Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan dönüşü uçakta yaptığı açıklamalarda hem Türkiye’deki “yeni süreç” hem de Suriye’deki askeri entegrasyona dair açıklamalarda bulundu. Erdoğan, DSG’nin feshedilerek Suriye ordusuna katılması kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, “Terör defteri artık kapanmalı” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bişkek’teki Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi sonrası uçakta gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı.
“Terörsüz Türkiye süreci bir takvim değil, hedef meselesidir”
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) büyük çoğunlukla geçen “çerçeve yasa” ve PKK’nin silahsızlanma beklentisine dair konuşan Erdoğan, süreç için kesin bir tarih vermenin doğru olmayacağını belirtti.
“Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“’Terörsüz Türkiye’ sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Bugün geldiğimiz noktada Meclis’imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Ancak yasanın uygulanmaya başlanması için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir.”
“Bu süreci millet mayalamıştır ve maya tutmuştur”
İç cephenin güçlendirilmesi ve toplumsal bütünleşme konusunda “DEM Parti’den gelen aykırı seslere” yönelik bir soru üzerine Erdoğan, “Büyük Türkiye Mutabakatı” vurgusu yaptı.
Erdoğan, “Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız, sorumlu olacağız, sağduyulu olacağız. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bilinsin ki toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetlenmektir. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
“(DSG’nin feshi) Ahmed Şara’nın yönetimi ümit vericidir”
Suriye’de DSG’nin feshedilerek Suriye ordusuna entegre olması yönündeki kararı değerlendiren Erdoğan, Şam’daki yeni yönetime destek mesajı verdi:
“Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye’nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı.”
“Amerika, Suriye’de Türkiye’nin yıllardır savunduğu çizgiye geldi”
ABD’nin Suriye politikasındaki değişim ve “tek ordu” vurgusuna değinen Erdoğan, Washington ile Ankara arasındaki görüş ayrılıklarının azaldığını ifade etti.
Erdoğan, “Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye’nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye’nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye’yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye’ye dost ülkeleri Suriye’nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Suriye’deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru olduğunu kanıtlamıştır” dedi.
Yunanistan’a ‘silahsızlanma’ uyarısı: “Yanlış yoldan dönmeliler”
Ege adalarındaki askeri hareketlilik ve Atina ile ilişkilere dair konuşan Erdoğan, Yunanistan’ı sert bir dille uyardı.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“Yunanistan’la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Ama biz her konuda samimi olurken çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan’ın şunu artık anlaması lazım: Türkiye’nin kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye’nin serinkanlı yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri-askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok iyi bir yol göstericidir.”
Rusya-Urayna savaşı ve Karadeniz güvenliği
Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeye değinerek barışın küresel bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Putin ile Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanı bulduklarını ve çok verimli geçtiğini vurgulayan Erdoğan, “Savaşın hem bölgemiz hem dünyamız için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Bir an önce bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci gerçekleşsin istiyoruz. Ayrıca Karadeniz’deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Karadeniz’de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun büyümeden inisiyatif alınmalıdır” diye konuştu.
‘Mekke İttifakı’ bölge istikrarı için güçleniyor
İstanbul’da gerçekleştirilen Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki üçlü toplantının önemine dikkat çeken Erdoğan şunları kaydetti:
“İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komite toplandı. Savunma sanayii, askeri eğitimler ve imkanların paylaşılması gibi teknik konular ele alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var ama gizliden rahatsız olanlar mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur.”
F-35 ve S-400: “Türkiye’nin seçenekleri artık çok daha fazla”
Savunma sanayiindeki diplomatik süreçleri de değerlendiren Erdoğan, Türkiye’nin yerli projelerden ödün vermeyeceğini vurguladı.
Erdoğan, “Sayın Putin’le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Türkiye’nin F-35 programına tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor. Amerika’daki süreçlerin tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Ancak tüm bu diplomatik çabaları yürütürken KAAN projesinden vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Aksine Türkiye’nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur” dedi.







