasının adalete duyulan güveni sarstığını söyledi.
Sağkan, “Yargı kararlarının hukuki anlamlarından çok kime yaradığı, kimi etkilediği ve hangi siyasi sonucu doğuracağı konuşuluyor. Böyle dönemlerde kararın gerekçesi değil, arkasındaki irade aranmaya başlanıyor” ifadelerini kullandı.
Geciken adalet ve avukatların sorunları
Yargılamaların uzun sürmesinin adalet sisteminin temel sorunlarından biri olduğunu belirten Sağkan, yargının iş yükünün azaltılması ve avukatların bilgi ile belgelere erişiminin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini kaydetti.
Avukatlara yönelik şiddetin münferit olaylar olarak değerlendirilemeyecek ölçüde yaygınlaştığını söyleyen Sağkan, caydırıcı cezalar ile önleyici mekanizmaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Genç avukatların ekonomik sorunlarına da değinen Sağkan; prim muafiyetinin yeniden uygulanması, zorunlu müdafi ücretlerinin artırılması, staj döneminde kamu desteği sağlanması ve kamu avukatlarının özlük haklarının iyileştirilmesini talep etti.
“Konuşma sırası artık hukukta”
Sağkan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Silahlar konuşurken hukuk susar. Siyasi iradeler çatışma süreçlerini sona erdirebilir ancak toplumsal bütünleşmenin kalıcı olması, yurttaşların hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir hukuk düzenini gerektirir. Silahlar susuyorsa konuşma sırası da artık hukuka geçmelidir. Her alanda, herkes için ve eşit biçimde.”
Sağkan, yeni adli yılın yargı mensupları, adalet çalışanları ve tüm yurttaşlar için adaletin etkin biçimde gerçekleştiği bir yıl olması temennisinde bulundu. Konuşmanın içeriği TBB’nin yayımladığı resmî metinle doğrulandı.







