Ak Partili Parlak’tan Eren Bülbül ve Ceylan Önkol vurgusu: İkisi de bu ülkenin evladı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Eski AK Parti MKYK Üyesi Alaattin Parlak, çözüm sürecinin yalnızca silahların bırakılması veya yasal düzenlemelerden ibaret olmadığını belirterek, sürecin başarısının toplumsal ve zihinsel dönüşüme bağlı olduğunu ifade etti.

Parlak, yaptığı değerlendirmede, nefret, kin ve ırkçılığın sürecin önündeki en önemli tehditler olduğunu ifade etti.

Toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı acıların ortak bir zeminde ele alınması gerektiğini belirten Parlak, Eren Bülbül ve Ceylan Önkol örnekleri üzerinden “ortak kayıp” vurgusu yaptı.

Parlak, sosyal medyada ve siyasi söylemlerde kullanılan ayrıştırıcı dilin de süreci olumsuz etkileyebileceğini belirterek, nefret söyleminin normalleştirilmemesi çağrısında bulundu.

Parlak’ın değerlendirmeleri şöyle:

“Nefret, kin ve ırkçılık: Çözüm sürecinin en tehlikeli iç tehdidi…

Terörsüz Türkiye süreci, yalnızca bir yasa metni ya da bir silah bırakma töreni değildir. Bu süreç, onlarca yıldır toplumun damarlarına işleyen bir zihniyetin dönüşümüdür. Silahların susması çok önemli bir eşiktir; ancak asıl mesele, o silahları besleyen duyguların, korkuların ve düşmanlıkların da susmasıdır.

Terörsüz Türkiye süreci, silahların susması ve yasal düzenlemelerin tamamlanmasıyla sınırlı değildir. Asıl başarı, toplumun zihninde ve duygularında gerçekleşecek dönüşüme bağlıdır. Bu dönüşümün önündeki en büyük engel ise nefret, kin ve ırkçılıktır. Bu üç unsur, sürecin içine düşmesi en muhtemel sorunların kaynağıdır.

Nefret dili, süreci “ihanet” veya “taviz” olarak çerçeveleyerek toplumsal kabulü zayıflatır.

Kin, geçmişin yaralarını sürekli canlı tutarak affetme ve yeniden entegrasyon zeminini yok eder.

Irkçılık ise etnik kimlikleri karşı karşıya getirerek kutuplaşmayı derinleştirir.

Bu üç unsur bir araya geldiğinde güven erozyonu başlar, kutuplaşma artar ve sürecin meşruiyeti aşınır. Silah bırakılmış olsa bile, toplum nefret ve kinle yüklü kaldığı sürece barış kalıcı olamaz.

Eren Bülbül ve Ceylan Önkol, farklı coğrafyada aynı acıyı yaşayan iki masum çocuktur. Biri Karadeniz’de, diğeri Güneydoğu’da toprağa düşmüş; ikisi de bu ülkenin evladıdır. Onların hikâyesi etnik ayrımı değil, ortak kaybı hatırlatır. Gerçek kardeşlik, bu iki ismi aynı cümlede anabilmekle, birinin acısını hatırlarken diğerini unutmamakla başlar. Eren’in ve Ceylan’ın kanı nefreti değil, barışı sulamalıdır.

Terörsüz Türkiye Sürecini sekteye uğratmak isteyenler, genellikle “milli hassasiyet” maskesi takar. Ancak milli olan, on yıllardır süren kanın durması, çocukların güvenle büyümesi ve ülkenin enerjisinin kalkınmaya yönelmesidir. Gerçek vatanseverlik, nefreti körüklemek değil, barışın maliyetini ve kazancını soğukkanlılıkla tartmaktır.

Bir kez daha tekrarlıyorum Terörsüz Türkiye süreci, yalnızca bir yasa veya bir silah bırakma olayı değildir. Bir zihniyet dönüşümüdür.

Bu dönüşümün önündeki en büyük engel, silah değil; nefret ve ırkçılığın dilidir.

Kimlikleri mutlaklaştıran söylemler, ortak vatandaşlık bilincini aşındırır. Bu ayrıştırıcı dil, sürecin “bölünme” endişesiyle özdeşleşmesine neden olur ve toplumsal bütünleşme hedefinin önünü keser. Sosyal medyada ve siyasi retorikte yükselen bu dil, dezenformasyonu da besleyerek süreci sabote eder.

Her birey, sosyal medyada ve günlük konuşmalarında kullandığı dilin sürecin ruhunu etkilediğini kabul etmelidir. Nefret içeren ifadeleri paylaşmamak, kin dilini normalleştirmemek ve ırkçı genellemelerden uzak durmak, sürecin en temel savunma hattıdır.

Bu dili susturmak, sürecin en kritik ve en zor aşamasıdır. Çünkü silahı bırakmak örgütlerin işidir. Nefreti bırakmak ise toplumun, siyasetin ve her bireyin sorumluluğudur.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, daha fazla kutuplaşma değil; daha fazla soğukkanlılık, adalet ve ortak akıldır. Nefret üzerinden süreci bozma çabalarına karşı en etkili cevap, süreci sahiplenmek ve toplumsal bütünleşmeyi kararlılıkla savunmaktır.

Terörsüz bir Türkiye, ancak kin nefret ve ırkçılıktan arınmış bir zihinle mümkündür. Süreci sahiplenmenin en etkili yolu, bu üç zehri bilinçli biçimde reddetmek ve ortak akılla hareket etmektir.”

Giriş Yap

Batman Burada ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NOT: ✅ Oturumu açık tut kısmını aktif hale getirin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.