Salih Erol’un Adlar Ağacı adlı öykü kitabı yarın (17 Nisan) okuyucularıyla buluşuyor. Kitabı hakkında bilgi veren Erol, kitabındaki öykülerin geçmişi kovalayarak uzaktaki bir geçmişe göz kırptıklarını söyledi.
Gazetecilik, köşe yazarlığı ve sendikacılık faaliyetlerinden sonra yazarlığa soyunan Salih Erol, ilk kitabı Adlar Ağacı’nı yayınladı. Dipnot Yayınevi tarafından basılan Adlar Ağacı adlı öykü kitabında 8 öykü yer alıyor. Kitap adını da içinde bulunan Adlar Ağacı adlı öyküden alıyor. 136 sayfadan oluşan kitap, yarın (17 Nisan) tüm kitapevlerinde satışa sunulacak. Kitabı yayınevinin adresinden online olarak satın almak ise mümkün.

Kitabı hakkında bilgi veren Erol, “Kitapta yer alan öykülerimle uzaktaki bir geçmişe baktım. Ama arada bir günümüze bakmayı da ihmal etmedim. Zaten hep geçmişin peşinden gitmiyor muyuz? Bizi şekillendiren geçmiş değil mi? Ben de öykülerimde çocukluğuma indim, çocukluğumun anlatılarına söz verdim” dedi.

“Kitabın içinde kendine yer bulan her öykü içinde bir tarihi, bir anıyı barındırıyor. Ama her öykünün de kendine özgü bir kahramanı var” diyen Erol, kitabında yer alan öyküleriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Kitabın kapak resmine konu olan ‘Babaannemin Sandığı’ öyküsü içinde bir devri ve onun kapanışını barındırıyor. ‘Ceylan’ öyküsünde 90’lı yılların faili meçhul cinayetlerini ve beyaz torosları işledim. Beyaz Toros ile götürülen ve kendinden bir daha haber alınamayan Ferhat’ın ardında bıraktığı nişanlısı Ceylan’ın yaşadıklarını odağına alıyor. ‘Hülya’ çocukluğuma dair bir aşk öyküsü. Ama öykü sadece aşkı ele almıyor; bir töreyi, bir çocuk gelin gerçekliğini de yargılanıyor. ‘Mendil’ öyküsü ise 2024 yılında Hüseyin Çelebi öykü ödülünü kazanan bir öykü. Aslında kitabın içinde 3 tane ödüllü öykü var. Benim için en ön plana çıkan öykü ise kitaba adını da veren ‘Adlar Ağacı’ öyküsü. Bu da çocukluğumun öyküsü ancak sadece o değil. Öykü çocuklukta yaşanan bir dramın nasıl tüm yaşamı şekillendirdiğini çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Aslında Adlar Ağacı tek başına bir ağaç değil. Bir kader, bir gelecek, bir an ve bir yaşamdır. Zaten hepimizin böyle bir ağacı yok mu?”








