Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bloomberg için kaleme aldığı makalede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısının değiştirilmesi ve veto hakkının kaldırılması gerektiğini belirtti.
“MEVCUT YAPI BUGÜNÜN GERÇEKLERİYLE BAĞDAŞMIYOR”
Erdoğan; salgınlar, enerji krizleri, tedarik zincirindeki kırılmalar ve bölgesel çatışmaların, küresel krizlerin çözümünü birkaç başkentin iradesine bırakmanın günümüz gerçekleriyle bağdaşmadığını gösterdiğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki güç dengesini yansıttığını kaydeden Erdoğan, farklı coğrafyaların tecrübe, kapasite ve iradesinin küresel meselelerin çözümüne dâhil edilmesi gerektiğini vurguladı.
“VETO İMTİYAZI KALDIRILMALI”
“Dünya 5’ten büyüktür” çağrısının daha geniş bir sorumluluk anlayışına davet olduğunu belirten Erdoğan, reform ihtiyacının artık somut bir yol haritasına dönüştürülmesinin zorunlu olduğunu söyledi.
Erdoğan, bu yol haritasının merkezinde veto imtiyazının kaldırılmasının bulunması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Güvenlik Konseyine ayrıcalıklı yeni üyeler eklemek, karar alma gücünün birkaç devletin elinde toplanması sorununu çözmez. Veto imtiyazının kaldırılması, anlamlı her türlü reformun hem başlangıç noktası hem de temel stratejik hedefi olmalıdır.”
GENEL KURUL’UN YETKİLERİ GÜÇLENDİRİLMELİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir devletin uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini kalıcı olarak engelleme yetkisine sahip olmaması gerektiğini ifade etti.
Genel Kurul’un yetkilerinin güçlendirilmesini isteyen Erdoğan; daimi üyeliğin bulunmadığı, Güvenlik Konseyi üyelerinin Genel Kurul tarafından belirli sürelerle ve dönüşümlü olarak seçildiği yeni bir yapı önerdi.
Bu sistemle Güvenlik Konseyi’nin temsil kapasitesinin artırılacağını kaydeden Erdoğan, Konseyin Genel Kurul karşısında daha hesap verebilir hâle getirilebileceğini belirtti.
“GELECEĞİN DÜZENİ GEÇMİŞİN HİYERARŞİLERİYLE KURULAMAZ”
Dünya üzerindeki hiçbir güç dengesinin ve uluslararası düzenin kalıcı olmadığını ifade eden Erdoğan, mevcut sistemin yeni savaşları önleme, eşitsizlikleri azaltma ve değişen güç dengelerine cevap verme konusunda yetersiz kaldığını söyledi.
Erdoğan, “Geleceğin uluslararası düzenini geçmişin hiyerarşilerini muhafaza ederek kuramayız” ifadelerini kullandı.
BÖLGESEL AKTÖRLERE DAHA FAZLA SORUMLULUK ÇAĞRISI
Bazı bölgesel aktörlerin artan nüfuzlarının, kendi coğrafyalarında daha fazla sorumluluk üstlenmelerini beraberinde getirdiğini belirten Erdoğan, her bölgenin sorunlarının dışarıdan belirlenen yöntemlerle çözülemeyeceğine dikkat çekti.
Yerel şartları ve ilgili ülkelerin iradesini esas alan yaklaşımların daha kalıcı sonuçlar üreteceğini vurgulayan Erdoğan, diplomatik ve ekonomik kapasiteye sahip ülkelerin barışın tesisinde daha etkin roller üstlenmesi gerektiğini kaydetti.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE FİNANSMAN VURGUSU
Küreselleşmenin refahı yayacağı yönündeki beklentilerin tam anlamıyla karşılanmadığını belirten Erdoğan, gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleştiğini, teknoloji ve ekonomik bağımlılıkların ise yeni rekabet alanlarına dönüştüğünü ifade etti.
Erdoğan, küresel adaletin sağlanabilmesi için sorumlulukların hakkaniyetli biçimde paylaşılması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hakkının ve finansmana erişiminin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE SORUMLULUK ÜSTLENMEYE DEVAM EDECEK”
Kalıcı barışın birbirinden kopuk ve iletişim kurmayan blokların çoğalmasıyla sağlanamayacağını kaydeden Erdoğan, farklı coğrafyaların tecrübe ve kapasitesinin ortak bir zeminde buluşturulması çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin köklü devlet geleneği, diplomatik kapasitesi ve farklı coğrafyalarla kurduğu güçlü ilişkilerle daha adil bir uluslararası sistem arayışında sorumluluk üstlenmeye devam edeceğini belirtti.







