Sürecin toplumsallaştırılması: Enfeksiyon riski ve tarihsel sorumluluk

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Batmanlı Gazeteci İlhami Işık, Çözüm Süreci ile ilgili öneri ve uyarılarına devam ediyor. Işık, Elips Haberde yer alan yazısında, sürecin toplumsallaştırılması gerektiğinin altının çiziyor.

İŞTE O YAZI:

Bir süreci olgunlaşmadan evvel kapalı kapılar arkasında devam ettirebilirsiniz. Hatta bunu dar bir kadroyla, son derece kontrollü ve gizli bir şekilde sürdürebilirsiniz. Hele ki 45 yıldır devam eden bir şiddet dalgasına neden olan, esas itibarıyla Kürt sorunundan kaynaklanan bir meseleyi ele alıyorsanız, öncesinde çok yoğun gizli ve kapalı görüşmeler yapmanız en doğal hakkınızdır.

Türkiye gibi Ortadoğu’nun tüm sınırlarında yaşayan, son yıllarda bölgenin altüst olduğu bir konjonktürde bulunan ve kutuplaşmanın zirve yaptığı bir zaman diliminde sürecin başlangıcını toplumsallaştırmamak anlaşılır bir durumdur.

Bu aşamada aceleci şeffaflık, daha büyük riskler doğurabilir. Provokasyonlar, dış müdahaleler, iç muhalefet ve toplumsal refleksler hesaba katıldığında, ilk adımların dar çerçevede atılması belki de zorunluydu.

Ama evet, işin bir “aması” var. Siz bir süreci artık topluma deklare etme aşamasına gelmişseniz, bu aşamayı geçerek artık her gün ve her yerde bu süreç konuşulup yazılıyorsa, sizin bu süreci “toplumsallaştırmamak” diye bir anlayışınız olamaz.

Dün nasıl ki başlarken “enfekte olmasın” diye dar çerçevede götürdüğünüz bu süreci bugün toplumsallaştırmadığınız için enfekte olma ihtimali çok yüksektir.

Çünkü bir taraf sadece silahsızlandırmayı öncelerken, diğer taraf demokratikleşmeye ilk adım olarak bakıyor.

Bu iki farklı öncelik, doğru zeminde, doğru insanlarla ve doğru açıklamalarla topluma anlatılmadığı sürece birbirini besleyen bir umut-umutsuzluk sarmalına dönüşüyor.

45 yıllık şiddet birikimiyle şekillenmiş bir meselede, tarafların zihninde farklı “çözüm” tanımları var. Bir kesim için süreç, silahların susması ve örgütün tasfiyesiyle sınırlı kalırken; diğer kesim için bu, yıllardır talep edilen demokratik hakların, özgürlüklerin ve siyasi katılımın önündeki engellerin kaldırılması anlamına geliyor.

Bu farklılıkları yönetmek için en etkili araç, kontrollü ve samimi bir toplumsallaştırma sürecidir.

Yoksa dedikodular, çarpıtılmış bilgiler, provokatif yorumlar ve kutuplaşmış medya üzerinden süreç kendi kendine “enfekte” olur. Halk nezdinde umut yerini güvensizliğe, beklenti yerini hayal kırıklığına bırakır.

Ve en kötüsü, bu durum şiddetin yeniden tırmanması için uygun bir zemin hazırlar.

Geçmiş deneyimler de bunu gösteriyor. Başlangıçta kapalı görüşmelerle ilerleyen süreçler, yeterince şeffaf ve kapsayıcı bir şekilde topluma anlatılmadığı için geniş kesimlerde sahiplenilemedi. Bir taraf “silah bırakılacak” beklentisiyle ilerlerken, diğer taraf “demokratik adımlar atılacak” umuduyla bekledi. Aradaki boşluk dolmadığı için süreçler kırılgan kaldı ve sonunda çöktü.

Bugün benzer bir riskle karşı karşıyayız.

Son iki yılda doğru zeminde, doğru insanlarla ve doğru açıklamalarla topluma gidilseydi, bugün sürecin seyriyle ilgili umut ve umutsuzluk beraber yürümeyecek, süreç bu kadar kolay enfekte olmaya açık hale gelmeyecekti.

Siz bir tarihi meselenin çözümüne soyunuyorsanız, bunu dar kadroların, sis perdelerinin ve ürkekliğin arkasında sürdüremezsiniz.

Kibir burada en büyük düşmandır. “Biz biliriz, biz yönetiriz, halka gerek yok” anlayışı, en masum süreçleri bile zehirler.

Sis perdeleri ise şeffaflığın yerini alan belirsizliktir. Halk “ne oluyor, nereye gidiyoruz?” diye sordukça, bu boşluk yanlış bilgilerle dolar.

Ürkeklik ise en tehlikeli olanıdır.

Süreci olgunlaştırmak için gereken cesareti gösterememek, zamanla daha büyük cesaret gerektiren adımları imkânsız hale getirir.

Böylesine tarihsel bir süreç, sadece “silah bırak” veya “demokrasi getir” sloganlarıyla yürütülemez. İhtiyaç duyulan şey, bu iki önceliği aynı anda yönetebilecek, her iki tarafın da meşru kaygılarını dikkate alacak, toplumun farklı kesimlerini kapsayacak bir iletişim stratejisidir.

Meclis’te kurulan komisyonlar, raporlar, açıklamalar önemli adımlar olabilir.

Ancak bunlar kağıt üzerinde kalırsa, sokaktaki insan için bir anlam ifade etmez. Medya üzerinden, sivil toplum üzerinden, yerel dinamikler üzerinden, hatta doğrudan halka hitap eden kanallarla sürecin anlatılması şarttır.

“Doğru insanlarla” derken kastettiğim de budur.

Sadece bürokratlar veya parti temsilcileri değil, toplumun güven duyduğu, farklı kesimlerden sesler de bu sürece dahil edilmelidir.

Aksi takdirde ne olur? Bir taraf “silahlar bırakılmıyor” diye süreci sorgular, diğer taraf “demokratik adımlar atılmıyor” diye umudunu kaybeder.

Bu arada kutuplaşma artar, provokasyonlara zemin hazırlanır ve 45 yıllık döngü yeni bir versiyonuyla devam eder.

Bölgesel konjonktür de bu riski büyütür. Ortadoğu’da yaşanan altüstlükler, dış aktörlerin müdahale fırsatlarını artırır. İçeride ise kutuplaşmanın zirvede olduğu bir dönemde, sürecin “halkın süreci” haline gelmemesi, onu kırılgan kılar.

Türkiye’nin bu meseleden kurtulması, sadece güvenlik açısından değil, demokratikleşme, ekonomik kalkınma ve bölgesel istikrar açısından da kritik önemdedir.

Kaynaklar silahlara ve çatışmaya değil, eğitime, sağlığa ve kalkınmaya harcanabilir.

Kürt sorunu çözüldüğünde, Türkiye’nin iç barışı güçlenir, dış politikadaki manevra alanı genişler.

Ama bunun için sürecin olgunlaşması ve toplumsallaşması gerekir.

Gizlilik başlangıç için gerekliydi belki; ama devamı için şeffaflık, cesaret ve kapsayıcılık şarttır.

Kibir, sis perdeleri ve ürkeklikle sürdürülemez bu süreç. Tarih, bu tür yaklaşımların bedelini ağır ödetmiştir.

Şimdi zaman, olgunluk zamanıdır. Süreci enfekte etmeden, doğru zeminde ve doğru şekilde topluma mal etme zamanıdır.

Aksi halde, yarın “neden olmadı?” diye sorduğumuzda, cevabı yine aynı yerde arayacağız.İletişim eksikliğinde, sahiplenme yoksunluğunda ve cesaret gösterememekte.

Bu süreç, Türkiye’nin ortak geleceğidir.

Onu dar kadroların tekelinde bırakmak, en büyük haksızlıktır. Toplumsallaştırmak ise en büyük sorumluluğumuzdur.

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.