DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt meselesiyle ilgili süreçte “iktidarın adıma adım ile karşılık vermesi” gerektiğini belirtti: “Şimdi sıra iktidarda. Teyit ve tespit raporu gecikmeden yayımlanmalı, MGK kararını almalı, Çerçeve Yasa’nın uygulama adımları başlamalı.”
Bakırhan’ın ANF’ye verdiği röportajda öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
“Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde güveni sağlamanın ve bir gelecek inşa etmenin yolu, adımların karşılıklı atılmasıdır. Sayın Öcalan’ın [27 Şubat 2025] yaptığı çağrıdan 8 Ekim’de (2026) Hareket Yönetimi’nin yaptığı açıklamaya kadar, süreç başladığından beri çok önemli adımlar atıldı. Bu adımlara karşılık olarak Meclis Komisyonu’nun kurulması ve Meclis heyetinin İmralı’ya gitmesi gibi önemli adımlar atıldı. Fakat bu adımları ileriye taşıyacak, süreci hukuki güvenceye kavuşturacak, Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarını sağlayacak adımlar atılmasıyla ilgili bir bekleme hali var.
SIRA İKTİDARDA, MGK KARARINI ALMALI
İktidar, adıma adım ile karşılık vermeli; süreç, merdiven yöntemiyle, yani birbirini takip eden basamakları karşılıklı adımlarla geçme şeklinde bir formülle devam etmelidir.
Şimdi sıra iktidarda. Teyit ve tespit raporu gecikmeden yayımlanmalı, MGK kararını almalı, Çerçeve Yasa’nın uygulama adımları başlamalı. Bir taraf adım atarken öbür taraf beklemeye devam ederse güven aşınır. Bu sürecin en çok ihtiyaç duyduğu şey de güvendir.
ÖCALAN’IN KOORDİNATÖRLÜĞÜNDE BARIŞ VE SİYASALLAŞMA KURULU KURULMALI
Bir şeyin altını özellikle çizmek istiyorum. Bu süreci hızlandıracak ve sonuca ulaştıracak olan Sayın Öcalan’dır. Bunu temenni olarak söylemiyorum, bugüne kadar yaşananlara bakarak söylüyorum. Her kritik eşikte kapıyı onun çağrısı açtı. O yüzden Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde “Barış ve Siyasallaşma Kurulu” hemen kurulmalı. Bunun için zaten teyit-tespite ve yasaya bağlanmış bir koşul da yok. Kurul kurulsun, Sayın Öcalan’la bir araya gelsin. Teyit ve tespit dediğimiz iş de çok daha hızlı ve sağlam ilerler.
ÇERÇEVE YASA UYGULANMALI, DEMOKRATİK SİYASET İÇİN HUKUKİ ALTYAPI OLUŞTURULMALI
Sürecin kalıcı ve geri döndürülemez olması için Çerçeve Yasa’nın uygulanmasıyla işe başlanmalı. Yasada öngörülen kurulların oluşturularak çalışmaya başlanması, kritik eşiği aşmak için önemlidir. Ayrıca Çerçeve Yasa’yı özgürlük ve demokratikleşme yasalarıyla tahkim ederek barışı kalıcı kılmak gerekiyor.
Demokratik siyaset yapmanın vazgeçilmez zemini hukuki güvencedir. Kürtler ve Türkiye’deki her bir yurttaşın demokratik siyaseti özgür ve eşit şekilde yapmasını sağlayacak hukuki alt yapının oluşturulması gerekiyor. Bildiğiniz üzere Türkiye yönetsel mimarisi, tarihsel olarak demokratik siyaset yapma hakkını hep kısıtlamalarla düşünmüş, 2015’ten bu yana da hukuki güvenceden büyük oranda menetmiştir.
Bu süreklilik barındıran gidişatın tersine çevrilmesi gerekiyor.
HÜKÜMET KÜRT MESELESİYLE İLGİLİ SÜRECİ SEÇİME Mİ ENDEKSLİYOR?
Her siyasi parti, seçim endeksli siyaset üretme noktasında olabilir. Bunu yadırgamak politik bir duruş değildir. Fakat bu endeksin belli sınırlarının olması gerekiyor. Örneğin, Kürt meselesi gibi iki yüzyılı aşkın geçmişi olan bir sorunun çözümünde seçim endeksi, ilk sıralardaki kaygılardan biri olamaz. İnsan yaşamı ve temel hakları siyasetin üstündedir. Kürt meselesinin demokratik çözümü seçime endekslenemez. Fakat demokratik çözümü sağlayan, zaten doğru bir iş yapmış olur ve Türkiye toplumu bu doğru işi sandıkta ödüllendirir.
Seçimin ne zaman yapılacağına dair doğrudan tahminde bulunmak yerine, başta Kürt meselesinin demokratik çözümü olmak üzere Türkiye’nin seçimden önemli ve öncelikli gündemlerinin olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Bu sorunların çözümünü seçime endekslemek veya takvimlendirmek yerine önceliklendirmek gerekir.
PARTİLER ÜSTÜ GENİŞ BİR BARIŞ HAREKETİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ
Türkiye’de partiler üstü, geniş bir barış hareketi kurmak için çalışıyoruz. Muhalefet partilerini, sendikaları, baroları, meslek odalarını, kadın ve gençlik örgütlerini, Alevi kurumlarını, yazarları, sanatçıları tek tek ziyaret ediyoruz. Ortak bir barış ve demokrasi programı üzerinde birlikte çalışmayı öneriyoruz. Sadece Diyarbakır ve Van’da değil, İzmir, Ankara ve Trabzon’da da barış meclisleri, halk buluşmaları yapmak istiyoruz. Bu hareketin sahibi DEM Parti olmak zorunda değil. Biz, kurucusunun bütün Türkiye olmasını istiyoruz. Barışı bu ülkenin ortak meselesi yapabilirsek demokrasiyi de ortak kazanımımız yaparız. Başka bir çıkış yolu görmüyorum.”








